11 Haziran 2014 Çarşamba

TÜRK BAYRAĞI


Kırmızı zemin üzerine hilal ve yıldız bulunan bayrak, Osmanlılarda ilk defa 1793'de devletin resmi bayrağı olarak kabul edildi. Ancak bu bayraktaki yıldız, sekiz köşeliydi. Bu bayrak Osmanlı Devleti'nin resmi ve umumi sembolü olarak kullanıldı. Sultan I Abdülmecid han zamanında 1842'de yıldızın beş köşeli olması kararlaştırıldı ve Osmanlı bayrağının şekli kesinleşti.
Türk bayrağına efsanevi bir anlam katan bir diğer inanış ise şöyledir: Osmanlıların 1448'de, düşmanlarını ağır bir yenilgiye uğrattığı Kosova savaşından sonraki gece; savaş alanında oluşmuş kan gölünün üzerinde gökyüzünden yansıyan hilal ve yıldız yan yana görünmüştür. Böylece sultan II Murad, bu simgeyi devlet bayrakları arasında kullanmaya başlamıştır.
Ay yıldızlı bayrağın 1. Kosova savaşı sonrası oluşması pek bir mümkün. Ancak o gece hilal ile yan yana gelen herhangi bir yıldız değil Jupiter gezegenidir. Fakat bazıları bu olayın II Kosova savaşı sonrasında olduğunu söyler ki bu yanlıştır çünkü o gün ay yeniay evresinde olup herhangi bir şekilde gökyüzünde belirmemiştir.
Bu efsaneye göre ise; Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi, rüyasında göğsünde bir hilal ile yıldızın belirdiğini ve göğsünün büyümeye başladığını görmüştür. Bu rüyayı devletinin cihana hükmedecek kadar büyüyeceğine bağlamış ve bayraklarında kullanmaya başlamıştır.
Türk bayrağı esasen kırmızı değil, aldır. Türk mitolojisinde, Türklerin renklerle ilgisi önemli bir yer
tutar; mavi (gök mazisi, turkuaz), beyaz/ak ve al/kızıl renkleri başta gelir. Al renk kırmızıdan farklıdır, kutsal, tanrısal renktir. Kırmızı renk adı Türkçede 12. asırdan önce pek görülmemektedir. Kırmızı, Türkçeye sonradan, Sogdcadan veya Farsçadan geçmiştir.
Al renk adı kutsallık içerdiği için, Türkler, 'kırmızı bayrak' değil 'al bayrak,' 'kırmızı kan' değil 'al kan,' demişlerdir. Yermek, aşağılamak anlamında 'karalamak' derken, yüceltmek, övmek, kutsamak karşılığı da, 'allamak' sözünü kullanırlar. Bugün dilimizde kullandığımız 'allamak pullamak' sözü de aynı maksatla kullanılmaktadır.
En yükseği Ankara Cebeci'deki 50. Yıl Parkı'ndadır. 300 metrekare büyüklüğündeki en yüksek Türk bayrağının direk uzunluğu 100 metredir.
En büyüğü ise Mersin'in Toroslar Belediyesince, yaklaşık 5 ton boya kullanılarak Toros dağlarının kente bakan yüzünde işlenen, 4.532 metrekare alanı kaplayan Türk bayrağıdır.
Doğu Türkistan'dan, müslüman Boşnaklara, Irak Türkmenlerinden, eski Hatay Cumhuriyetin'ne kadar pek çok halk, Türk bayrağını farklı renk ve biçimde kullanmıştır.
ŞİMDİ SORUYORUM  BENİM ŞANLI BAYRAĞIM SİZİN NERENİZE BATTI..


not : bayrak bilgileri haberler.com sitesinden alınmıştır.

