30 Ağustos 2016 Salı
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun. Başkomutanımız Atatürk'ü silah arkadaşlarını gazilerimzi şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz...NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE
27 Ağustos 2016 Cumartesi
BİRAZ HUZUR LÜTFEN
Bir ekmeği mi paylaşamaz olduk biz insan olarak... Bu hırs bu öfke bu intikam niye...Oysa ki yaradan ne çok nimetler vermiş bize paylaşalım sukredelim diye...İnsanlığımdan utanır oldum artık ülkemde dünya da olup bitenleri gördükten sonra....Daha kaç eve ateş düşecek kaç ana ağlayacak kaç ocak sönecek...Çocuklarımız için gelcegemiz için daha huzurlu bir dünya için lütfen icimizdeki sevgi ve saygıyı öldürmeyelim... Kardeşçe yaşamayı ogrenelim artık güzel umutlarımız yitirmeyelim...Biraz huzur lütfen. ..
24 Ağustos 2016 Çarşamba
BUGÜNLERDE HİÇ TADIM YOK
Evet bugünlerde hiç tadım yok ülkemizin son zamanlardaki durumu hergün ölen insanlar... Kelimeler yetmiyor bazen ifadelere.... Bu sabah bahçemde yaza veda edercesine solmaya yüz tutmuş bu çiçek günaydın der gibiydi... Gülümsemeyi güzel şeyleri paylaşmayı şaka yapmayı insanları mutlu görmeyi özledim...
15 Ağustos 2016 Pazartesi
BALKONDAKİ ÇEKİRGE
14 Temmuz 2016 Perşembe
AĞVA ŞİLE GEZİMİZ
Ramazan bayramında dokuz günlük tatilden yararlanamayanlar grubunda ben de vardım arife yarım gün çalışıp bayram bitişi cuma günü de çalışıp isyan edenlerden yani 3,5 gün resmi tatil yaptım babalar gibi :) Bayramın birinci günü büyükleri ziyaret faslından sonra ikinci günü Ağva ve Şile yapalım hemde yeni açılan Gazi köprüsünü test edelim dedik...
Biz İstanbul a giderken İstanbul bize geliyordu karşı taraf trafik felç :)
Ağva Şile yolu çok kalabalıktı ilk önce Şile gideriz diye düşünmüştük ama oradaki trafiği görünce direk Ağva ya geçtik. Göksu nehrinde önce tekne turu yaptık sonra Atahan ın yüksek ısrarlarıyla birde deniz bisikletine bindik sonra kano yu gördü neyse ki vazgeçirdik :) Ağva gerçekten güzel bir yer özellikle kafayı dinlemek isteyenler için gerçi biz çok kalabalık bir zamanda gitmiş olsak da doğanın kucağına kendinizi atıp kuş ve su sesleri ile huzuru bulabilirsiniz.
Bugün müzeye çevrilen Şile Feneri'nin 150 yıllık bir geçmişi vardır.(kaynak vikipedi)
Şile Feneri, Kırım Harbi’nde, Karadeniz’den İstanbul Boğazı’na girecek gemilerin yollarını bulabilmeleri için yapılmış fenerlerden biridir. Bu amaçla Boğazlar civarında 1856 yapılan Anadolu Feneri’nden sonra Sultan Abdülaziz tarafından 1858-1859 yılları arasında inşa edilmiştir. Taş kısmını Türk Mimarlar tasarlarken, metal aksamı ve mercek kristal sistemi de Paris’ten bir fabrikadan gelmiştir.
Fener kulesi, yapısının orijinal halini günümüzde de koruyabilmiştir. Sekizgen şeklinde ve 110 cm kalınlığında taştan yapılmış olan kule, gündüz iyi görülebilmesi için siyah ve beyaz enlemesine bantlar çizilerek boyanmıştır. Etrafı çiçeklerle süslü olan fenerin tepesine 72 basamakla çıkılır.
