3 Aralık 2014 Çarşamba
2 Aralık 2014 Salı
80 LERDE ÇOCUK OLMAK
Yıl 1985 Adapazarında oturuyorduk.Yan komşumuz Safiye teyzenin oğlu sürekli iş nedeniyle yurtdışına gidip geliyordu ailecek çok iyi görüşüyorduk... Bekar büyük kızları vardı Hayriye abla... Yurtdışına gidip gelen büyük oğullarını hatırlamıyorum ama bir gün Safiye teyze bu prensesle bize geldi Aman allahım ne büyük bir mutluluk anlatamam çünkü o yıllarda et bebek Türkiye de yok sadece dışarıdan geliyordu ülkemizde plastik yada bez bebekler vardı ne tekim benimde öyleydi... Bebeğimin adı BEBEĞİM di gece gündüz onunla birlikteydim üzerindeki orjinal kıyafeti değil anneme sürekli birşeyler diktiridim... Zamanında makyaj bile yapmışım :) Kaşlarını boyamışım dudaklarını da galiba oje den ruj yapmışım:) Geçenlerde annem bulmuş evde bana verdi o yıllar birden canlandı gözümde... 29 yıllık bebek olunca üzerindeki malzeme deforme olmuş tabi rengi kötü olmuş yıkadım pakladım ama değişen birşey olmadı...
Güzeldi 80 lerde çocuk olmak azla yetinmeyi bilir en küçücük şeylerden mutlu oldurduk... Belki çok oyuncağımız yoktu çeşidimiz de ama hayal dünyamızı genişletirdik bezden bebekler tavşanlar yapmaya çalışırdık içerisine pamuklar doldururdu...Bilgisayarlarımız ıpad lerimiz yoktu 2-3 arkadaş bir araya gelip dünya atlasını yere serer ( dünya atlasını da o zamanın gazetelerinden kupon biriktirilerek alınırdı ) ülkeleri bulmaya çalışırdık... İsim -şehir -hayvan -bitki oynardık üretirdik tüketmezdik... 80 ler çocuk olmak güzeldi yani....
30 Kasım 2014 Pazar
TELEFON KÜPESİ MODELLERİ

Dün telefon kılıfı almak için mağazaya girdiğimde hersey normaldir. Rengarenk çeşit çeşit kılıflar... çeşit bol olunca da insan seçmekte zorlanıyor haliyle ücret ödemek için kasaya geldiğimde bu kupeleri gördüm önce anlam veremedim telefon aksesuarları satan biyerde takılarını ne işi var dedim.Sonra kupeleri hep tek olarak sergileniyor eşleri yoktu buna da anlam veremedim...Dayanamadım kasada görevlileri sordum bunlar ne dedim...Telefon kupeleriymis...Nasıl yani dedim....Kulaklığın oldugu yere takiliyormus....kendi kendime ne çok kokoş bayan varmış dedim...Ama hakvermemek de mümkün değil hani çünkü çok güzeller...18-24 yaş arası için gayet normal...
posted from Bloggeroid
29 Kasım 2014 Cumartesi
SON MODA BİLEKLİKLER...
Alışveriş sitelerine gözatarken bu bilekliklere bayıldım ne kadar güzel tasarımlar böyle.
Takı tasarımıyla uğraşanlar için harika modeller...Benim gibi zamanı kısıtlı olanlar için iyiki bu siteler var...
posted from Bloggeroid
27 Kasım 2014 Perşembe
YALOVA DA NE YENİR İLHAM KEBAP A GİDİLİR
Geçen hafta sonu arkadaşım İlkay ve eşi Hamdi harika bir işyeri açtılar... Et ürünlerine doymak istiyorsanız Yalova ve çevresi bence burayı acilen keşfetmesi gerekir.
