16 Haziran 2014 Pazartesi
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN
15 Haziran 2014 Pazar
BABALAR GÜNÜ
Minik oğlum kreste öğretmenleriyle birlikte cok güzel bir süpriz hazırlamışlar... Beyaz thisortun uzerine superman logosu ve tam kalbin üstüne gelecek sekilde minik oğlumun el izinden olusan bir baskı.... Babamiz çok mutlu oldu tabiki... Bu babalar gününde iş nedeniyle iki günlüğüne şehir dışındayim... Durum böyle olunca kutlamalarda tefonla oldu haliyle... Başta babam kayınpederim eşim olmak üzere tüm babaların baba adaylarının ve beylerin babalar günü kutlu olsun...
posted from Bloggeroid
13 Haziran 2014 Cuma
AĞAÇLARA ZARAR VEREN BÖCEKLERLE MÜCADELE
Çam kese böceği ... Kendi küçük ama marifetleri büyük bakmayın siz öyle masum tırtıl ve kelebek oluşuna elbet yararları vardır ama çam ağaçlarına çok zarar veriyor bu minik canlılar... Üst üste birkaç yıl bu zararlının tahribatına uğrayan ağaçlarda boy büyümesi gerilemekte ve hacim kaybı olmaktadır...
İşte bu zararlı çam kese böceğinin kimyasal ilaçlarla yok edilmesini engelleme adına (kimyasal ilaçlamayla sadece zararlı böcekler ölüyor evet ama çevreye de bir o kadar zarar veriyor ) Yalova nın Altınaova ilçesinde Orman Müdürlüğünce çok güzel bir çalışma yapıldı... Bursa Orman Bölge Müdür Yardımcısı Sönmez Ağca ve Fatih Sönmezoğlu, Yalova Orman İşletme Müdürü M. Mustafa Güner, Orman Zararları Şube Müdürü Yusuf Ziya Sekmen, Altınova Belediye Başkan Vekili Birol Bayram, belediye meclis üyeleri ve orman teşkilat personeli ile
orman ağaçlarını zararlı varlıklardan korumak için bölge laboratuvarından yetiştirilen colozoma cylocoponta (çam kese böceği yırtıcısı) böceğini özellikle tırtıllar ile mücadele amaçlı Bayraktepe’de doğaya salındı.
İşte bu zararlı çam kese böceğinin kimyasal ilaçlarla yok edilmesini engelleme adına (kimyasal ilaçlamayla sadece zararlı böcekler ölüyor evet ama çevreye de bir o kadar zarar veriyor ) Yalova nın Altınaova ilçesinde Orman Müdürlüğünce çok güzel bir çalışma yapıldı... Bursa Orman Bölge Müdür Yardımcısı Sönmez Ağca ve Fatih Sönmezoğlu, Yalova Orman İşletme Müdürü M. Mustafa Güner, Orman Zararları Şube Müdürü Yusuf Ziya Sekmen, Altınova Belediye Başkan Vekili Birol Bayram, belediye meclis üyeleri ve orman teşkilat personeli ile
orman ağaçlarını zararlı varlıklardan korumak için bölge laboratuvarından yetiştirilen colozoma cylocoponta (çam kese böceği yırtıcısı) böceğini özellikle tırtıllar ile mücadele amaçlı Bayraktepe’de doğaya salındı.
Bu küçük kese yırtıcısı böcekler aslında doğada var ama larvaları büyümeden sayıları azalmakata ve yeterli olmamaktaydı .Laboratuvar sayesinde sayılarında azalma olmadan doğaya bırakıldı... Bu kurtarıcı böcekler sayesinde ağaçlara zarara veren çam kese böceklerinin sayıları azalacak ve ağaçlarımız zarar görmeyecek... Doğamız için yapılan bu güzel çalışmada başta Orman müdürlüğü olmak üzere emeği geçen tüm insanlara sonsuz teşekkürler... Ağaçlarımız yok olmasın kıymetini bilelim...
Mutlu sağlıklı huzurlu barış ve sevgi dolu bir haftasonu geçirmeniz dileğiyle....
Mutlu sağlıklı huzurlu barış ve sevgi dolu bir haftasonu geçirmeniz dileğiyle....