İnşa tarihinde ışık kaynağı olarak 3 fitilli gaz lambası kullanılan fener, 1968 yılında elektriğe çevrilmiştir. Bir dönüşünü 120 saniyede tamamlayan fenerin ışığı, sekiz adet göz biçimli mercekten yayılırken, fenerin çalışması duvar saatlerinde kullanılan sarkaç sistemi ile gerçekleşir ve dişli tertibatı bekçisi tarafından iki saatte bir saat gibi kurulur. Zamanında kullanılan, bugün artık antika değerini almış eşyalar ve gaz lambaları kuleyi daha da ilgi çekici kılar.Şimşekli deniz fenerleri grubunda olan Şile Feneri dakikada 4 defa çakar ve 1000 mumluk elektrik lambası ile aydınlanır. Uluslararası standartlarda birinci sınıf deniz feneri olan Şile Feneri, açık gecelerde yaklaşık olarak 35 mil mesafeye ışığını yayabilir ve açık havada İstanbul Boğazı’ndan görülebilir.( kaynak Şile Belediyesi)
Cenevizlilerden kalan limanda Ocaklıada’nın üzerinde yer alan Şile Kalesi ya da Ocaklı Kale’dir. Ocaklı Kale kendisini diğer kalelerden ayrılan silueti ile Şile’yi tanımlayan simgelerin başında gelir.
Beyaz renkli Ahmetli kireç taşları kullanılarak inşa edilmiş olan bu kale 12 metre yüksekliğindedir. Denizden gelebilecek saldırılara karşı koyabilmek amacıyla inşa edilmiş olan kale, bazı araştırmacılara göre Bizans İmparatoru Andronikas tarafından yaptırılmış, zaman içinde Osmanlılar tarafından da kullanılmıştır. Ancak son bulgular ise kalenin 2000 yıl önce Cenevizliler tarafından inşa edildiğini ve Şile’yi egemenliği altına alan diğer uygarlıklarca da kullanıldığını gösterir.
İlk düşünülenin aksine kale bir saldırı değil gözetleme kalesi olarak inşa edilmiştir. 4 katlı yapısı incelendiğinde en altta kilerin bulunduğu, diğer katların da yaklaşık 20 kişilik bir asker grubunu barındırmak için uygun olduğu anlaşılır.Kale çağlar boyunca iki kez tamir görmüştür. Önce Bizanslılar sonra da Osmanlılar kaleyi yine gözetleme amaçlı kullanabilmek için onarımdan geçirmişlerdir. Ancak hazine söylentileri nedeniyle kale definecilerin istilasına uğramış ve bu arada oldukça tahrip edilmiştir.(kaynak Şile Belediyesi )
Tadilat bitmiş ama tarih katledilmiş gittim gördüm gerçekten bildiğiniz sünger bob olmuş gerçekten çok acı hiçbirşeyin kıymetini bilmiyoruz...Hele tarihi eserlerimizin hiç...Avrupa zamanında bizden çaldığı tarihi eserleri gözü gibi koruyor biz bizdekileri kırıyor yok ediyor hatta imara açmak için tamamen ortadan kaldırıyoruz...
ilk kez gittiğimiz Şile Ağva da ne yenir derseniz bol bol deniz ürünü karides özellikle güveçte ve mevsimie göre balık tabiki ama bunun yanında herçeşit damak tadına hitap ediyor...Gidilip görülmesi gerekn yerlerden birisi Şile ve Ağva diyorum...
13 Temmuz 2016 Çarşamba
ŞİLE DENİZ FENERİ
Mahzun mahzun bakar hep ufuklara,
İçinde saklayıp gamı, kederi.
Yine de ısıtır hep gönülleri,
Çilekeş bir kadın ''Şile Feneri.''
Hülyâlar kuruyor girip kuytuya,
Sırma saçlarını dağıtmış suya.
Gözünün yaşını karşı kıyıya
Yolluyor hicranla ''Şile Feneri.''
Duyulur Şile'de gündüz ve gece
Vahşi dalgaların şen kahkahası.
Kulağa fısıldar usulca hece,
Hayâllere dalar ''Şile Feneri.''
Fesleğen kokusu var perçeminde,
Bülbüller şakıyor bak lehçesinde.
Zamanı saklıyor gül bohçasında,
Bir gize bürünmüş ''Şile Feneri.''
Denizinde dimdik yalçın kayalar,
Yüzünde mehtâbın pembe izleri.
Rüzgâr suda kıyıları oyalar,
Gülümsüyor gibi ''Şile Feneri.''
Parlıyor tepede o ışık ışık,
Yedi yabancıyla gönlü barışık.
Hüzünlü olsa da, sevgiye âşık,
Huzuru sunuyor ''Şile Feneri.''