Mekanın yeri çok basit Çiflikköye giderken Devlet Hastanesi köprüsünü geçince ilk sağ sokakta... Daha detaylı yer bildirimine BURADAN ulaşabilirsiniz. Şimdi gelelim işin özüne benim eşim yemek konusunda çok ama çok seçicidir onu yemek konusunda memnun etmek gerçekten çok zordur.Kendisi tamamen etle beslenlendiği için Onun vereceği not önemliydi... Ne tekim İlham Kebap eşimden tam not aldı... Ben zaten bayıldım benim için önemli olan salatalar :) İnce detaylar önemlidir... Mesela salataya sumak çok yakışır neredeyse çok az restorant bunu uygular...
Mekan çok geniş ve aydınlık iç dekorasyon muhteşem çok ferah. 100 kişilik kapasitesi var.. Yemek organizasyonları için ideal bir yer...
Zeytinyağlı ve acılı ezmeli mezeleri ve salataları bol... Sunum çok önemli arkadaşımın eşi profesyonel açşı hep beş yıldızlı otellerde görev aldığı içinde süslemeleri ve sunumları gayet iyi biliyor..
Açılış gününe İstanbulda hasta ziyaretinde olduğumuz için katılamamıştık ama evlilik yıldönümümüz olan 24 Kasım da oradaydık... Her yıl benim tercihim olan balık restorantları tercih edilirdi. Eşim güzel bir hediye aldığı aldığı için bende Onun en sevdiği şey kebap ve ete boğmak istedim... :) Hem de İlkay ve Hamdi ye de hayırlı olsun a gitmiş olduk... Yalova da ne yenir derseniz ve et tarzı severseniz İLHAM KEBAP a gidin derim... Hayırlı bol kazançlı günler olması dileğiyle...
25 Kasım 2014 Salı
24 KASIM EVLİLİK YIL DÖNÜMÜMÜZ
Yıl 2007 Aylardan Kasım gün 24 olduğunda biz iyi günde kötü günde bir ömürü beraberce yürümek için baskoyduk bu sevdaya...Özel bir gün bizim için... Mustafa Kemal Atatürk'ün eğitime ve eğitimciler verdiği değerin kat ve kat arttığı özel bir gün... Rabbim sağlık huzur ve mutluluk dolu seneler nasip etsin...
posted from Bloggeroid
23 Kasım 2014 Pazar
BALIKLI RUM HASTANESİ TARİHÇESİ
Eşimin anneannesi geçen hafta kalçasını kırdı ameliyat oldu.Ameliyat riskliydi ve kalbi durdu kan kaybetti hal böyle olunca ameliyattan sonra diğer bir hastane olan Balıklı Rum Hastanesine geçiş yaptı...Vücudun biraz vitamin ve serumla takviyeye ihtiyacı vardı... Hafta sonu İstanbul a ziyarete gittik... Bu hastaneye 7 yıl öncede gelmiştim bu ikinci gelişimdi. Ziyaret saati uzun olunca (hasta odası dışında ) hastaneyi gezmeye ve incelemeye başladım...Gerçekten ilaç kokusundan çok tarih kokuyordu...
Hastanenin geçmişi; 1454 yılında Karaköy’de "Büyük Balıklı Han"’ın bulunduğu yerde faanliyete geçen hastaneye dayanır[1]. 18. yüzyılda veba salgını nedeniyle hastane surların dışına taşınan hastane; "Yedikule Hastanesi" adıyla bakallar esnafı locası tarafından1753 yılında inşa edildi[2]. Ahşap hastane binaları 1790 yılında çıkan yangında yok olunca Patrik 7. Neofitos’un ve Bab-ı Ali tercümanı Yorgo Humuzi’nin katkısı ile yeniden inşa edildi[2]. 1794 yılında yapılan bir düzenleme ile kurum, kronik hastaları ve sokaklarda yaşayan insanlarla dilencileri kabul eden bir kurum haline geldi;. Balıklı Meryem Ana Kilisesi’nin yönetimi hastaneye verildi. Eğrikapı’daki Meryem Ana Kilisesi, müştemilatında psikiyatri hastalarını kabul ettiği için 1816’da hastaneye bağlandı[2].