12 Haziran 2014 Perşembe
ORGANİK ERİŞTE ÇİLEK REÇELİ VE CEVİZLİ EKMEK
İki hafta önce gittiğim Cumalıkızık köyünden ki BURADA anlatmıştım, kahvaltı yapıtığımız Kızık Sofrasın dan da küçük bir alışveriş yapmayı ihmal etmedim tabiki... Sadet ablanın kendisini yaptığı bol yumurtalı erişteden aldım... Küçükken ne çok yerdik erişte... Hatırlıyorum da babamın görev icabı taşrada dolaşırken kadınlar bir araya gelir imece usulu ateşler yakılır saclar kurulur hamurşar yoğurulur kışlık erişteler kesilirdi... Bol tereyağlı yapardı annem ne zevkli yerdik... Sadet ablanın eriştesini yerken o tadı buldum eskilere gittim çok çocukken makarna yerine erişte tüketirdik nasılda organik beslenmişiz aslında hiç katkı maddesi olmadan şimdiki makarnalar tırt yani. Sadece makarna mı dışarıdan aldığımız gıdaların hepsi katkı maddeleri bizler çocuklarımıza göre daha bir şanlıyız aslında... Sadet ablada nın kahvaltısında yediğimiz çilek reçelide çok güzeldi zaten köyün kendi bahçesinin çileği bol taneli çilek reçeline bayıldım.... Birde salçalı sos vardı kahvaltıda hafif baharatlı sarımsak belli bile değil ondan da aldım pişman oldum fazla almadığıma çok leziz çünkü gerçi biraz ekmek fazla yedirtiyor ama olsun nasılsa kilo problememim yok :) Birde cevizli ekmek aldım... Benim annem Bursa lı olduğu için orada bu ekmeğe cevizli lokum derler... Üniversiteden ev arkadaşım Mehtap öğrenci olduğumuz yıllarda bize geldiğinde Bursa Ulu Cami yi gecerken canım çekmişti de gel cevizli lokum alalım demiştim. Kendisi Karabüklü olduğu için olayı direk Safranbolu lokumuna bağlayıp '' karnımız aç ne tatlısı '' demişti ..Cevizli lokumu ekmek şeklinde değil de küçük poğaçalar şeklinde yapılır evlerde... Özellikle Bursa yöresinde kına gecelerinde,mevlütlerde yapılır ve dağıtılır... Bazı yörelerde bunu cevizli tahinli yada haşhalı olarakda yapıyorlar ama benim favorim iri iri cezli olanından...Yolunuz Cumalıkızık köyüne düşerse Kızık Sofrası ndan Sadet ablanın yaptıklarından alın derim... Sağlıklı mutlu günleriniz olsun...
11 Haziran 2014 Çarşamba
TÜRK BAYRAĞI
Kırmızı zemin üzerine hilal ve yıldız bulunan bayrak, Osmanlılarda ilk defa 1793'de devletin resmi bayrağı olarak kabul edildi. Ancak bu bayraktaki yıldız, sekiz köşeliydi. Bu bayrak Osmanlı Devleti'nin resmi ve umumi sembolü olarak kullanıldı. Sultan I Abdülmecid han zamanında 1842'de yıldızın beş köşeli olması kararlaştırıldı ve Osmanlı bayrağının şekli kesinleşti.
Türk bayrağına efsanevi bir anlam katan bir diğer inanış ise şöyledir: Osmanlıların 1448'de, düşmanlarını ağır bir yenilgiye uğrattığı Kosova savaşından sonraki gece; savaş alanında oluşmuş kan gölünün üzerinde gökyüzünden yansıyan hilal ve yıldız yan yana görünmüştür. Böylece sultan II Murad, bu simgeyi devlet bayrakları arasında kullanmaya başlamıştır.
Ay yıldızlı bayrağın 1. Kosova savaşı sonrası oluşması pek bir mümkün. Ancak o gece hilal ile yan yana gelen herhangi bir yıldız değil Jupiter gezegenidir. Fakat bazıları bu olayın II Kosova savaşı sonrasında olduğunu söyler ki bu yanlıştır çünkü o gün ay yeniay evresinde olup herhangi bir şekilde gökyüzünde belirmemiştir.
Bu efsaneye göre ise; Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi, rüyasında göğsünde bir hilal ile yıldızın belirdiğini ve göğsünün büyümeye başladığını görmüştür. Bu rüyayı devletinin cihana hükmedecek kadar büyüyeceğine bağlamış ve bayraklarında kullanmaya başlamıştır.
Türk bayrağı esasen kırmızı değil, aldır. Türk mitolojisinde, Türklerin renklerle ilgisi önemli bir yer
tutar; mavi (gök mazisi, turkuaz), beyaz/ak ve al/kızıl renkleri başta gelir. Al renk kırmızıdan farklıdır, kutsal, tanrısal renktir. Kırmızı renk adı Türkçede 12. asırdan önce pek görülmemektedir. Kırmızı, Türkçeye sonradan, Sogdcadan veya Farsçadan geçmiştir.
Al renk adı kutsallık içerdiği için, Türkler, 'kırmızı bayrak' değil 'al bayrak,' 'kırmızı kan' değil 'al kan,' demişlerdir. Yermek, aşağılamak anlamında 'karalamak' derken, yüceltmek, övmek, kutsamak karşılığı da, 'allamak' sözünü kullanırlar. Bugün dilimizde kullandığımız 'allamak pullamak' sözü de aynı maksatla kullanılmaktadır.
En yükseği Ankara Cebeci'deki 50. Yıl Parkı'ndadır. 300 metrekare büyüklüğündeki en yüksek Türk bayrağının direk uzunluğu 100 metredir.