9 Haziran 2014 Pazartesi

VÜCUTTA ÇIKAN ET BENLERİ



Atahan kuzu ya hamileyken  vücudumda küçük küçük  kırmız benler  çıkmaya  başlamıştı  doktorum  damarlar genişlediği için  normal  demişti... Geçen yıl kaşıntıyla  berabar  büyük kırmızı etbenleri çıkmaya  başlayınca  cildiyecide  aldım hemen  soluğu önemli bir şey  yok dedi... Yine bu yıl aynı  dönemde  baharda coşuyorlar kesinleştirdim önce  bir  kaşınma  başlıyor bende sivilce  falan zannedip göremediğim yerleri kaşırken bazen kopartabiliyordum sonradan farkediyorum ki kırmızı et beni deriden kabarık bir şekilde... Bu  yaz tatili nden sonra hazır izinliyken  genel  bir  kontrol için  tekrar  cilt doktoruna  gittim... Cİltteki benler genelde  beyaz tenlilerde  daha  çok çıkıyor... Doktorum  benleri inceleyerek  herhangibir risk içermediğini güneşe  çıkarken yüksek faktörlü koruyucularla  çıkmam gerektiğini ve benleri kopartmamamı istedi... Birde  çildim çok kuruymuş aslında bölgecel  olarak kurudur saç  derim yağlıdır  mesala (sürekli zeytin yağı küründen olsa gerek)  yüzüm karma diğer bölümler kuru... Hal  böyle  olunca doktor önce  eczanede  özel olarak hazıralanan  bir kremi 15 gün  boyunca  kullanmamı istedi devamında bu   resmini gördüğünüz  topicrem e.





Kullanan var mı  bilmiyorum  ama  doktorun karışımı bitince kısa  bir  araştırmadan sonra  bu karışımdan almam lazım  kuru  cilt  birde  erken yaşlanma sebebi... Zaten geldik  37 ye artık yaşlanıyoruz hiç olmazsa güzel  yaşlanalım ama dimi..:) Mutlu  sağlıklı  haftalarınız  olsun...

5 Haziran 2014 Perşembe

BURSA CUMALIKIZIK DA BİR GÜN NASIL GEÇER


Yıllık iznimdeyken genel doktor kontrolleri için Bursa ya  gitmiştim. İşimiz erken bitince uzun zamandır  merak ettiğim ama  bir türlü fırsat bulamadığım Cumalıkızık a  çevirdik rotamızı... Bursa Ankara yolu  üzerinde  Bursa merkeze 15 dk  mesafede bir  yer...Cumalıkızık köyü neden mi bu kadar ünlü kuruluşu yaklaşık 1300 lü yıllara dayanıyor neredeyse Osmanlı nın ilk köyleriden birisi her yer  taş sokak... Evler  halen kerpiçten ahşap...Zaten koruma altında tüm köy...



Şansımıza hava  bir güneşli bir  yağmurlu geçiyordu...



 Burası cin  sokağı diye  geçiyor... Dünyanın en dar  aralığı olarak geçiyor.Biraz ürkütücüde olsa geçtim...Rivayete  göre Cin aralığı ismi Yunanlıların Cumalıkızık ı işgali sırasında konulmuştur .Yunan askerleri köyü basar ve hery eri yağmalar bazı köylüleri kovalamaya başlar bu sırada dağda bulunan eşkiyalarda köyden haber bekler bu sokak dağa çıkarmış ve köylüler cin sokağından dağa çıkar eşkiyalara haber verir yunan askeri bu aralığı görmez ve geri döner.KORKARAK burada cin var zannederler köyün lanetli olduğunu sanırlar dağa kaçan köylüler eşkiyalara haber verir Eşkiylar Yunan askerini gafil avlar ve köyü kurtarır.

 Gezmekten yorulunca biraz  enerji depolayalım dedik ve kendimizi Kızık Sofra sına attık... Bir yer bu kadar mı şirin olur... İşletmecisi Saadet ablanın  sohbetine bayılmamak mümkün  değil. Peynirler hariç her şeyi kendisi yapıyor...



 Sohbet öylesine güzeldi ki zamanın burada  nasıl geçtiğini anlamadık bile kuzine  sobada kızarttığımız ekmeklerin tadı  hala  damağımda... Yemek bahane bir  tatlı muhabbet de gerek  derseniz  Cumalıkızık köyünde Kızık Sofrasını tercih edin derim ben.

Tam hatırlamıyorum ama 2002 yılları  falandı Küçük Emrah ın Kınalı Kar  dizisinin de çekildiği konaktan da kareler...

Harika bir gündü tarihle yüzyüze gelmek insanı bir tuaf etsede... 