Not şairi kim bilmiyorum Bayramda ki 3.5 gunluk Resmi tatilin bir gününde Şile Ağva kaçamaginda Şile deniz feneri yanından birkare fener mi o bir sonraki yazıda. ...
28 Haziran 2016 Salı
ORADAN BURADAN ŞURADAN...
Okuldaki etkinliklerden bir tanesi içerisinde de enerji verici çerezlerle doldurmuşlar hayat çocuklara güzel diyorum bazen...Sonra da aklıma savaş ortasında kalan ülkelerini terketmek zorunca kalan annesiz babasız sevgisiz tacize maruz kalan çocuklar geliyor aklıma içim daralıyor nefes alamıyorum... Rabbim sen tüm çocukları koru...
22 Haziran 2016 Çarşamba
ORGANİK YUMURTALARIMIZ OLDU
Daha önceden burada bahsetmiştim hazır kümes aldık içerisine dört piliç birde horoz aldık pazar günü ilk yumurtalarımızı bize verdiler sağolsunlar hergün yumurtalarımızı alıyoruz artık... Harika bir duygu artık hergün yumrtalarımız oluyor Atahan çok ama çok mutlu hergün kreşten geldikten sonra gidip folluğa bakıyoruz yumurta var mı yok mu diye ... Yumurtaları görünce bir sevinç bir çığlık... Uzunca bir süre yumurta almayız artık doğal mis gibi organik organik takılırız...
13 Haziran 2016 Pazartesi
BIR YAŞ DAHA BÜYÜDÜK
Zaman gerçekten şu gibi akıp gidiyor...Giden zamanın önünden koşmaya çalışırken keyif almaya çalışmak en güzeli...Bu yıl ki doğum günü kutlaması için çok ama çok heyecanliydik...Daha 6 öncesinden haziranın 10 u nezaman gelecek demeye başlamıştı minik kuzu... Okulda arkadaşlarıyla küçük bir kutlama yaptık çok ama çok mutluydu kuzum...5. Yılımızı geride bırakırken Atahan 6 oldum nidalari atmaya başlamıştı bile nedense bir yıl önden gitmek istiyor....
5 Haziran 2016 Pazar
2 Haziran 2016 Perşembe
BAHAR DEPRESYONU
30 Mayıs 2016 Pazartesi
BURSA HAYVANAT BAHÇESİ
Haftasonu Buradaki spor senliklerimizden ayrıldiktan sonra vakit de erken iken uzun zamandır gitmek isteyip de gidemedigimiz hayvanat bahçesine gittik... Bursa Büyükşehir Belediye sini gerçekten tebrik ediyorum hayvanat bahçesinin giriş ücreti çok ama çok uygun herkes gelip görsün diye güzel bir uygulama yapmışlar girişte benden tam puan aldı. ..
Bu Kaplan sürekli dönüp dolaniyordu eşim bu kadraji zor yakaladı zira fotoğraf makinasıni yanımıza almayi unutmuşuk... hal böyle olunca is telefonlara düştü tabiki...
23 Mayıs 2016 Pazartesi
BİTKİ ÖZLERİNDEN PARFÜM NASIL YAPILIR
İtalya turumuzda Nemi köyü ziyaretimizde gördüm bu küçük dükkanları... Nemi köyü dağ çileği meyveleri ve bitkileriyle ünlü bir köy bitki özlerinden parfümler oda kokuları sabunlar yapıyorlar... Bu küçük dükkana girince kendimi başka bir boyuta geçmiş gibi hissettim nasıl bir rahatlama anlatamam...
17 Mayıs 2016 Salı
Çocuklarınız için doğal bir gelecek: KÖY
Yemyeşil bir doğada hayatı keşfederek büyümek çocuklarınızın en doğal hakkı. Yapılan araştırmalara göre doğa ile iç içe büyüyen çocuklar, apartmanların içine sıkışarak yaşayan çocuklara göre pek çok avantaja sahip oluyor.
Philadelphia Çocuk Hastanesi, Gastroenteroloji ve Beslenme Bölümü doktorlarından Dr. Burdette ve Dr. Whitaker, açık havada zaman geçiren çocukların fiziksel ve zihinsel olarak daha gelişkin olduklarının altını çiziyor. Yale Üniversitesi Doğa Bilimi Profesörlerinden Dr. Kellet ise, açık havada, doğada düzenli olarak zaman geçiren çocukların stressiz ve dikkat süreleri daha uzun çocuklar olduğunu dile getiriyor.