En büyüğü ise Mersin'in Toroslar Belediyesince, yaklaşık 5 ton boya kullanılarak Toros dağlarının kente bakan yüzünde işlenen, 4.532 metrekare alanı kaplayan Türk bayrağıdır.
Doğu Türkistan'dan, müslüman Boşnaklara, Irak Türkmenlerinden, eski Hatay Cumhuriyetin'ne kadar pek çok halk, Türk bayrağını farklı renk ve biçimde kullanmıştır.
ŞİMDİ SORUYORUM BENİM ŞANLI BAYRAĞIM SİZİN NERENİZE BATTI..
not : bayrak bilgileri haberler.com sitesinden alınmıştır.
not : bayrak bilgileri haberler.com sitesinden alınmıştır.
9 Haziran 2014 Pazartesi
VÜCUTTA ÇIKAN ET BENLERİ
Atahan kuzu ya hamileyken vücudumda küçük küçük kırmız benler çıkmaya başlamıştı doktorum damarlar genişlediği için normal demişti... Geçen yıl kaşıntıyla berabar büyük kırmızı etbenleri çıkmaya başlayınca cildiyecide aldım hemen soluğu önemli bir şey yok dedi... Yine bu yıl aynı dönemde baharda coşuyorlar kesinleştirdim önce bir kaşınma başlıyor bende sivilce falan zannedip göremediğim yerleri kaşırken bazen kopartabiliyordum sonradan farkediyorum ki kırmızı et beni deriden kabarık bir şekilde... Bu yaz tatili nden sonra hazır izinliyken genel bir kontrol için tekrar cilt doktoruna gittim... Cİltteki benler genelde beyaz tenlilerde daha çok çıkıyor... Doktorum benleri inceleyerek herhangibir risk içermediğini güneşe çıkarken yüksek faktörlü koruyucularla çıkmam gerektiğini ve benleri kopartmamamı istedi... Birde çildim çok kuruymuş aslında bölgecel olarak kurudur saç derim yağlıdır mesala (sürekli zeytin yağı küründen olsa gerek) yüzüm karma diğer bölümler kuru... Hal böyle olunca doktor önce eczanede özel olarak hazıralanan bir kremi 15 gün boyunca kullanmamı istedi devamında bu resmini gördüğünüz topicrem e.
Kullanan var mı bilmiyorum ama doktorun karışımı bitince kısa bir araştırmadan sonra bu karışımdan almam lazım kuru cilt birde erken yaşlanma sebebi... Zaten geldik 37 ye artık yaşlanıyoruz hiç olmazsa güzel yaşlanalım ama dimi..:) Mutlu sağlıklı haftalarınız olsun...
5 Haziran 2014 Perşembe
BURSA CUMALIKIZIK DA BİR GÜN NASIL GEÇER
Şansımıza hava bir güneşli bir yağmurlu geçiyordu...
Tam hatırlamıyorum ama 2002 yılları falandı Küçük Emrah ın Kınalı Kar dizisinin de çekildiği konaktan da kareler...
Harika bir gündü tarihle yüzyüze gelmek insanı bir tuaf etsede...
4 Haziran 2014 Çarşamba
Bu Hurriyet Çok Sosyal
Hurriyet.com.tr'nin yeni uygulaması olan "Hürriyet Sosyal’i" ilk duyduğumda bir an önce kullanmak için hevesliydim. Üyelik gerektirdiğini gördüğümde ise, önce biraz üşenir gibi oldum açıkçası... Sonra düşündüm ki, "Hürriyet , sosyal tabanlı bir haber sitesine dönüşüyorsa, bu yeniliklerden geri kalmamak gerek... Dünyada ilk defa, böyle güçlü bir haber sitesi, sosyal bir platform olma yolunda ilerliyorsa madem, ben de oradaki yerimi, bir an önce almalıyım!:)
Bilgisayarın başına geçtim ve şuradaki kısa tanıtım filmini izledim önce. Baktım ki, sosyal.hurriyet.com.tr linkinden bilgilerimi hemen girerek ya da istersem Facebook, Twitter veya Instagram gibi mevcut sosyal medya hesaplarımı kullanarak kolayca üye olabiliyormuşum, bir kaç satırlık bilgiyi doldurur, doldurmaz, üyelik için kullandığım e-mail hesabıma bir aktivasyon maili geldi, tıkladım ve üye olmuş oldum. Artık kendime ait ve ilgi alanlarıma özgü, kendi hurriyet.com.tr'mi oluşturmaya hazırdım işte.