Sultan II. Mahmut’un fermanıyla 1836-1838 yılında Yedikule Hastanesi ile birlikte İstanbul’daki diğer iki Rum hastanesinin hastalarının nakledileceği yeni bir hastane inşa edildi. Hastalar, 1839 başında hastaneye nakledildiler.
1894 depreminde hastanenin zarar görmesi üzerine yeni binalar inşa edildi. Bugün hizmet veren binalar, o dönemde inşa edilmiştir[2]. Hastane, 1991 yılında restore edildi. 1994 yılında bünyesinde alkol ve madde bağımlılığı tedavisi için Türkiye’nin ilk özel kliniği kuruldu[1].
(KAYNAK WİKİPEDİA).
Bir vakıf hastanesi burası Rum Türk birçok doktor hemşire memur hizmetli görev alıyor...Son zamanlarda gördüğüm en temiz hastanelerden birtanesi...
Hastane sağlık hizmetinin dışında huzur evi olarak da kullanılıyormuş...Gerçi o bahçenin diğer bölümünde sonradan öğrendim yoksa oraya gitmeyi çok isterdim.
Her yerde Rumca yazılar vardı galiba bağış yapanlarla alakalı tam bilmiyorum...Ne den mi Balıklı Rum Hastanesi ne acı ki bu ülkede ya paran olacak ya dayın olacak ya da arkan olacak yoksa Devlet hastaneleri içler acısı... Vakıf hastanesi olup ssk ve bağkur hastalarına da hizmet veren bir hastane...Ötekileştirmek istemiyorum ama Rumlarda insana değer şu an bizim ülkemizde bizden daha iyi bu hastanede din dil ırk ayırımı yapılmadan herkese eşit davranılıyor hemde en güzeliyle...Anneanneye biz oradayken rutin kontroller için bir hemşire geldi ve bizi ilk defa görüyordu ve hoş geldiniz dedi ben şoka girmiştim... Ben bu zamana kadar hiçbir devlet hastanesini geçtim en kral özel hastanede bile böyle güzel karşılama görmedim...Hastanede aynı zamanda alkol bağımlılık tedavisi de veriyor dediğim gibi bir çok ayrı binadan oluşuyor her bir binada faklı konulara hizmet veriliyor... Balıklı Rum Hastanesinin çalışma şeklinin ülkemdeki tüm sağlık kuruluşlarında da olması dileğiyle... Rabbim tüm hastalarımıza acil şifalar versin...
20 Kasım 2014 Perşembe
BİR KÜÇÜK CEVİZ AĞACI
Daha önce BURADA ve BURADA bahsetmiştim evde ceviz nasıl çimlendirilir nasıl büyütülür diye... Annem saksıyı değişitirmiş bizim cevizler almış başını gitmiş... Bahar geldiğinde kısmetse bahçeye ekilecek birde Trabzon a köye gidip oraya transfer olacak... Bakalım yeni yerlerini beğenecekler mi en önemlisi ceviz verecekler mi. Aslında ceviz vermelerini şu aşamada çok önemsemiyorum yeşili ürettik ya bir den fazla küçük ağaç fidesi ürettik ya beni en çok sevindiren bu... Biz gözünün içerisine bakıyoruz filizlensin fide olsun ağaç olsun diye millet rant uğruna avm havaalnı köprü yol uğruna kesiyor ağaçları...Bakın işte görün kolay mı yetişiyor bir ağaç... Doğamızı koruma adına çocuklarımız için geleceğimiz için lütfen duyarlı olalım...