4 Haziran 2014 Çarşamba

Bu Hurriyet Çok Sosyal

Hurriyet.com.tr'nin yeni uygulaması olan "Hürriyet Sosyal’i" ilk duyduğumda bir an önce kullanmak için hevesliydim. Üyelik gerektirdiğini gördüğümde ise, önce biraz üşenir gibi oldum açıkçası... Sonra düşündüm ki, "Hürriyet , sosyal tabanlı bir haber sitesine dönüşüyorsa, bu yeniliklerden geri kalmamak gerek... Dünyada ilk defa, böyle güçlü bir haber sitesi, sosyal bir platform olma yolunda ilerliyorsa madem, ben de oradaki yerimi, bir an önce almalıyım!:)
Bilgisayarın başına geçtim ve şuradaki kısa tanıtım filmini izledim önce. Baktım ki, sosyal.hurriyet.com.tr linkinden bilgilerimi hemen girerek ya da istersem Facebook, Twitter veya Instagram gibi mevcut sosyal medya hesaplarımı kullanarak kolayca üye olabiliyormuşum, bir kaç satırlık bilgiyi doldurur, doldurmaz, üyelik için kullandığım e-mail hesabıma bir aktivasyon maili geldi, tıkladım ve üye olmuş oldum. Artık kendime ait ve ilgi alanlarıma özgü, kendi hurriyet.com.tr'mi oluşturmaya hazırdım işte.
İlk olarak, "Bize ilgi alanlarını söyle, biz sana özel haber, video ve içerikleri sunalım" denildi. Hızlıca bir göz gezdirdikten sonra, onlarca seçenek arasından, Yeme-İçme, Müzik, Moda, Spor, Fotoğraf, Sinema, Seyahat, Hava Durumu, Futbol ve Mekanlar kategorilerini işaretledim şimdilik... Ne de olsa istediğim zaman girip, tekrar değiştirebilirim. Keyif benim değil mi? :)

Sonra diğer kullanıcıları da eklemek istersem, "Kişi Takip Et" diye bir öneride bulunuldu. "Kullanıcı Sözleşmesi"ni de onaylamamla "bana özel haber akışı" sunan Hürriyet'in bu yepyeni dünyasına ilk adımımı atmıştım işte.
Artık sadece haber okuyup geçmek değil, arzu edersem her gün severek saatler harcadığım ve çok aşina olduğum sosyal medya araçlarındaki gibi rahatça kullanarak, oradaki "Like/Beğen" gibi, burada da "Öne Çıkar" tuşuyla beğendiğim ve ilgi gösterdiğim şeyleri gösterebileceğim yeni ve keyifli bir deneyimin içinde buldum kendimi. Yıllardır sosyal ağlarda kullandığım bu özelliklere, artık hurriyet.com.tr gibi bir haber sitesinde sahip olmak; haber okumayı, okuduklarımı paylaşmayı ve istersem de üzerine kendi fikrimi söylemeyi öyle kolaylaştırdı ki, kullanırken hiç yabancılık hissetmedim desem, yeridir.
Daha da güzeli ise, eğer istersem Anasayfa, Gündem, Kelebek, Spor, Ekonomi gibi tüm bölümleri, hala görebiliyor olmam... Tüm bunlara ilaveten, özel ilgi alanlarımı belirlediğim için artık, sırf anasayfada olmadığı için gözden kaçırmak durumunda kaldığım, ama aslında merak ettiğim tüm kaliteli içerikler, "Bana Özel" kısmıyla, kendiliğinden bana geliyor ve işte bu, gerçekten harika bir haber.
Dahası bildirimlere baktığımda gördüm ki, daha girer girmez takipçilerim de oluşmaya başlamış bir anda. "O da nedir*" diye merak edenleriniz için anlatayım. Bu yeni deneyim sayesinde, artık okuyucular, hem Hürriyet yazarları, hem de diğer okuyucularla interaktif ilişki kurabilecekleri, tartışma yaratabilecekleri bir platforma sahip olabiliyor. Yazarların sadece köşe yazıları değil; kişisel postları da okuyucu ile buluşuyor. En sevdiğiniz yazarların, gün içinde neler hakkında paylaşımlarda bulunduğunu da, kolayca takip edebiliyorsunuz. Anlayacağınız bu Hürriyet gerçekten çok sosyal olmuş:)
İçerik: http://usengecsef.blogspot.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.