İlk olarak, "Bize ilgi alanlarını söyle, biz sana özel haber, video ve içerikleri sunalım" denildi. Hızlıca bir göz gezdirdikten sonra, onlarca seçenek arasından, Yeme-İçme, Müzik, Moda, Spor, Fotoğraf, Sinema, Seyahat, Hava Durumu, Futbol ve Mekanlar kategorilerini işaretledim şimdilik... Ne de olsa istediğim zaman girip, tekrar değiştirebilirim. Keyif benim değil mi? :)
Sonra diğer kullanıcıları da eklemek istersem, "Kişi Takip Et" diye bir öneride bulunuldu. "Kullanıcı Sözleşmesi"ni de onaylamamla "bana özel haber akışı" sunan Hürriyet'in bu yepyeni dünyasına ilk adımımı atmıştım işte.
Artık sadece haber okuyup geçmek değil, arzu edersem her gün severek saatler harcadığım ve çok aşina olduğum sosyal medya araçlarındaki gibi rahatça kullanarak, oradaki "Like/Beğen" gibi, burada da "Öne Çıkar" tuşuyla beğendiğim ve ilgi gösterdiğim şeyleri gösterebileceğim yeni ve keyifli bir deneyimin içinde buldum kendimi. Yıllardır sosyal ağlarda kullandığım bu özelliklere, artık hurriyet.com.tr gibi bir haber sitesinde sahip olmak; haber okumayı, okuduklarımı paylaşmayı ve istersem de üzerine kendi fikrimi söylemeyi öyle kolaylaştırdı ki, kullanırken hiç yabancılık hissetmedim desem, yeridir.
Daha da güzeli ise, eğer istersem Anasayfa, Gündem, Kelebek, Spor, Ekonomi gibi tüm bölümleri, hala görebiliyor olmam... Tüm bunlara ilaveten, özel ilgi alanlarımı belirlediğim için artık, sırf anasayfada olmadığı için gözden kaçırmak durumunda kaldığım, ama aslında merak ettiğim tüm kaliteli içerikler, "Bana Özel" kısmıyla, kendiliğinden bana geliyor ve işte bu, gerçekten harika bir haber.
Dahası bildirimlere baktığımda gördüm ki, daha girer girmez takipçilerim de oluşmaya başlamış bir anda. "O da nedir*" diye merak edenleriniz için anlatayım. Bu yeni deneyim sayesinde, artık okuyucular, hem Hürriyet yazarları, hem de diğer okuyucularla interaktif ilişki kurabilecekleri, tartışma yaratabilecekleri bir platforma sahip olabiliyor. Yazarların sadece köşe yazıları değil; kişisel postları da okuyucu ile buluşuyor. En sevdiğiniz yazarların, gün içinde neler hakkında paylaşımlarda bulunduğunu da, kolayca takip edebiliyorsunuz. Anlayacağınız bu Hürriyet gerçekten çok sosyal olmuş:)
İçerik: http://usengecsef.blogspot.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Bilgisayarın başına geçtim ve şuradaki kısa tanıtım filmini izledim önce. Baktım ki, sosyal.hurriyet.com.tr linkinden bilgilerimi hemen girerek ya da istersem Facebook, Twitter veya Instagram gibi mevcut sosyal medya hesaplarımı kullanarak kolayca üye olabiliyormuşum, bir kaç satırlık bilgiyi doldurur, doldurmaz, üyelik için kullandığım e-mail hesabıma bir aktivasyon maili geldi, tıkladım ve üye olmuş oldum. Artık kendime ait ve ilgi alanlarıma özgü, kendi hurriyet.com.tr'mi oluşturmaya hazırdım işte.
İlk olarak, "Bize ilgi alanlarını söyle, biz sana özel haber, video ve içerikleri sunalım" denildi. Hızlıca bir göz gezdirdikten sonra, onlarca seçenek arasından, Yeme-İçme, Müzik, Moda, Spor, Fotoğraf, Sinema, Seyahat, Hava Durumu, Futbol ve Mekanlar kategorilerini işaretledim şimdilik... Ne de olsa istediğim zaman girip, tekrar değiştirebilirim. Keyif benim değil mi? :)
Sonra diğer kullanıcıları da eklemek istersem, "Kişi Takip Et" diye bir öneride bulunuldu. "Kullanıcı Sözleşmesi"ni de onaylamamla "bana özel haber akışı" sunan Hürriyet'in bu yepyeni dünyasına ilk adımımı atmıştım işte.
Artık sadece haber okuyup geçmek değil, arzu edersem her gün severek saatler harcadığım ve çok aşina olduğum sosyal medya araçlarındaki gibi rahatça kullanarak, oradaki "Like/Beğen" gibi, burada da "Öne Çıkar" tuşuyla beğendiğim ve ilgi gösterdiğim şeyleri gösterebileceğim yeni ve keyifli bir deneyimin içinde buldum kendimi. Yıllardır sosyal ağlarda kullandığım bu özelliklere, artık hurriyet.com.tr gibi bir haber sitesinde sahip olmak; haber okumayı, okuduklarımı paylaşmayı ve istersem de üzerine kendi fikrimi söylemeyi öyle kolaylaştırdı ki, kullanırken hiç yabancılık hissetmedim desem, yeridir.
