Beklediğim filme nihayet gidebildim... Sinemaya ilk girdiğimde şok oldum... Çok kalabalık bir seyirci kitlesi umut ederken çok az seyirci görünce hayal kırıklığına uğradım... Şu Çılgın Türkler kitabının yazarı Turgut Özakman ait bir seneryo... Duygu yüklü tarihi bir film... Bu filmi izleyipte gözyaşı dökmeyen kimse yoktur... Zamanında yabancı egemeliği kabul etmemek için ne mücadeler verilmiş ne kanlar dökülmüş... Gel gör şimdi bak ne haldeyiz... İşte beni filmde en çok ağlatan da buydu... Çanakkalede şehit olan güzel insanlar, emanetinize sahip çıkamadığım için çok üzgünüm... Çocuklarımıza tarihimizi anlataya yardımcı olacak bir film... Bu bayram tatilinde mutlaka gidip izleyin derim...
26 Ekim 2012 Cuma
25 Ekim 2012 Perşembe
GÜZEL BAYRAMLARIMIZ OLSUN...
Güzel ve huzurlu bir bayram geçirmek adına herkesin bayramı mübarek olsun... Bayram sabahı babamızı namaza gönderdikten sonra Atahan Paşayla birlikte kolları sıvadık ve mutfağa girdik... Minik kuşum çok hamarat bulaşık makinasını yerleştirirken bana yardım etti, bu konuda hiç babasına çekmemiş... Zaten hep öyle değilmidir iyi huylar anneye kötü huylar babaya çekermiş....
Annemmmmm kıyamam ki ben bunlara.... Ama bu gün sizler, bizler için yaratan tarafından özel olarak seçilip gönderildiniz....Allah herkesin dualarını kabul etsin...
24 Ekim 2012 Çarşamba
CANON 550D HARİKA ÇEKİMLER....
Atahan paşa doğduğundan beri resimleri çokça bulunmakta.... Lakin şu hareket halindeyken resinlerin kayması beni öldürüyordu... Eşim sürekli şu profesyonel makinalardan alalım alalım dedi ve nihayet aldı...Tesadüfen madia markt ın bir bröşüründe indirimde olduğunu gördük biraz inceledik bilirkişilerden de onayı alınca makina hopppp bizim evde...Çekimler oldukça iyi ve kaliteli... Fotoğraf makinası almak isyenlere Canon EOS 55D yi artık rahatlıkla tavsiye ederim...
Gelsin resimler.... Ben bu makinayla Erol Atar ı bile sollarım:)
23 Ekim 2012 Salı
Bu Dünürler Size De Tanıdık Gelecek!
Evli olan herkes, kendi annesiyle eşinin annesinin arasındaki çekişmeyi çok iyi bilir! Alttan alttan laf sokmalar, birbirleriyle rekabet etmeler, gözlerini devirerek imalı bakışlar... Vanish yeni kampanyası için çektiği videoda, dünürlerin bu tip komik atışmalarını çok iyi anlatmış! Yukarıdaki videoda birbirini çekemeyen bu iki dünürü siz de izleyebilirsiniz.
En çok sevdiğim şeylerden biri de, dünürlerin söylediklerinin yanı sıra aklından geçenleri de duyabilmemiz... Birbirleri hakkındaki gerçek düşünceleri, videoya büyük ölçüde mizah katmış. Oyuncuların mimikleri de bir o kadar iyi! Parodi tadındaki bu video çok konuşulacağa benziyor.
Üstelik Vanish’in Facebook hayran sayfasında, bu video ile bağlantılı bir aplikasyon da yer alıyor. http://bit.ly/omurbiterdunurgitmez adresine giderek ileride nasıl bir dünür olacağınızı öğrenebilir, pespembe bir çamaşır makinesi kazanma şansı yakalayabilirsiniz!
Bir bumads advertorial içeriğidir.
En çok sevdiğim şeylerden biri de, dünürlerin söylediklerinin yanı sıra aklından geçenleri de duyabilmemiz... Birbirleri hakkındaki gerçek düşünceleri, videoya büyük ölçüde mizah katmış. Oyuncuların mimikleri de bir o kadar iyi! Parodi tadındaki bu video çok konuşulacağa benziyor.