1 Haziran 2014 Pazar

TATİL ZAMANI



Yaz iznimi her zaman ki gibi erken kullandım. Bu yıl da tatilin bir kısmını oğlumla başbaşa geçirmek adına Antalya ya Lara ya gittik... Geçen senede olduğu gibi bu yıl da otel olarak  tercihimiz limak hotel lara   dan yaptık... Çünkü geçen yıl çok memnun kalmıştık...Geçen yıl ki limak maceramızı  BURADA ve BURADA anlatmıştım... Yalova dan feribotla Pendik sonrada  Sabiha Gökçen Havaalanına geçiş ve bekleyiş... 19 Mayıs olunca harika kocam bir Türk bayrağı karşılamıştı bizi havaalanında... Atahan ın elinde oyuncak su tabancası vardı (oyuncak olarak tabanca asla  yoktur ama babası sağolsun havuzda  oynar diye almış ama tabancaya da pek benzemiyor aslında) görevliler valize koyun girişte sorun yaşarsınız dediler... Valizleri teslim ederken sağolsun yetkililere söylememize rağmen ' birşey olmaz su oyuncağı dedi' zaten bizim kuzu da  vermek taraftarı değildi... Ben  bir sorun olacağına adım gibi emindim. Daha bir  ay öncesine  kadar adamın biri uçak havalanmadan 'şu havalandırmaları açın patlayacağım yoksa ' demiş ve patlamak kelimesi şüpheli kelimeler kategorisine girdiği için adamı uçaktan indirmişlerdi... Geldik ikinci giriş kısmına sıradayken  görevli bu oyuncakla geçemeyeceğimizi çocuğu ikna edin alın elinden dedi... Neyse  kuzuyu ikna ettik verdik görevli abisine... Sonra tekrar alacağız zannetti herhalde alamayınca başladı kıyamet... Tam yarım saat giriş kapısında millet  uçağa biniyor biz yerlerde sürünüyoruz önce ayakkabılar sonra çoraplar bir ara anneye darp... Bütün Antalya yolcuları artık bizi tanıyordu... Neyse ki uçağa binerken kriz geçmişti yorgun düşmüştü ve uyuduk...

Antalya da ilk gün eşimin üniversiteden arkadaşı Halil ve eşi Ergül ve minik kuzularıyla sağolsunlar bizimle ilgilendiler Manavgat a gittik bizim Atahan inat etti uzun kollu swetini çıkartmadı... İnat hala geçmemişti...



Sevgili Ergül ellerine sağlık çok  güzel çekmiş şelale öyle şiddetli akıyordu ki serinlikten bir ara üşüdüm bile...

Side Manavgat Antalya gezerken bu da araba öz çekimimiz...

İlk hedefiniz Akdenizdir ileri... Mustafa Kemal in askerleri çok tatlılar ama... O gün sevgili Ergül lerde kaldık misafirperverliği için çok ama çok teşekkürler... İkinci günümüzde otelimize geçtik...


Otelde ikinci defa konakladığımız için yönetim sağolsun herşeyi daha ayrıntılı düşünmüş...Odamız çok güzeldi.. 
Suit oda  ayarlamışlar kuzum diğer odada yatmasına rağmen sabaha karşı mutlaka bizim yanımızda sabahlıyordu:)


Çocuklar için etkinlikler harikaydı zaten ikinci defa gelme nedenimiz de buydu... Bowlingde oğlum derece alınca minik bir hediye kazandı harika bir kumbaramız oldu..



Golf bile oynadık...