Daha da güzeli ise, eğer istersem Anasayfa, Gündem, Kelebek, Spor, Ekonomi gibi tüm bölümleri, hala görebiliyor olmam... Tüm bunlara ilaveten, özel ilgi alanlarımı belirlediğim için artık, sırf anasayfada olmadığı için gözden kaçırmak durumunda kaldığım, ama aslında merak ettiğim tüm kaliteli içerikler, "Bana Özel" kısmıyla, kendiliğinden bana geliyor ve işte bu, gerçekten harika bir haber.
Dahası bildirimlere baktığımda gördüm ki, daha girer girmez takipçilerim de oluşmaya başlamış bir anda. "O da nedir*" diye merak edenleriniz için anlatayım. Bu yeni deneyim sayesinde, artık okuyucular, hem Hürriyet yazarları, hem de diğer okuyucularla interaktif ilişki kurabilecekleri, tartışma yaratabilecekleri bir platforma sahip olabiliyor. Yazarların sadece köşe yazıları değil; kişisel postları da okuyucu ile buluşuyor. En sevdiğiniz yazarların, gün içinde neler hakkında paylaşımlarda bulunduğunu da, kolayca takip edebiliyorsunuz. Anlayacağınız bu Hürriyet gerçekten çok sosyal olmuş:)
İçerik: http://usengecsef.blogspot.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.
1 Haziran 2014 Pazar
TATİL ZAMANI
Yaz iznimi her zaman ki gibi erken kullandım. Bu yıl da tatilin bir kısmını oğlumla başbaşa geçirmek adına Antalya ya Lara ya gittik... Geçen senede olduğu gibi bu yıl da otel olarak tercihimiz limak hotel lara dan yaptık... Çünkü geçen yıl çok memnun kalmıştık...Geçen yıl ki limak maceramızı BURADA ve BURADA anlatmıştım... Yalova dan feribotla Pendik sonrada Sabiha Gökçen Havaalanına geçiş ve bekleyiş... 19 Mayıs olunca harika kocam bir Türk bayrağı karşılamıştı bizi havaalanında... Atahan ın elinde oyuncak su tabancası vardı (oyuncak olarak tabanca asla yoktur ama babası sağolsun havuzda oynar diye almış ama tabancaya da pek benzemiyor aslında) görevliler valize koyun girişte sorun yaşarsınız dediler... Valizleri teslim ederken sağolsun yetkililere söylememize rağmen ' birşey olmaz su oyuncağı dedi' zaten bizim kuzu da vermek taraftarı değildi... Ben bir sorun olacağına adım gibi emindim. Daha bir ay öncesine kadar adamın biri uçak havalanmadan 'şu havalandırmaları açın patlayacağım yoksa ' demiş ve patlamak kelimesi şüpheli kelimeler kategorisine girdiği için adamı uçaktan indirmişlerdi... Geldik ikinci giriş kısmına sıradayken görevli bu oyuncakla geçemeyeceğimizi çocuğu ikna edin alın elinden dedi... Neyse kuzuyu ikna ettik verdik görevli abisine... Sonra tekrar alacağız zannetti herhalde alamayınca başladı kıyamet... Tam yarım saat giriş kapısında millet uçağa biniyor biz yerlerde sürünüyoruz önce ayakkabılar sonra çoraplar bir ara anneye darp... Bütün Antalya yolcuları artık bizi tanıyordu... Neyse ki uçağa binerken kriz geçmişti yorgun düşmüştü ve uyuduk...
Antalya da ilk gün eşimin üniversiteden arkadaşı Halil ve eşi Ergül ve minik kuzularıyla sağolsunlar bizimle ilgilendiler Manavgat a gittik bizim Atahan inat etti uzun kollu swetini çıkartmadı... İnat hala geçmemişti...
Sevgili Ergül ellerine sağlık çok güzel çekmiş şelale öyle şiddetli akıyordu ki serinlikten bir ara üşüdüm bile...
Side Manavgat Antalya gezerken bu da araba öz çekimimiz...
İlk hedefiniz Akdenizdir ileri... Mustafa Kemal in askerleri çok tatlılar ama... O gün sevgili Ergül lerde kaldık misafirperverliği için çok ama çok teşekkürler... İkinci günümüzde otelimize geçtik...
Otelde ikinci defa konakladığımız için yönetim sağolsun herşeyi daha ayrıntılı düşünmüş...Odamız çok güzeldi..
Suit oda ayarlamışlar kuzum diğer odada yatmasına rağmen sabaha karşı mutlaka bizim yanımızda sabahlıyordu:)
Çocuklar için etkinlikler harikaydı zaten ikinci defa gelme nedenimiz de buydu... Bowlingde oğlum derece alınca minik bir hediye kazandı harika bir kumbaramız oldu..
Golf bile oynadık...