19 Kasım 2014 Çarşamba
SUYU OTURARAK İÇMENİN FAYDALARI
Bir çoğumuz yok artık diyor oturarak su içmenin fadaları da mı varmış diyor....Evet var...Ayakta su içerken su direkt olarak midede dinlenmeden kalınbarsağa geçiyor ve suyun içerisinde mikrop bakteri vs varsa filitre görevi yapılmıyor... Ayrıca suyun içerisindeki yararlı minerallerde yine ayakta içildiğinde midede dinlenmediği için alınamıyor... Hal böyle olunca ayakta su içildiğinde sadece susuzluğumuzu gidermiş oluyoruz... Siz siz olun suyunuzu oturarak içmeyi alışkanlık haline getirin ve çocuklarınıza da bunu öğretin...Hatırlıyorum da rahmetli anneannem kızım ayakta su içilmez günah derdi, derdi ama nedenini anlatmazdı belki bilmediği için keşke anlatsaydı da bilseydim 36 yıl hep ayakta su içtim gitti canım mineraller... Araştırdım oturarak su içmek aynı zamanda sünnetmiş nedeni de sağlıklı olması imiş...Sağlıklı bol bol su içmeli günleriniz olsun...
17 Kasım 2014 Pazartesi
YALOVA ZÜMRÜT BAHÇE
Haftasonu pazar iş için İstanbul a geldim hala İstanbuldayim... Haftasonu kısmi olarak aileden ayrı kalacağım için cumartesi günùnü doyasiya ailemle gecirmek istedim... Dogayla icice olalim diye attik kendimizi yollara Yalova ya 10 km uzaklikta Zümrüt Bahce ye gittik tam bir köy kahvaltisi offf mis gibi koy peynirleri doyamadim tadina...
Kuzu okadr hareketliydi ki masa duzeni diye birsey kalmadi tabi... Peynirleri onune cekti hepsini ben yiyecegim dedi..
Hava cok guzeldi malum sonbahar biraz bahcede top oynadik.
Kucuk goletteki kirmizi baliklari sevdik...
Sonra mekanin icerisini gezmeye basladik..
Yolunuz Yalova Samanli yoluna düşerse Akkoy Termal arasindaki Zümrüt Bahceye gidin derim...Kahvalti haricinde dugun toplanti organizasyon gibi etkinlikler icin ideal...En guzeli dogayla basbasa mis gibi bol oksijenle birliktesiniz... Bugun pazartesei ben hala sehir disindayim evimi ailemi cok ozledim aksam olsun kavusma vakti gelsin...
posted from Bloggeroid
13 Kasım 2014 Perşembe
GİZEM İN BLOĞU....
Yengemiz evde minik bebeğini büyütürken merak salmış harika şeyler yapmaya başlamış banada böyle güzel bir süpriz yapmış... Tam mutfağımın tonlarında bayıldım ellerine sağlık Gizem yenge seni çok seviyoruz.... GİZEM İN BLOĞU nu görmek isterseniz bekleriz...
10 Kasım 2014 Pazartesi
YALOVA DAN ATA YA SAYGI
Yalova heykel meydani bugunlerde pek güzel... Meydanin adi heykel cunku eskiden burada Ata nin heykeli vardi ve resmi torenler burada kutlanirdi...Zamanla trafik yogunlasinca torenlerin yapilmasi sirasinda trafigin kilitlenmesine neden olmaya basladi hal boyle olunca Ata nin heykeli hemen 50 metre ilerideki trafige kapali olan meydana tasindi...Artik resmi torenler burada yapilmaya baslandi...Ama tam dönen bu kavsakdaki Ata nin heykelinin yeri yillarca bos kaldi...Nihayet arti meydan yine Atamiza kavuştu...Bir tarafında Atatürkün harika bir resmi....
Diğer tarafta And imiz..
10 Kasım icin bir hazirlik telaşıyla yetistirmeye calişıyorlar dün gecede ışıklandırma ayarlamaları yapılıyordu...
Birde Atatürkün hayatini anlatan barkovizyon koymuşlar fonda da Sarı Zeybek teki müzik... Kuzum hemen beni Ata yla resim çek anne dedi... Sonra eve geldiğimizde de babasina anlatti... Evet bugun 10 Kasım...Tıpkı ilkokuldayken okuduğum şiir gibi ATATÜRK ÖLMEDİ YÜREĞİMDE YAŞIYOR....
posted from Bloggeroid
5 Kasım 2014 Çarşamba
ÖL DAHA İYİ...