Doğa ile iç içe yaşayan çocuklar için keşfetmek, günlük hayatın bir parçası haline geliyor. Gözlemleme yetileri artan çocuklar araştırmacı, sorgulayan bir karaktere sahip oluyor.
Açık havada zaman geçiren çocuklar üzerine yapılan araştırmalar sonucunda, doğal çevrede düzenli olarak zaman geçiren çocukların daha üretken, stressiz ve dikkat sürelerinin daha uzun olduğunu net bir şekilde ortaya çıkıyor.
Pek çok araştırma, açık havada alınan gün ışığının D vitamini sentezi sağlayan etkisiyle, öğrenmeyi ve üretimi etkilediğini, bağışıklık sistemi için hayati önem taşıdığını, biyolojik saati düzenlediğini ve çocukların daha mutlu olmasını sağladığını gösteriyor.
Doğal çevrede büyüyen çocuklar, diğer çocuklara göre daha girişken ve daha sosyal oluyor. Bu durum ilerleyen yaşlarda çocuğun daha kolay arkadaş edinmesini ve hayata daha sıkı tutunmasını sağlıyor.
Doğanın çocuklara faydası saymakla bitmiyor. Siz de hem çocuğunuzun yemyeşil bir doğa içinde büyüyüp, hayatı daha güzel yaşamasını istiyor hem de geleceği için iyi bir yatırım yapmak istiyorsanız sizi KÖY’e davet ediyoruz.
Şehrin doğası: KÖY
Siyahkalem, Emlak Konut güvencesiyle, yeni ulaşım ve alt yapı yatırımları ile İstanbul’un gün geçtikçe değerlenen bölgesi Zekeriyaköy’de, vazgeçemediğiniz şehir yaşamını, yemyeşil bir doğa içinde KÖY ‘de size sunuyor. İçinde ÇarşıKÖY’ünden spor alanlarına, oyun parklarından okuluna pek çok olanakları barındıran KÖY ’de her zaman hayalini kurduğunuz hayat, uygun ödeme koşullarıyla sizi bekliyor. Siz de hem kendi geleceğiniz hem de çocuğunuzun geleceği için doğru bir yatırım yapın ve KÖY’de yerinizi alın.
Ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Philadelphia Çocuk Hastanesi, Gastroenteroloji ve Beslenme Bölümü doktorlarından Dr. Burdette ve Dr. Whitaker, açık havada zaman geçiren çocukların fiziksel ve zihinsel olarak daha gelişkin olduklarının altını çiziyor. Yale Üniversitesi Doğa Bilimi Profesörlerinden Dr. Kellet ise, açık havada, doğada düzenli olarak zaman geçiren çocukların stressiz ve dikkat süreleri daha uzun çocuklar olduğunu dile getiriyor.
Doğa ile iç içe yaşayan çocuklar için keşfetmek, günlük hayatın bir parçası haline geliyor. Gözlemleme yetileri artan çocuklar araştırmacı, sorgulayan bir karaktere sahip oluyor.
Açık havada zaman geçiren çocuklar üzerine yapılan araştırmalar sonucunda, doğal çevrede düzenli olarak zaman geçiren çocukların daha üretken, stressiz ve dikkat sürelerinin daha uzun olduğunu net bir şekilde ortaya çıkıyor.
Pek çok araştırma, açık havada alınan gün ışığının D vitamini sentezi sağlayan etkisiyle, öğrenmeyi ve üretimi etkilediğini, bağışıklık sistemi için hayati önem taşıdığını, biyolojik saati düzenlediğini ve çocukların daha mutlu olmasını sağladığını gösteriyor.
Doğal çevrede büyüyen çocuklar, diğer çocuklara göre daha girişken ve daha sosyal oluyor. Bu durum ilerleyen yaşlarda çocuğun daha kolay arkadaş edinmesini ve hayata daha sıkı tutunmasını sağlıyor.
Doğanın çocuklara faydası saymakla bitmiyor. Siz de hem çocuğunuzun yemyeşil bir doğa içinde büyüyüp, hayatı daha güzel yaşamasını istiyor hem de geleceği için iyi bir yatırım yapmak istiyorsanız sizi KÖY’e davet ediyoruz.