Otelde ki yemek çeşitlerini saymakla bitmez keşkek ten suşi ye kadar herşey var benim kuzu yedi gün boyunca makarna yedi... :)
Birde snek ara öğünlerde gözlemeler favorimizdi otel çalışanı Fatma teyzemizin ellerine sağlık börekçi teyze börekçi teyze soluğu onun yanında alıyorduk...İkinci favorimiz waffle ın sadesi ama kalp şekilli olmak şartıyla :)
Her öğle yemeği sırasında burada değişik devasa balıklar oluyor ve Atahan bize poz veriyordu:)
Gözleme ve dondurma...
Geçen sene Atahan havuzdan hiç çıkmamıştı kuma ayağını bile sokmamıştı ayakları gıdıklandı herhalde hiç istemedi... Bu yıl da kumdan hiç çıkmadı KUM KUM KUM KUM sürekli sayıkladı:) Ben de bir ara fırsat bulup uzun zamandır yapmadığım yoga yı yaptım... Burada görevli yoga hocama da sonsuz teşekkürler...
Her gece faklı animasyonlar vardı en çok Küba dans gruplarının gösterisi ve tabi ki Semah çok güzeldi...
Güzel bir tatildi başta muhasebede görevli Fatma Hanım ve eşsiz gözlemeleriyle oğlum sevindiren Fatma Hanım olmak üzere tüm Limak çalışanlarına sonsuz teşekkürler...
29 Mayıs 2014 Perşembe
26 Mayıs 2014 Pazartesi
LINE ile sevdiklerinize ücretsiz internet hediye edin!
Dünyanın önde gelen mobil platformu LINE, 50MB ücretsiz internet olanağı sağlayarak kullanıcılarının iletişim olanaklarını artırmalarına ve birbirleriyle dayanışmalarına katkıda bulunuyor. Mesajlaşma, yüksek kalitede sesli ve görüntülü arama, sesli mesaj, fotoğraf ve lokasyon göndermeyi bir arada ve ücretsiz sunan LINE, kullanıcılarına 50 MB’lık interneti ücretsiz sunmakla kalmıyor, aynı zamanda internet paketi kazananlara isterlerse bunu başkalarına hediye etme olanağı da yaratıyor.
Yalnızca LINE kullanıcılarına sunulan kampanyaya katılmak için çok basit ve eğlenceli bir yol bulunmuş:
Öncelikle telefonunuza LINE’ı indirmeniz gerekiyor: http://line.me/tr/download

1) Etkinlik haftası olan 26 Mayıs - 1 Haziran tarihleri arasında LINE arkadaşlarınıza en az 3 farklı günde mesaj, sticker ya da fotoğraf gönderin.
Yalnızca LINE kullanıcılarına sunulan kampanyaya katılmak için çok basit ve eğlenceli bir yol bulunmuş:
Öncelikle telefonunuza LINE’ı indirmeniz gerekiyor: http://line.me/tr/download

2) Mesaj gönderdiğiniz her gün için 1 puan kazanacaksınız.
3) 3 puanı topladığınızda, ücretsiz 50 MB internet sizin olacak!
Gerekli puana ulaştıktan sonra LINE Türkiye resmi hesabı tarafından iki hafta içerisinde bilgi mesajı alacaksınız. Mesajda belirtilen alana internet paketinin yüklenmesini istediğiniz telefon numarasını girmeniz yeterli. İnternet paketi giriş yaptığınız anda geçerli olacak ve 24 saat boyunca kullanılabilecek. Bilgi mesajının size ulaşabilmesi için LINE Türkiye resmi hesabını arkadaşınız olarak eklediğinize emin olun. Bunun için; LINE’ın ana menüsünde yer alan Diğer/Daha Fazlası > Resmi Hesaplar bölümünü kullanabilirsiniz.
50 MB’lık internet paketi, Turkcell abonesi numaralar tarafından kullanılabiliyor. “Ama benim hattım Turkcell değil” diyorsanız üzülmeyin, bilgi mesajıyla birlikte gelen formu doldururken arkadaşlarınız ya da sevdiklerinizin numarasını girerek kazandığınız internet paketini onlara hediye edebilirsiniz.
Ücretsiz internet paketinize hemen sahip olmak için LINE yükleyin! http://line.me/tr/download
Bir boomads advertorial içeriğidir.
24 Mayıs 2014 Cumartesi
EDA TAŞPINAR GÜNEŞ KREMİ DENEYENLE
Guneslenmeyi havuzu ve denizi hic sevmem ama minik kuzu icin bu yilda tatilimizi deniz kenarinda yaptik... Guneslenmeyi sevmegimi bilen eltim Eda Taspinar gunes kremini onerdi... Evet guzel ve kisa surede bronzlastiriyor ana benim gibi beyaz tenliyseniz once koruyucu yuksek faktorlu krem kullanin( ben Avent kullaniyorum) devaminda Eda Taspinar gunes kremini kullanin sonuc harika...