Üstelik Vanish’in Facebook hayran sayfasında, bu video ile bağlantılı bir aplikasyon da yer alıyor. http://bit.ly/omurbiterdunurgitmez adresine giderek ileride nasıl bir dünür olacağınızı öğrenebilir, pespembe bir çamaşır makinesi kazanma şansı yakalayabilirsiniz!
Bir bumads advertorial içeriğidir.
20 Ekim 2012 Cumartesi
ARÇELİK BUHARİKAM GELDİ...
Yaklaşık beş yıl önce çıkan ilk buhar temizleme ürünü olan H2O yu almıştım gerçekten buharın temizleme gücüne o zaman inanmıştım tabi yıllar geçti ürün eskidi birde daha çok fonksiyonları olan yeni modellerde çıkmaya başladı... Arçelik buharika yı kullanan arkadaşlarım çok memnun kaldıklarından bahsediyorlardı... Son zamanlarda da iyi kampanyalar çıkmaya başladı... arçelikal dan 179 Tl ye aldım kargo ücreti de yok üstelik iki gün sonra ürün elinizde... Hemen kolları sıvadım başladım temizliğe....
Eşim hemen bu fotoyu çekti ve beni yılın böyecek ilaçlayıcısı seçti:)... Buharla yer, halı, duvar, cam, aklınıza gelebilecek herşeyi temizleyebiliyorsunuz.... Küçük çocukları olanlara tavsiye edebilirim... Bakteriler ya deterjanla ölüyor ya da yüksek ısıyla.... Kimyasalları hayatımızdan uzuaklaştırmak adına bu ürün gerçekten güzel... Atahan paşanın biberonlarını oyuncaklarını mama sandalyesini bile bununla dezenfekte ettim... Uzun zamandır temizlemekte çok ama çok zorlandığım bir yer var ki beni bu dertten kurtardı buharika... Çamaşır makinelerinin detarjan konulan kapak çıkartıldığında makinanın haznesi detarjan atıkları nedeniyle çok zor temizleniyordu, hatta detarjan artıkları bir türlü çıkmıyordu... Sırf bu sebeple sıvı çamaşır detarjanı kullanır olmuştum... Neyse ki buharika imdadıma yetişti... Ver buharı kirler yumuşasın aksın gitsin.... Bir de çamaşır makinasının kapağındaki lastiğinin iç kısmında biriken ve temizliği zor alan kirler içinde süper....Fayansların aradındaki derz dolgular üzerindeki kirlerde buharla yumuşuyor hatta akıyor... Mutfak dolaplarında da çok başarılı detarjana gerek kalmadan ver buharı arkadan bir bezle sil yağ kir yok... Koltuklarımı da sildim buharlı buharlı ohh misler gibi... Bir sonraki denemem storlar ve jaluziler olacak... Deneyenler başarılı olduğunu söylüyorlar ama denemeden tamam diyemem... Bu aşamalara kadar 10 üzerinden 9,5 veriyorum buharikaya... Kalan 0,5 lik kısım jaluziler ver storlar temizlendikten sonra değerlendirilecektir....
Okadar temizlikten sonra dinlenmek ve kaybedilen enerjiyi tekrar kazanmak adına elbette çikolata....
Ne kadar çok yorulmuşsam artık yukarıdaki sonuçtan da belli oluyor bir tane bile bırakmadım paketten... Bayram öncesi bu buharika tam zamanında gelmiş oldu... Yapılan bayram temizliğinin üzerinden bir de buharika geçti... Ev tam strelli hastaneler gibi oldu:) .... Gerçi Atahan Paşaya temizlik kaç gün gider demeye kalmadan halı da kocaman bir nar lekesi başgösterdi...Artık buharika var leke falan hikaye.... Bir bayram temizliği de başarıyla sonuçlanmış olup dinlenmek için inzivaya çekildim...
18 Ekim 2012 Perşembe
HAYATTAKİ EN İYİ ŞEYLER BEDAVADIR...
Düşündüm de benim hayatımda ne kadar çok bedavalarım varmış...Yukarıdaki tabloda uyumak hariç (Atahan doğduğundan beri) hayattaki en iyilere çok şükür sahibim... Diyorum ya benim bu hayattaki bedavalarım çok fazla...