Şehrin doğası: KÖY
Siyahkalem, Emlak Konut güvencesiyle, yeni ulaşım ve alt yapı yatırımları ile İstanbul’un gün geçtikçe değerlenen bölgesi Zekeriyaköy’de, vazgeçemediğiniz şehir yaşamını, yemyeşil bir doğa içinde KÖY ‘de size sunuyor. İçinde ÇarşıKÖY’ünden spor alanlarına, oyun parklarından okuluna pek çok olanakları barındıran KÖY ’de her zaman hayalini kurduğunuz hayat, uygun ödeme koşullarıyla sizi bekliyor. Siz de hem kendi geleceğiniz hem de çocuğunuzun geleceği için doğru bir yatırım yapın ve KÖY’de yerinizi alın.
Ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
16 Mayıs 2016 Pazartesi
BENİM KADRAJIMDAN
Her zaman fotoğraf makinası yanımda olmuyor ve tüm bu kareler telefonla kaydediliyor... Filtre kullanmıyorum çünkü fotoğrafları orjinal hallerinden bambaşka bir boyuta taşıyor ben hiç sevmiyorum makyajsız olmalı kareler...Işık netlik ne varsa öyle olmalı işte ...
11 Mayıs 2016 Çarşamba
UNUTKAN ANNLER
İşten eve bir milyon kafaya gelip yemek bulaşık çocuğu yıka kendini yıka derken çay koyup dinlenmek için hazırlık yapayım dedim...Rutin ısıtıcıya suyu koydum evet koydum koymasına da ısıtıcıyı ocağın üstüne oturttum aradan 3-5 dakika geçti ve kendimi söylenirken buldum... 'bir ısıtıcı kırk saatte kaynatmaz mı yahu ' Sonra birden kafamda soru işaretlerini dolaşırken buldum... Acaba neyin kafasını yaşıyordum o an bilemem tabi:)
Hürriyet bumrang aracılığı sleepy unutkan anneler daha fazla unutmasın diye harika neşeli bir ajanda göndermiş bana ilaç gibi geldi:) Birileri sesimimi duydu bilinmez ama anneysen ve birde üstüne çalışan anneysen bir ajanda şart...
4 Mayıs 2016 Çarşamba
Sana ne ifade ettiğini #AnneneHiçSöyledinMi?
Annenizin size olan sevgisini siz de anne olunca gerçekten anlayabilirsiniz... Nestlé İyi Büyüsün İyi Yaşasın Anneler Günü video’sunu izleyerek, siz de annenize olan sevginizi https://www.facebook.com/iyibuyusuniyiyasasin adresinden paylaşabilirsiniz.
Ayrıntılı bilgi almak için www.iyibuyusuniyiyasasin.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Ayrıntılı bilgi almak için www.iyibuyusuniyiyasasin.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
26 Nisan 2016 Salı
HAZIR KÜMES MODELİ
Dedemiz ne zamandır bahçeye kümes tavuk istiyordu... İnternette biraz araştırma sonucunda bu modeli beğendik...İnternetten sipariş verecekken Yalovada bu tarz hazır kümes yapan bir yer bulduk daha doğrusu dedemiz buldu kümes geldi kondurduk bahçeye...
Tavuklarımız geldi daha doğrusu piliçlerimiz geldi horoz da gelmek üzere... Tavukları 2 gün çıkartmayın dediler yerini tanısın bilsin diye bizde öyle yaptık (özgürlüklerini birazcık kısıtladık ama çabuk geçti )
Atahan çok ama çok sevindi...Hele tavuklarin geldiği gün anne çok heyecanlandım yerimde duramıyorum dedi :))şimdi yumurtlarini bekleme zamanı..