Tatilden sevgilerimle....
posted from Bloggeroid
21 Mayıs 2014 Çarşamba
HAYVANSEVER OĞLUM BENİM
İnsana önce hayvan sevgisini aşılaycaksin derdi lisedeki felsefe hocam...Hayvanlari seven hicbir insandan zarar gelmez derdi... Yillar gecti her gecen gun kurdugu cumleler daha bir anlam kazandi hayatimda... Minik ogluma da her defasinda etraftaki hayvanlara nasil davranmasi gerektigini elimden geldigince ogretmeye calisiyorum... Baharla beraber canlanan dogayla beraber evde karinca istilasi baslamisti minik kuzum yerde gordugu karincalari peceteyle alip annnneeee kurtarrrr diye bagiriyor beraber bahceye karincalari birakiyoruz...ilk zamanlar oldurmeye calisiyordu bunun yanlis oldugunu anlattim sonra onlarin annesinin yanina gitmesi icin bahceye birakmamiz gerektigini soyledim o gunden beri oyle yapiyoruz... Yolda gordugu her hayvani korkusuzca oksamsya calisiyor...
Bu masum develere de ellemek istedi aslinda da babamiz pek temiz bulmadigi icin basarisiz kaldik...Çocuklarimizin insanlari sevebilmesi icin once hayvanlari sevmesi ogretmeliyiz derim...
posted from Bloggeroid
19 Mayıs 2014 Pazartesi
14 Mayıs 2014 Çarşamba
BAŞIMIZ SAĞOLSUN
Nasıl bir acı nasıl bir duygu ateş düştüğü yeri yakarmış... Soma da maden ocağında trafo dan çıkan yangın ve devamında gelen karbonmonoksit zehirlenmesi... Dün geceden beri içim yanıyor her haber okuduğumda gözyaşlarıma engel olamıyorum Rabbim sen yardımcıları ol ailelerine sabırlar ver... Bir çok söylem var neden ihmal mi iş güvenliği eksikliği mi özelleştirmeden dolayı taşeronlaşma ve davamında gelen sendikasızlık mı.... Yüzlerce insanımız öldü ne olur artık başka insanlar ölmesin... Ekmek parası için güneşe hasret bir yaşam...
13 Mayıs 2014 Salı
MİS GİBİ BURSA EKMEĞİ
Geçen hafta sonu annemi Bursa ya dokora götürdüm bel fıtığı iyice azmıştı artık yürümekte zorlanıyordu. Gittiğimiz hastane tam Bursa fomaradaydı bilenler bilir kapalı çarşının alt tarafı... Doktorda işimiz hayırlısıyla bitince orada oturan kuzenime uğrayıp kahve içelim Yalova ya öyle dönelim dedik... Kuzene giderken de odun fırınlarıyla meşhur sokaklarından geçerken etrafa yayılan o mis gibi ekmek kokuları yok mu.... Offf ki ne of insanın iştahını nasılda açıyor birden... Tandır ekmeğinden tam buğdaylı esmer ekmeklere kadar ama bunların hepsi eski usul odun fırınında pişiyor... Poşetleri ekmek çeşitleriyle doldurduk zeytinlisi, haşhaşlısı... Kuzende çayı demlemiş ohhh miss ki ne mis... Sokakları bile ayrı ayrı güzel eski Bursa evleri... Tarihimi ve kültürümü çok ama çok seviyorum....
11 Mayıs 2014 Pazar
BİR TEK ANNEM OLSUN BANA BİR ŞEY OLMAZ...
Minik kuzun Atahan ın bu yıl ki anneler günü hediyesi çok ama çok güzeldi minik elleriyle kreşte annesine keçeden portföy çanta yapmış bayıldım...
Bu da ikinci hediyemiz büyük bir heyecanla açtım...
9 Mayıs 2014 Cuma
Ülker Çocuk Sinema Şenliği
Bu perşembe Elif'le Ülker'in bu yıl 7.sini düzenlediği muhteşem bir sosyal sorumluluk projesi olan "Ülker Çocuk Sinema Şenliği"nin davetlisi olarak "Karlar Ülkesi"ni izledik.

Kuzum elinde mısırı filmin başlamasını bekliyor. (Salonda hiç yer yoktu. Komşumuz da mısır almaya gitti)
Filmi beklerken Sabri Ülker Gıda Araştırma Enstitüsü Vakfı'nın çocuklar için "beslenme" temalı şarkısını izledik-dinledik.
Çok beğendik.
Filmin çıkışında bizi bu abla ve abi uğurladı.

Filmden çıkan her kuzuya bu paketlerden hediye ettiler.

Peki bu proje benim için ne ifade etti:
Belki 7 yıldır pek çok kez reklamlarını duyduk.
Ücretsiz sinema etkinliği olarak düşündük.
Evet ücretsiz sinema etkinliği.
Ama aslında daha da fazlası.