Şu suratlardaki masumiyete bakar mısınız? Onlar ın bile ne kadar çok bedavaları var...
Bedava
Bedava yaşıyoruz bedava;
Hava bedava bulut badava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobilin dışı
Sinemaların kapısı
Camekanlar bedava
Peynir ekmek değil ama.
Acı su bedava.
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava:
Bedava yaşıyoruz bedava.
ORHAN VELİ KANIK.
16 Ekim 2012 Salı
MİSKİNLEŞMEK NE HOŞ....
Havalardan mi nedir bilmuyorum sürekli bir uyku hali sürekli bir yorgunluk var üstümde...Atahan paşa da sağolsun son bir aydir geceleri 2-3 kez uyanir oldu... Aman degmeyin keyfimize...Ben de sürekli bir miskinlik hali var...Şöyle bir semaverde çay keyfi ve hemen yaninda da bir hamak benim için bu sıralar vazgeçilmez öncelik taşıyor...
Temiz hava daha da çarpıyor galiba fazla oksijenden olsa gerek...
Bakarmisiniz Atahan kuzu bile miskinleşmiş... Aynı annesi:)
posted from Bloggeroid
11 Ekim 2012 Perşembe
7/24 ANNEYE GÜVENLİ BAĞLANMA...
Geçen gün çalıştığım bankanın merkezinde yapılan bir panelin video görüntülerini izledim... Prof.Dr. Sabiha Paktuna Keskin di konuşmacı... Eh çalışanların büyük çoğunluğu kadınlar olunca hele bir de anne olunca konu tabi ki çocuklar... Paneli izlediğimde çok etkilendim bir anne olarak doğru bildiğimiz o kadar çok yanlışlar var ki... Hele çalışan anne olarak çocuklarımızla geçirdiğimiz zaman kısıtlı olunca durum daha da vahimleşiyor... Yıllarını çocukların psikolojisine adamış bir doktor ve anne olarak Sabiha Hanımın konuşmaları beni çok etkilemişti... Bir çok arkadaşımdan kitapları hakkında çok şeyler duymuştum ama bir türlü kısmet olmamıştı alıp okumaya... Eğer “Ne yaparsam yapayım bir türlü onu yalnız bırakamıyorum, çocuğuma hiç bir şey yediremiyorum, ağlamasını durduramıyorum, öfke nöbetlerini anlayamıyorum...” diyorsanız, Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin'in yeni kitabı 7/24 Anneye Güvenli Bağlanma'yı mutlaka okumalısınız!Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin; kimlik ve kişilik gelişiminde hayati önem taşıyan bu evrelerde çocuklarıyla güvenli bağ kurmayı gerçekleştirebilmesi için annelere rehberlik ediyor. Çevre ve genlerden zihin okumaya, kimlik gelişiminden güvenli annelik metodunun uygulanışına kadar çocuk gelişiminde güvenli bağ kurmanın yolları adım adım anlatılıyor. Üstelik kitapta bu metodu uygulamadan önceki sorunlar, metodu uygulama süreçleri ve inanılmaz sonuçlar da annelerin mektuplarıyla örneklenmiş...Hemen kitap ambarı ndan kitabın siparişini verdim ertesi gün elimdeydi kitap, keyifle okuyorum bitmek üzere okudukça "YA BEN NASIL BİR ANNEYİM" diyorum o küçücük beynine ne verirsen ileride kendine özgüveni olan kendinle barışık saygılı sevgi dolu pırıl pırıl bir insan olmasına zemin hazırlamış oluruz... Tüm anne adaylarına ve annelere sesleniyorum mutlaka okuyun bu kitabı...
6 Ekim 2012 Cumartesi
YKB ACADEMY...
Uzun zaman oldu Bayramoglu Ykb Tesislerine gelmeyeli... Genelde egitimler gunubirlik oluyordu ve konaklamaya da gerek kalmiyordu... Bu defa egitim 2 gunluk olunca Atahan pasadan ayri kalmak cok zor geldi...Allah kimseyi evladindan ayirmasin...
Akşamustu daha bir guzel oluyor etraf...