Otelde ki yemek çeşitlerini saymakla bitmez keşkek ten suşi ye kadar herşey var benim kuzu yedi gün boyunca makarna yedi... :)




Birde snek ara öğünlerde gözlemeler favorimizdi otel çalışanı Fatma teyzemizin ellerine sağlık börekçi teyze börekçi teyze soluğu onun yanında alıyorduk...İkinci favorimiz waffle ın sadesi ama kalp şekilli olmak şartıyla :)



Her öğle yemeği sırasında burada değişik devasa balıklar oluyor ve Atahan bize poz veriyordu:)
Gözleme ve dondurma...
Geçen sene Atahan havuzdan hiç çıkmamıştı kuma ayağını bile sokmamıştı ayakları gıdıklandı  herhalde hiç istemedi... Bu yıl da kumdan hiç çıkmadı KUM  KUM KUM KUM sürekli sayıkladı:)  Ben de bir ara fırsat bulup uzun zamandır yapmadığım yoga yı yaptım... Burada görevli yoga hocama da  sonsuz teşekkürler...


Her gece faklı animasyonlar vardı en  çok Küba dans gruplarının gösterisi ve tabi ki Semah çok güzeldi...

Güzel bir tatildi başta muhasebede görevli Fatma Hanım ve eşsiz gözlemeleriyle oğlum sevindiren Fatma Hanım  olmak üzere tüm Limak çalışanlarına sonsuz teşekkürler...

26 Mayıs 2014 Pazartesi

LINE ile sevdiklerinize ücretsiz internet hediye edin!

Dünyanın önde gelen mobil platformu LINE, 50MB ücretsiz internet olanağı sağlayarak kullanıcılarının iletişim olanaklarını artırmalarına ve birbirleriyle dayanışmalarına katkıda bulunuyor.  Mesajlaşma, yüksek kalitede sesli ve görüntülü arama, sesli mesaj, fotoğraf ve lokasyon göndermeyi bir arada ve ücretsiz sunan LINE, kullanıcılarına 50 MB’lık interneti ücretsiz sunmakla kalmıyor, aynı zamanda  internet paketi kazananlara isterlerse bunu başkalarına hediye etme olanağı da yaratıyor.
Yalnızca LINE kullanıcılarına sunulan kampanyaya katılmak için çok basit ve eğlenceli bir yol bulunmuş:
Öncelikle telefonunuza LINE’ı indirmeniz gerekiyor: http://line.me/tr/download
1) Etkinlik haftası olan 26 Mayıs - 1 Haziran tarihleri arasında LINE arkadaşlarınıza en az 3 farklı günde mesaj, sticker ya da fotoğraf gönderin.
2) Mesaj gönderdiğiniz her gün için 1 puan kazanacaksınız.
3) 3 puanı topladığınızda, ücretsiz 50 MB internet sizin olacak!
Gerekli puana ulaştıktan sonra LINE Türkiye resmi hesabı tarafından iki hafta içerisinde bilgi mesajı alacaksınız. Mesajda belirtilen alana internet paketinin yüklenmesini istediğiniz telefon numarasını girmeniz yeterli. İnternet paketi giriş yaptığınız anda geçerli olacak ve 24 saat boyunca kullanılabilecek. Bilgi mesajının size ulaşabilmesi için LINE Türkiye resmi hesabını arkadaşınız olarak eklediğinize emin olun. Bunun için; LINE’ın ana menüsünde yer alan Diğer/Daha Fazlası > Resmi Hesaplar bölümünü kullanabilirsiniz.
50 MB’lık internet paketi, Turkcell abonesi numaralar tarafından kullanılabiliyor.  “Ama benim hattım Turkcell değil” diyorsanız üzülmeyin, bilgi mesajıyla birlikte gelen formu doldururken arkadaşlarınız ya da sevdiklerinizin numarasını girerek kazandığınız internet paketini onlara hediye edebilirsiniz.
Ücretsiz internet paketinize hemen sahip olmak için LINE yükleyin! http://line.me/tr/download
Bir boomads advertorial içeriğidir.

24 Mayıs 2014 Cumartesi

EDA TAŞPINAR GÜNEŞ KREMİ DENEYENLE




Guneslenmeyi havuzu ve denizi hic sevmem ama minik kuzu icin bu yilda tatilimizi deniz kenarinda yaptik... Guneslenmeyi sevmegimi bilen eltim Eda Taspinar gunes kremini onerdi... Evet guzel ve kisa surede bronzlastiriyor ana benim gibi beyaz tenliyseniz once koruyucu yuksek faktorlu krem kullanin( ben Avent kullaniyorum) devaminda Eda Taspinar gunes kremini kullanin sonuc harika...



