kahve molası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahve molası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2026 Çarşamba

Bir Ağustos Günü: Hayatı Biraz Yavaşlatmak

 




Sıcak bir ağustos günü…

Güneş her şeyi biraz daha parlak, biraz daha canlı gösteriyor bugün.

Begonviller sanki bütün yazın rengini üzerinde toplamış. Gökyüzü masmavi. Hava sıcak. Elimde bir fincan…

Bazen insanın ihtiyacı olan şey gerçekten bu kadar basit oluyor.

Bir fincanlık mola.

Son günlerde gökyüzünden, tutulmalardan, gezegenlerden çok söz ediliyor. Gökyüzünün bizim üzerimizde nasıl bir etkisi var bilmiyorum. Ama insan bazen kendi içinde de küçük tutulmalar yaşıyor sanki.

Bazı düşünceler diğerlerinin önüne geçiyor.

Bazı duygular bir süreliğine ışığı kapatıyor.

Sonra geçiyor…

Tıpkı gökyüzünde olduğu gibi.

Belki de hayatı sürekli çözmeye çalışmak yerine bazen sadece yaşamak gerekiyor.

Sıcak bir ağustos gününde begonvillerin rengini fark etmek…

Kahveni acele etmeden içmek…

Gökyüzüne bakmak…

Bir süre hiçbir yere yetişmemek.

Son zamanlarda sevdiğim slow living ve mindful living kavramlarının bana anlattığı şey de biraz bu aslında.

Daha az yaşamak değil.

Yaşadığının daha çok farkında olmak.

Çünkü hayatın büyük kısmı büyük olaylardan oluşmuyor.

Bir ağustos öğleden sonrası…

Bir avuç begonvil…

Mavi bir gökyüzü…

Ve elinde tuttuğun küçücük bir fincan.

Belki yıllar sonra bugünü hatırlamayacağım.

Ama o anda hissettiğim huzuru bir yerlerde saklayacağım.

Ben zaten galiba hayatı hep böyle biriktirdim.

Fotoğraflarla, küçük anlarla, kahve molalarıyla…

Bugünden de bu kare kalsın. 🌿

22 Mayıs 2026 Cuma

Bir Fincan Kahve ve Sessiz Bir Manzara


 


Bazı manzaralar sadece güzel değildir…
İnsanın içindeki gürültüyü de susturur.

Selimiye’de bu kahveyi içerken uzun süre hiçbir şey düşünmeden sadece manzarayı izledim.

Denizin o sakin mavisi…
Dağların sessizliği…
Uzakta ağır ağır hareket eden tekneler…

Ve elimde küçük bir kahve fincanı.

Hayat bazen gerçekten bundan ibaret gibi geliyor bana.

Daha az telaş.
Daha çok nefes.
Daha az kalabalık.
Daha çok huzur.

Belki bu yüzden bazı yerlere tekrar tekrar gitmek istiyoruz.
Çünkü bazı şehirler yoruyor, bazı yerler ise insanı kendine geri getiriyor.

Selimiye benim için tam olarak böyle bir yer.

Kimseyle yarışma hissi yok.
Bir yere yetişme telaşı yok.
Sadece deniz, güneş, rüzgâr ve sakinlik…

Son yıllarda şunu daha çok anlıyorum:

Lüks bazen pahalı şeyler değil.
Kafanın sustuğu birkaç dakika olabiliyor.

Bir kahve…
Bir manzara…
Ve kimseye hiçbir şey anlatmak zorunda olmadığın bir an.

Belki huzur tam olarak budur. 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...