Ayri kalmanin tek guzel yani ayaklarini uzatip bol bol dinlenme firsati buldum... Bir de tam zamanli deliksiz bir uyku...Ama yine de pasamla olmayi tercih ederdim...
posted from Bloggeroid
5 Ekim 2012 Cuma
TRABZON DA ÇARŞI PAZAR...
Trabzon da ki bu bakırcılar çarşısına bayılıyorum... Eserler o kadar güzel ki bakmaya doyamıyor insan... Hepsi el emeği göz nuru... Evimde de Trabzon bakırların dan oluşan küçük bir şark köşemizde var zaten:)
Bu dünya gerçekten ilginç tamamen el yapımı... Rusya dan gelmiş ortadan ikiye ayrılan dünyanın içerisinden bilin bakalım ne çıkıyor.... Tabi ki mini bir bar... Eh içkiyi çok seven bir toplum nede olsa... Fiyatı mı? 5.000 TL.
Çok hoşlar değil mi üstlerinde hala yılların tozu var... En küçük ayrıntılara kadar tüm tozlar işlemiş artık...
Kısmen de olsa bir Trabzonlu olarak (baba Trabzon anne Bursa) hep demişimdir... Laf fıkralarının çoğu gerçektir diye... Alın size bir örnek... Maçka Devlet Hastanesi nin önünde oturmak için kaldırıma demirden sandalyeleri sabitlemişler... Gelin görün ki öndeki parmaklıklarla aradaki mesafeyi göz önüne alırsanız oraya sadece 2-7 yaş arası çocuklar sığabilir:)
Nasıl bir sevdadır bu Trabzon Spor dedim ve gözlerimle gördüm... Hangi bir fanatik GS li FB li BJK li evnini dış cephesine takımının adını yazdırır bayrağını işletir... Tabi ki Trabzon... Çok ilginç Maçka Trabzon arasında bir fabrika vardı resmini çekmeye unuttum tüm fabrika baştan sonra borda mavi renkte... Bir Bjk li olarak TS nin taraftarlarıyla gurur duydum ne yalan söyleyeyim... Aklıma gelmişken hani dedim ya fıkraların çoğu gerçektir... Alın size gerçek bir hikaye...
Köyde rahmetli Ömer amcanın bahçesinden alevler yükseliyormuş... Babamda hemen telaşla Ömer amcanın yanına bahçeye gidiyor bir de bakıyor ki arı kovanı yanıyor...
-Hayırdır Ömer Abi bu kovan neden yanıyor...
-Ben yaktım...
-Niye
-Arı beni soktu...
-EEe
-EE si var mı uşağum sahibini tanımayan arı yı ben hiç tanımam yakarım kovanı olur biter...:))) 5 yıl öncesine ait bir olay ama ben herkese anlatırım çok gülerim çünkü yazarken bile gülüyorum...Nur içinde yat Ömer Amca...
Çok güzel anılar la ayrıldım Trabzon dan... Bir daha oraları görmek ne zamana kısmet olur bilemem ama her gittiğim sene daha da güzelleşiyor...
3 Ekim 2012 Çarşamba
TRABZON VE ATATÜRK KÖŞKÜ...
Trabzon daki Atatürk Köşkü nün tarihte yeri gerçekten çok büyük... Atatürk tüm mal varlığını hazineye bağışlama kararını bu köşkte almış... Ne kadar büyük meziyet... Ne mutlu ki ülkemde hala iş adamları, akademisyenler, sanatçılar da mal varlıklarını hazineye tam anlamıyla olmasa da bir çok sosyal kurumlara bağışlıyorlar...
Köşkün içerisinde fotoğraf ve video çekimleri yasak olduğundan sadece dış mekanlardan görüntüler sunabiliyorum sizlere... Gerçi biz oradayken vatandaşın ikisi kendilerini kültür bakanlığından diye tanıtıp iç mekanda görüntü aldılar ya neyse... Onlara ayrıca gıcık olup her resim çektiklerinde yanlarına gidip gidip laf soktum homurdandım:)
"MAL VE MÜLK BANA AĞIRLIK VERİYOR.BUNLARI MİLLETİME VERMEKLE FERAHLIK DUYUYORUM. İNSANIN SERVETİ, KENDİ MANEVİ KİŞİLİĞİNDE OLMALIDIR. BEN BÜYÜK TÜRK MİLLETİME DAHA NELER VERMEK İSTİYORUM...