18 Nisan 2016 Pazartesi
BÜYÜK İTALYA TURU 3 ( CASTEL GONDOLFO- NEMİ-POMPEİ-NAPOLİ )
Büyük İtalya turunun birinci bölümünü BURADA ikinci bölümünü ise BURADA anlatmıştım...Durmak yok yola devam diyoruz ve dağ köylerine doğru geziye devam . ediyoruz...ilk durak Castel Gondolfo
Albano Gölü kıyısında, Alban Tepelerinde ve Roma'nın 24 km güneydoğusunda yer alır. Eski Alba Longa kentinin yerine kurulduğu sanılmaktadır. Adını, 12. yüzyıldaki Gandolfi düklük ailesine ait bir şatodan almıştır. 1608'de papalığın devredilmez mülkü; Papalık Sarayı'nın inşa edilmesinden sonra da papaların yazlık evi oldu. Yapımına, VIII. Urbanus döneminde (1623-44) başlanan saray, daha sonra VII. Alexander, XIII. Clemens ve IX. Pius dönemlerinde genişletildi. Sekiler biçiminde yapılmış büyüleyici bir parkı ve Roma imparatoru Domitianus'un evinin yıkıntıları üzerine yapılmış Barberini Villası'nı barındıran Castel Gandolfo, Vatikan Devleti'nin bir parçası olarak çeşitli ayrıcalıklardan yararlanır. Papa XIII. Gregorius'un (1572-85) kurduğu ünlü Vatikan Gözlemevi 1936'dan bu yana Barberini Villası'ndadır. Şatonun karşısındaki meydanda Gian Lorenzo Bernini'nin bir yapıtı olan S. Tommaso di Villanova Kilisesi yer alır. Bernini, sarayın yapımında Carlo Maderno ile birlikte çalışmıştır.
1960 Yaz Olimpiyatları'nda kürek yarışmaları Castel Gandolfo köyünde yapılmıştır. Köy, şeftalisi, şarabı ve gölde yakalanan balıklarıyla ünlüdür..(kaynak wikipedia)
İşte papanın yazlık sarayı... Neyse ki biz de henüz bir tane :)
17 Nisan 2016 Pazar
BÜYÜK İTALYA TURU 2 ( FLORANSA-PİSA-SAN GİMİGNANO-SİENA -ROMA)
Büyük İtalya Turunun 1. bölümünü BURADA anlatmıştım...
Üçüncü günümüzde Rönesansın doğduğu şehire Floransa ya geçtik...
Floransa (İtalyanca: Firenze), İtalya'da bir şehirdir. Kuzey İtalya'daki Toskana bölgesinin başkentidir ve kendi ismini taşıyan ilinmerkezidir. Kısa bir dönem, İtalya Krallığı'na da başkentlik yapmıştır.
Şehir, içinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuştur. Çevresindeki yerleşim alanlarıyla beraber yaklaşık bir milyona yakın nüfusa sahip olan şehir, geçmişte olduğu gibi bugün de İtalya ve Avrupa'nın önemli ticaret merkezlerinden biridir.
Bunun yanı sıra İtalyan Rönesansının doğum yeri olarak bilinen Floransa, kültürü ve mimarisiyle dünyaca ünlü bir turizm kentidir. Şehirde önemli sanat galerileri ve müzeler bulunmaktadır. Leonardo da Vinci ve Michelangelo bu tarihi şehirde yetişmiş dünyaca ünlü sanatçılardır. Yine ünlü yazar ve şair Dante Alighieri bu şehirde yaşamış ve ilham almıştır.
1520’li yıllarda, Nicollo Machiavelli (1469 – 1527) Floransa tarihini ilk defa kitaplarında anlattığı için Floransa’nın tarihi şu an oldukça iyi bilinmektedir. Nicollo Machiavelli, Medici ailesinin özel isteği üzerine “Istorie fiorentine” kitabını yazmış, ardından da 1525 yılında VII. Clemens olarak bilinen Papaz Guilio de Medici’ye bu kapsamlı eserini takdim etmiştir. Machiavelli, henüz gençlik yıllarında ülkesinin tarihi hakkında kitaplar yazmaya başlamıştı ve ilk kitabı Decannale dir. Buna benzer tarihi eserler verdiği için Machiavelli, ilk tarihçilerden birisi olmuştur.(kaynak wikipedia)
Floransa Duomo - Santa Maria del Fiore Katedrali Bu kadedralin en önemli özelliği mimari açıdan o kubbenin o kadar geniş çaplı bir yapıya oturtulması ve kubbenin birleştirilmesi...Uzaktan bakıldığında ince uçlu bir kalemle ve cetvelle çizilmiş gibi dursa da yaklaşınca harika bir mimari yapı karşınıza çıkıyor...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



