O uzun kuyrukta sadece çocuklar yoktu.
Pek çok anne de vardı.
Bazısı ilk defa sinemaya gelmişti.
Belki maddi imkanlar, belki yaşam şartları nedeniyle.
Bu annelerin ve çocukların yüzünde o heyecanı gördüm.
Bu nedenle bu projeyi tebrik etmek istiyorum.
Bazen insanları mutlu etmek için çözüm o kadar kolay ki.
Ülker sadece onların sinemaya gitmesini sağladı.
Ama ben inanıyorum ki o anne-çocukların hayatında - hayallerinde farklı pencerelerde açıldı.
Çıkışta verilen o mini paketler çocukların neşesine neşe kattı.
(İçinde süt, kek, çikolata, sakız, bisküvi vardı)
Herkesin sanata ve hayallere daha kolay ulaşması dileğiyle
Sevgiler,
Çiğdem
İçerik: http://www.sorananne.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Kuzum elinde mısırı filmin başlamasını bekliyor. (Salonda hiç yer yoktu. Komşumuz da mısır almaya gitti)
Filmi beklerken Sabri Ülker Gıda Araştırma Enstitüsü Vakfı'nın çocuklar için "beslenme" temalı şarkısını izledik-dinledik.
Çok beğendik.
Filmin çıkışında bizi bu abla ve abi uğurladı.
Filmden çıkan her kuzuya bu paketlerden hediye ettiler.
Peki bu proje benim için ne ifade etti:
Belki 7 yıldır pek çok kez reklamlarını duyduk.
Ücretsiz sinema etkinliği olarak düşündük.
Evet ücretsiz sinema etkinliği.
Ama aslında daha da fazlası.
O uzun kuyrukta sadece çocuklar yoktu.
Pek çok anne de vardı.
Bazısı ilk defa sinemaya gelmişti.
Belki maddi imkanlar, belki yaşam şartları nedeniyle.
Bu annelerin ve çocukların yüzünde o heyecanı gördüm.
Bu nedenle bu projeyi tebrik etmek istiyorum.
Bazen insanları mutlu etmek için çözüm o kadar kolay ki.
Ülker sadece onların sinemaya gitmesini sağladı.
Ama ben inanıyorum ki o anne-çocukların hayatında - hayallerinde farklı pencerelerde açıldı.
Çıkışta verilen o mini paketler çocukların neşesine neşe kattı.
(İçinde süt, kek, çikolata, sakız, bisküvi vardı)
Herkesin sanata ve hayallere daha kolay ulaşması dileğiyle
Sevgiler,
Çiğdem
İçerik: http://www.sorananne.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.
6 Mayıs 2014 Salı
HIDRELLEZ VE YAĞMUR
Bayiliyorum yagmurun toprakla bulustugunda etrafa yaydigi kokuya.... Cama vuran damlalarin cikarttigi tiz sese yada evlerin oluklarindan akan yogun su sesine... Hele birde yagmur bu aksam ki gibi usul usul ve gece yagiyorsa ayri bir keyif veriyor bana... Bir cok insan sevmez yagmuru islanmayi ben cok seviyorum.... Bu aksam hidrellezmis gec farkettim...Atahan kuzuyu uyutunca bahceye cikip gul agacinin altinda topragi eselerken buldum kendimi.... Tum yagmura ragmen... Bir ara elime birseyler oldu meger isirgan otu beni tebrige gelmiş:)) Neyse ki yagmurun damlalari elimde olusan isirganin yanma hissini aliverdi.... İtinayla dilekler cizildi.... Gulun dalinada paralari bagladim sabah ise giderken umarim almayi unutmam... Çocukken hatirliyorumda yagmur yagdigi zaman camlar buhar olurdu ve ben agabim kardesim camin onunde alirdik solugu parmaginizla sekiller cizerdik ne buyuk mutluluk verirdi bize anlatamam.... Taşrada geçen yillarda yagan yagmurla beraber kesilen elektrikler ve gaz lambasinin mumlarin devreye girmesi.... Aman Allahim ne buyuk heyecandi biz cocuklar icin...Yari aydinlik evin icerisinde saklanbac oynamak ve cigliklarla yagmurun sesini bastirmak ne keyif verirdi bize.... Yillar ne cabuk da gecmis megerse ama her yagmurun yagdigi gecede yillar oncesine cocukluguma gitmek paha bicilemez...
posted from Bloggeroid
4 Mayıs 2014 Pazar
YENGE OLDUM BEN....
Eylül bebegimiz nihayet dunyaya geldi hemde normal dogumla... 1Mayis 2014 de saatler 00:12 de bize merhaba dedi...
Heyacanli bekleyis sirasinda esimle benim dogumhane selfie miz... Esim amca bende yenge oldum.... Rabbim tum kucuk bebekleri cocuklari korusun.....
posted from Bloggeroid
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




