Ya kardeşim senin zaten bu ülkede yaşam hakkın yok yaşam değerin yok iş olsun koyduk onları oraya iş güvenliği istedi bizde yaptık işine gelirse... Birşeyler yapılıyor evet ama yapılmış olmak için yapılıyor kurtarma amaçlı değil... Tıp kı hala 18 madenciye ulaşılamadığı gibi. Torba yasası çıktı güya madenci hakları düzenlendi yeniden incelendi yine işveren bildiğini okudu... Bu ülkede insan için yapılan herşey artık göz boyamadan ibaret bir kez daha netleşti....
3 Kasım 2014 Pazartesi
BUGÜN AŞK OLSUN...
Bugun gunlerden sevgi olsun aşk olsun...Huzur olsun savaş olmasin cocuklar kaybolmasin ölmesin anneler ağlamasin...Bugün dünyada kötü şeyler olmasin mutluluk olsun barış olsun...Söyle hayat bugun senden cok sey mi istiyorum...
posted from Bloggeroid
29 Ekim 2014 Çarşamba
YALOVA GÜNEY KÖYÜ
Bu pazar da kendimizi attik yollara kuzu Atahan yola ciktiktan sonra 15 dakika icerisinde uykuya dalinca bizde uzun zamandir gitmek istedigimiz ama bir turlu firsatini bulamadigimiz Guney koye gidelim dedik...
Bildigim kadaroyla Dagistanlilar ve Cerkezlerin ikamet ettigi bir koy... Köy demek haksizlik olur aslinda cok duzenli ve temiz bir yerlesim yeri...
Meydandaki koy kahvesinin onune parkettik arabayi Atahan iceride uyudugu icin arabadan ayrilamiyorduk kahveleri caylari aldik arabanin yaninda icmeye basladik...
Bu sevimli kopek kahve boyunca beni tek birakmadi sagolsun... Koydeki herkes guleryuzlu cok tontos dedeler vardi..
Tam organik urunler iste burada kuzum icin polen ve koy yumurtasi aldim..
Yalova Bursa karayolundan giderken caniniz Hinkal manti cekerse Guney koye sapin hemen orjinal Hinkal mantisini Dagistanli hanimlarin elinden yemenizi tavsiye ederim...Trakking yol guzergahi ayni zamanda burasi... Mavi Yesil yolun devami..Doga severler buraya cok geliyor...Sari sonbaharda ayri bir guzel Guney Koy....
posted from Bloggeroid
28 Ekim 2014 Salı
23 Ekim 2014 Perşembe
YAZ-KIŞ SAAT UYGULAMASI
İlk O başlattı:
Benjamin Franklin’i hepimiz Amerikan dolarındaki görseliyle tanıyoruz. Oysa o "Erken yatıp erken kalkmak, kişiyi sağlıklı, zengin ve akıllı yapar" özdeyişinin sahibiydi. Eski ABD Başkanı Benjamin Franklin, Amerika Birleşik Devletleri'nden Fransa ya elçi olarak yollandığı sırada, Paris halkının mum israfını önlemesi ve gün ışığından daha çok yararlanması için imzasız bir mektup yayımladı. 1784 yılındaki bu vergi, panjurları vergilemek, mumları karneye bağlamak ve insanları gün doğumu sırasında kilise çanları ve top ateşiyle uyandırmak gibi öneriler içermekteydi. Sonradan da saatlerin kışın geri alınmasıyla gün ışığından daha çok faydalanılacağını ispatlayarak bu işin mucidi olarak tarihe geçti.