Tatilden sevgilerimle....
posted from Bloggeroid

21 Mayıs 2014 Çarşamba

HAYVANSEVER OĞLUM BENİM




İnsana önce hayvan sevgisini aşılaycaksin derdi lisedeki felsefe hocam...Hayvanlari seven hicbir insandan zarar gelmez derdi... Yillar gecti her gecen gun kurdugu cumleler daha bir anlam kazandi hayatimda... Minik ogluma da her defasinda etraftaki hayvanlara nasil davranmasi gerektigini elimden geldigince ogretmeye calisiyorum... Baharla beraber canlanan dogayla beraber evde karinca istilasi baslamisti minik kuzum yerde gordugu karincalari peceteyle alip annnneeee kurtarrrr diye bagiriyor beraber bahceye karincalari birakiyoruz...ilk zamanlar oldurmeye calisiyordu bunun yanlis oldugunu anlattim sonra onlarin annesinin yanina gitmesi icin bahceye birakmamiz gerektigini soyledim o gunden beri oyle yapiyoruz... Yolda gordugu her hayvani korkusuzca oksamsya calisiyor...



Bu masum develere de ellemek istedi aslinda da babamiz pek temiz bulmadigi icin basarisiz kaldik...Çocuklarimizin insanlari sevebilmesi icin once hayvanlari sevmesi ogretmeliyiz derim...
posted from Bloggeroid

14 Mayıs 2014 Çarşamba

BAŞIMIZ SAĞOLSUN


Nasıl  bir  acı  nasıl bir duygu ateş düştüğü yeri yakarmış... Soma da maden ocağında trafo dan çıkan yangın ve  devamında gelen karbonmonoksit zehirlenmesi... Dün geceden beri içim yanıyor her haber okuduğumda gözyaşlarıma engel olamıyorum Rabbim sen yardımcıları ol ailelerine sabırlar ver... Bir çok söylem var neden ihmal mi iş güvenliği eksikliği mi özelleştirmeden dolayı taşeronlaşma ve davamında  gelen sendikasızlık mı.... Yüzlerce insanımız öldü ne  olur artık başka insanlar ölmesin... Ekmek parası için güneşe hasret bir yaşam...

13 Mayıs 2014 Salı

MİS GİBİ BURSA EKMEĞİ


Geçen  hafta sonu  annemi Bursa ya dokora götürdüm  bel fıtığı iyice azmıştı  artık yürümekte  zorlanıyordu. Gittiğimiz hastane  tam Bursa  fomaradaydı bilenler  bilir kapalı çarşının alt  tarafı... Doktorda  işimiz hayırlısıyla bitince orada  oturan kuzenime  uğrayıp  kahve içelim Yalova ya öyle  dönelim  dedik... Kuzene giderken de odun fırınlarıyla meşhur sokaklarından geçerken etrafa yayılan o mis gibi ekmek kokuları yok mu.... Offf ki ne of insanın iştahını nasılda  açıyor  birden... Tandır ekmeğinden tam buğdaylı esmer  ekmeklere  kadar ama  bunların hepsi eski usul odun fırınında  pişiyor... Poşetleri ekmek çeşitleriyle doldurduk  zeytinlisi, haşhaşlısı... Kuzende  çayı  demlemiş ohhh miss ki ne mis... Sokakları  bile  ayrı  ayrı  güzel  eski Bursa  evleri... Tarihimi ve kültürümü çok ama çok seviyorum....

11 Mayıs 2014 Pazar

BİR TEK ANNEM OLSUN BANA BİR ŞEY OLMAZ...


Minik kuzun Atahan ın bu yıl ki anneler günü hediyesi çok ama çok güzeldi minik elleriyle kreşte  annesine keçeden portföy çanta yapmış bayıldım...


Bu da ikinci hediyemiz büyük bir heyecanla açtım...


Canım oğlum büyük bir heyecanla verdi minik hediyelerini... Anne baaaakkk dedi ve beni kocaman kocaman öptü... Rabbim tüm evlatlarımızı bize bağışlasın... Başta annem ve kayınvalidem olmak üzere tüm kadınların, anne adaylarının, annelerinin anneler günü kutlu olsun....