YAZ SAATİNİN YORULMAZ SAVAŞÇISI
Bakalım bizim ülkemizde ne zaman son verilecek bu uygulamaya ... İleri geri saatlerde dumur oldu artık :))İngiltere’den sonra, yaz saati uygulamasına geçen ikinci ülke Almanya oldu. Fransa’nın ise bu uygulamaya geçiş sebebi oldukça ilginç. Fransa, uygulamaya savaştaki askerlerinin daha iyi uyuması ve güç toplaması için kabul etti. İngiltere’de Petts Wood’da avukat William Willett’ın heykelinin altında şu cümle yazar. "Yaz saatinin yorulmaz savaşçısı"
Not : bilgiler hürriyetin sitesinden alınmıştır...
21 Ekim 2014 Salı
BAHÇEMDEN SARI SONBAHAR
Kim demiş sonbahar kasvetli diye bak sarının yeşilin kırmızının her tonunu görebiliyorsun doğada... Tamam kabul cıvıl cıvıl rengarenk çiçekler yok ama mis gibi kış meyveleri var... Bu kıpkırmızı kocaman nar henüz olmadı bir tanesinin tadına baktım daha ekşi görüntüsü beni aldattı aslında narın olgunlaştığını anlamak için internette araştırma yapmam lazım tahminimce narın sap kısmının tek çevirmede kouyor olması olduğu anlamına geliyor sadece atıyorum bildiğimden değil hani kolay kopan meyva olmuş derler ya oradan yola çıkıyorum... Nar ın arkasındaki korkuluk nasıl ama :) yoksa kargalar gerçekten rahat bırakmıyor meyveleri...
Misler gibi mandalinamız komşumuz taşındığımızda hoşgeldin hediyesi olarak mandalina fidesi getirmişti pekde makbule geçti hani mandalinalarımız da var onunda 15-20 günü var olgunlaşması için bakalım bekliyoruz .
Akşam eve gelirken bahçemdeki kalan son güllerden birisini yoğun rüzgara rağmen fotoğraflamayı başardım gerçi biraz bulanık çıktı ama rüzgara karşı durulmazmış :)
17 Ekim 2014 Cuma
HERSE SALATASI NASIL YAPILIR
Bugün günlerden salata olsun dedim ama bu salatayı yiyeli oldukça uzun zaman oldu... Geçen ramazan bayramında eşimin dayısının hanımı sevgili Fatoş ablamız yapmıştı gerçi her geldiğinde yapar çünkü çok seviyoruz... Bazı bölgelerde herse diye geçen bu sala nasıl mı yapılır...Normalde mangal közünde kırmızı yağ biberi patlıcan yeşil biber közlenir şimdi bunun için mangal mı yakıcaz diyorsunuz haklısınız tabi... Benim gibi ocağınızı kirleterek de yapabilirsiniz:)
Közlenen tüm sebzeler küçük küçük doğranır içierisine ayrıca domates kuru soğan taze maydonoz ilave edilir... Sosu için zeytinyağ limon ve sarımsak rendesi ilave edin bir okadar daha güzel oluyor... Zeytin biraz da iri nane yapraklarıyla süsleyebilirsiniz. Ben bu satırları yazarken refleks olarak ağzım sulanmaya başladı bile...
Fatoş ablanın gelmesini bekleyemeyeğim haftaonun bu olaya bir el atmam lazım tabi havamda olursam: Yeme içme hazılrama aşamasında biraz fazlaca üşengecimdirde... Genelde resmini çekmeyi ve yemeyi tercih ederim..Musmutlu bir haftasonunuz olsun...
Dyson DC62 Digital Slim ile Kablosuz Kolay Temizlik
Teknolojinin öncüsü Dyson, 2014 yılında yeni ürünü Dyson DC62 Digital Slim ile karşınızda. Dolaşan kabloları ve hantal süpürgeleri unutun. Dyson kabloyu kesti. Son teknolojiyle tasarlanmış Dyson Digital Slim™ süpürge kablosuz ve hafiftir. Kablolu bir süpürge kadar güçlüdür. 20 dakika kesintisiz yüksek emiş gücü ile DC62 zemin, tavan ve ulaşılması zor yerlere yüksek manevra kabiliyeti ile kolaylıkla ulaşır. Priz arama ve dolaşan kablolara son. Kolayca şarjdan alın ve kullanın.
Hızlı ve Güçlü
James Dyson : “Dijital motorlarımız yeni teknolojik olanaklar yaratıyor. Bir önce ki modele göre V6 daha hızlı ve güçlüdür. Yüksek güç yoğunluğu ile DC62 kabloya bağlı olmadan kablolu elektrikli süpürge ile aynı işlemi yapabilmektedir. ”
Entegre Motor Teknolojisi
V6 dijital motor özellikle bu makine için geliştirilmiştir. Bataryadan daha fazla güç aldığı için cihazın emiş gücünü arttırır.
2 Tier Radial™ Siklonlar: Tozu daha iyi ayrıştırabilmek için, 15 siklon iki sıra halinde birbirine paralel olarak çalışır. Siklonlara eşit hava dağılımını sağlayarak, Dyson mühendisleri sabit merkezkaç gücünü ve yüksek toz ayırımını garantilediler.
Toza ve kire karşı
Yeni yapılandırılmış olan motorlu başlık toz ve kirlerle her yüzeyde başa çıkar. Başlıktaki karbon fiber kıllar, statik elektriği azaltarak ince tozların sert zeminlerden toplanmasını sağlar. Sert naylon kıllar ise halıdan kiri temizler.
Hafif, çok yönlü ve yer kaplama derdi yok
Küçük ve güçlü motorunun ağırlık merkezi bileğe yakın konumlandırıldığından zeminden tavana kadar zorlanmadan ulaşabilirsiniz. Hafif olan alüminyum borusunu çıkarıp merdiven, koltuk döşemeleri, otomobil gibi küçük alanlarda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Duvara monte edilen şarj yuvası sayesinde yer kaplamaz.
Dyson Türkiye Youtube sayfasına ulaşmak için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Hızlı ve Güçlü
James Dyson : “Dijital motorlarımız yeni teknolojik olanaklar yaratıyor. Bir önce ki modele göre V6 daha hızlı ve güçlüdür. Yüksek güç yoğunluğu ile DC62 kabloya bağlı olmadan kablolu elektrikli süpürge ile aynı işlemi yapabilmektedir. ”
Entegre Motor Teknolojisi
V6 dijital motor özellikle bu makine için geliştirilmiştir. Bataryadan daha fazla güç aldığı için cihazın emiş gücünü arttırır.
2 Tier Radial™ Siklonlar: Tozu daha iyi ayrıştırabilmek için, 15 siklon iki sıra halinde birbirine paralel olarak çalışır. Siklonlara eşit hava dağılımını sağlayarak, Dyson mühendisleri sabit merkezkaç gücünü ve yüksek toz ayırımını garantilediler.
Toza ve kire karşı
Yeni yapılandırılmış olan motorlu başlık toz ve kirlerle her yüzeyde başa çıkar. Başlıktaki karbon fiber kıllar, statik elektriği azaltarak ince tozların sert zeminlerden toplanmasını sağlar. Sert naylon kıllar ise halıdan kiri temizler.
Hafif, çok yönlü ve yer kaplama derdi yok
Küçük ve güçlü motorunun ağırlık merkezi bileğe yakın konumlandırıldığından zeminden tavana kadar zorlanmadan ulaşabilirsiniz. Hafif olan alüminyum borusunu çıkarıp merdiven, koltuk döşemeleri, otomobil gibi küçük alanlarda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Duvara monte edilen şarj yuvası sayesinde yer kaplamaz.
Dyson Türkiye Youtube sayfasına ulaşmak için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