9 Mayıs 2014 Cuma

Ülker Çocuk Sinema Şenliği

Bu perşembe Elif'le Ülker'in bu yıl 7.sini düzenlediği muhteşem bir sosyal sorumluluk projesi olan "Ülker Çocuk Sinema Şenliği"nin davetlisi olarak "Karlar Ülkesi"ni izledik.

Kuzum elinde mısırı filmin başlamasını bekliyor. (Salonda hiç yer yoktu. Komşumuz da mısır almaya gitti)
Filmi beklerken Sabri Ülker Gıda Araştırma Enstitüsü Vakfı'nın çocuklar için "beslenme" temalı şarkısını izledik-dinledik.
Çok beğendik.
Filmin çıkışında bizi bu abla ve abi uğurladı.

Filmden çıkan her kuzuya bu paketlerden hediye ettiler.

Peki bu proje benim için ne ifade etti: 
Belki 7 yıldır pek çok kez reklamlarını duyduk.
Ücretsiz sinema etkinliği olarak düşündük.
Evet ücretsiz sinema etkinliği.
Ama aslında daha da fazlası.
O uzun kuyrukta sadece çocuklar yoktu.
Pek çok anne de vardı.
Bazısı ilk defa sinemaya gelmişti.
Belki maddi imkanlar, belki yaşam şartları nedeniyle.
Bu annelerin ve çocukların yüzünde o heyecanı gördüm.
Bu nedenle bu projeyi tebrik etmek istiyorum.
Bazen insanları mutlu etmek için çözüm o kadar kolay ki.
Ülker sadece onların sinemaya gitmesini sağladı.
Ama ben inanıyorum ki o anne-çocukların hayatında - hayallerinde farklı pencerelerde açıldı.
Çıkışta verilen o mini paketler çocukların neşesine neşe kattı.
(İçinde süt, kek, çikolata, sakız, bisküvi vardı)
Herkesin sanata ve hayallere daha kolay ulaşması dileğiyle

Sevgiler,
Çiğdem
İçerik: http://www.sorananne.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.

6 Mayıs 2014 Salı

HIDRELLEZ VE YAĞMUR



Bayiliyorum yagmurun toprakla bulustugunda etrafa yaydigi kokuya.... Cama vuran damlalarin cikarttigi tiz sese yada evlerin oluklarindan akan yogun su sesine... Hele birde yagmur bu aksam ki gibi usul usul ve gece yagiyorsa ayri bir keyif veriyor bana... Bir cok insan sevmez yagmuru islanmayi ben cok seviyorum.... Bu aksam hidrellezmis gec farkettim...Atahan kuzuyu uyutunca bahceye cikip gul agacinin altinda topragi eselerken buldum kendimi.... Tum yagmura ragmen... Bir ara elime birseyler oldu meger isirgan otu beni tebrige gelmiş:)) Neyse ki yagmurun damlalari elimde olusan isirganin yanma hissini aliverdi.... İtinayla dilekler cizildi.... Gulun dalinada paralari bagladim sabah ise giderken umarim almayi unutmam... Çocukken hatirliyorumda yagmur yagdigi zaman camlar buhar olurdu ve ben agabim kardesim camin onunde alirdik solugu parmaginizla sekiller cizerdik ne buyuk mutluluk verirdi bize anlatamam.... Taşrada geçen yillarda yagan yagmurla beraber kesilen elektrikler ve gaz lambasinin mumlarin devreye girmesi.... Aman Allahim ne buyuk heyecandi biz cocuklar icin...Yari aydinlik evin icerisinde saklanbac oynamak ve cigliklarla yagmurun sesini bastirmak ne keyif verirdi bize.... Yillar ne cabuk da gecmis megerse ama her yagmurun yagdigi gecede yillar oncesine cocukluguma gitmek paha bicilemez...
posted from Bloggeroid

4 Mayıs 2014 Pazar

YENGE OLDUM BEN....



Eylül bebegimiz nihayet dunyaya geldi hemde normal dogumla... 1Mayis 2014 de saatler 00:12 de bize merhaba dedi...



Heyacanli bekleyis sirasinda esimle benim dogumhane selfie miz... Esim amca bende yenge oldum.... Rabbim tum kucuk bebekleri cocuklari korusun.....
posted from Bloggeroid

30 Nisan 2014 Çarşamba

KREŞ SERGİMİZ


Bu haftasonu minik paşamın kreş sergisi vardı... Kreşteki tüm öğrencilerin yapmış olduğukları eserler Yalova Sanat Galerisinde sergilendi eh biz ebeveyler olarakda gitmek düştü... 














Bu da bizim minik Atahan ın yaptığı çalışmalar... ben ayak izlerinden oluşan kelebeğe bayıldım... Tüm  benimokulum anaokulu yönetici,öğretmen ve çalışanlarına sonsuz teşekkürler...

29 Nisan 2014 Salı

DİŞÇİ KOLTUĞUNLA İLK MÜCADELEMİZ...


Cumartesi günü kahvaltıdan sonra dedesiyle oynayan minik Atahan kahkalarla gülerken birden ağlama  sesi sei gelmeye başladı... Bende  mutfaktaydım  birden ağzı kanıyor  sesleri gelmeye başlayınca koştum içeri miniğim ağzı kan dolmuştu... Düşmüş ağzını servis camının pervazına vurmuş, O kadar çok kanıoyordu ki dişi mi dilimi anlayamıyordum... Sürekli tampon yaparak kanın durmasını bekledim...Neyse ki durdu ama  peçeteler yetişmiyordu.... Kanama  durduktan sonra üst dişetlerinini kesildiğini gördüm hemen  acile gittik,  doktor  dişçinin görmesi gerekli dedi... Hemen  dişçi arkadaşımız vardı doğru oraya  koştuk... Minik kuzum dişçi koltuğuna tek başına oturdu ilk önce ağzını açmadı  sonra babasının desteğiyle diş doktorumuza ağzımızı açtık... Işığın etkisiyle gördüğüm manzara çok kötüydü eşim zaten bakamadı fena oldu çıktı... Dişlerimiz tek tek kontrol edildi garanti olsun diye filmlerimiz çekildi... Şükür diş köklerimizde  sorun yoktu...

Birkaçgün  antibiyotik tedavisi verdi enfeksiyon kapmasın  diye... Verilmiş sadakamız varmış ucuz atlattık.. Minik kuzum büyük bir cesaret örneği gösterdi dişçi koltuğunda... Diç doktorumuzda bu  cesaretten dolayı onu tebrik etti... Yaradan tüm yavrularımızı kazadan beladan korusun... Güzel bir  hafta olması temennisiyle...


22 Nisan 2014 Salı

Kinder Surprise'ini geri vermek için ne istersin?

 
40 yıldır hem annelerin hem de çocukların Kinder Surprise'ı çok sevmesinin birçok nedeni var.
İlki çocukların lezzetine doyamadığı sütlü dolgulu çikolatası. O çikolatanın içinden bir de binlerce farklı oyuncak çeşidi çıkınca, çocuklar hem oyunlarına yaratıcılık katıyor, hem de her Kinder Surprise'da yeni bir heyecan yaşıyor. Anneler de çocuklarının bu heyecanını görmekten ve yaratıcılıklarının gelişimini izlemekten çok mutlu oluyor. Çünkü Kinder Surprise'ın oyunlarına kattığı yaratıcılığı, mutluluğu kendi çocukluklarından biliyorlar.
İşte Kinder Surprise'ın yeni kampanyasında anneler Kinder Surprise'ın çocukları için ne kadar değerli olduğunu anlamak için çocuklarına Kinder Surprise verip sonra da geri istiyorlar. Çocuklar da bu duruma çok eğlenceli tepkiler veriyor. Belli ki çocuklardan Kinder Surprise'ı geri almak hiç de kolay değil.
Kampanyanın Facebook ayağında da Kinder Surpise anneleri, çocuklarına Kinder Surprise verip geri istedikleri videoları paylaşabilecekleri bir uygulama yapmış. Anneler çocuklarının videolarını paylaşarak sürpriz hediyeler kazanabiliyorlar. Facebook uygulamasına da bu linkten ulaşılıyor.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...