11 HAZİRAN 1937
ATATÜRK KÖŞKÜ
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Bu sözleri yerinde okuduğumda çok duygulandım... Ülkemin haline bakıp da emanetine sahip çıkamamanın vicdanı beni sarsmıştı...
Karadeniz bitkilerinden küçük kareler... Trabzon gez gez bitmiyor ki, hele bir de zaman sınırlı olunca hızlı turlar yapmak gerekiyor hal böyle olunca da insan acıkıyor tabi ki..
30 Eylül 2012 Pazar
SONUNDA BEN DE MİM LENDİM :)
Ne yalan söyleyeyim blogger arkadaşım Sevda olmasa kimse beni mim lemeyecekti... Teşekkür ederim kendisine...Başlayalım bakalım sorulara...
Günün nasıl geçti?
Harika bir gündü eşim kaynım ve eltim le birlikte Sakarya ya gittik oradan Sapanca Gölü ve Kırkpınar köyüne gittik olamaz böyle bir güzel köy...
İsim vermeden bahset?
İki yüzlülüğüne dayanamıyorum...
Neden hep cam kenarı?
Koltukla camın arasına hırka,kazak vs koyup uyuyabilmek için :)
Bu gün kendin için ne yaptın?
Yatakta 5 dk daha şekerleme yaptım :)
Twitter ana sayfanı aç ilk gözüne takılan?
Evde yillarca cin yagi diye bildigim seyin japon yagi oldugunu ogreniyorum. Hayat cok oyleyken aslinda boyle ..... Basim agriyor basim
Düşün ki o bunu okuyacak?
Seni çok seviyorum aşkım...
Kahkaha atmana sebep olan karikatürler?
Klavyeye bakmadan bir şeyler yaz?
valla herşeyi yazabilirim iş nedeniyle alışkınım... :)
Bir cümle düşün sonra kelimelerin yerlerini değiştirerek yaz..
Seviyorum seni çok biricik oğlum...
Ctrl+v yap..İşyerinde ve evde bazen kendimi bile kopyalamak istiyorum...
Bende Biraz Elif Biraz Ada yı mimliyorum....
28 Eylül 2012 Cuma
TRABZON BOZTEPE VE AYASOFYA MÜZESİ...
İki günümüzü de Trabzon da gezmeye ayırdık... Ünlü Boztepe ye çıkmadan önce karnımızı doyuralım dedik ve tavsiye üzerine cephanelik restoran a gittik... Tavsiye edildiği kadar varmış... Yemekleri temizliği iç ve dış mekan özellikleriyle benden tam not aldı...
Karadeniz de temiz havadan olsa gerek iştahım müthiş açıldı iyi de oldu aslında ,Atahan Pasa nın bakıcı sendromundan dolayı biraz kilo kaybetmiştim tatildeki aldığım kilolar enerji oldu :)
Dış mekanda olduğu gibi en güzeli iç mekandı... Yemek masaları tamamen ahşap koltukların bir kısmı kadife bir kısmı deri kaplı... Dekor olarak kullanılan eşyalar konsepte çok ama çok uygun...
Bahçede yemek yerken dinlediğimiz müziklerin hepsi eski Türk film müzikleriydi... İçeriyi gezerken gördüm, duvarın bir kısmında Ayhan Işık a ait filmlerinin posterleri duvara kaplanmış ve özel olarak ışıklandırılmıştı... Merak ettim sordum restoran sahibi tam bir Ayhan Işık hayranıymış... Ne kadar hoş ve mutlu edici bir düşünce değil mi...
İkinci katta ki yemek salonları genelde iş toplantı yemekleri için organize edilmiş... Büyük masa ve koltuklardan da belli değil mi ...
Ağaç kütüklerinden yapılmış ilginç bir tasarım... Ne kadar hoş değil mi...
Antika radyo, fotoğraf makinesi ve saatten oluşan güzel bir kahve molası köşesi...
Bu köşe ise süper bakar mısınız tasarıma tavandan sarkan kitaplar aralarına serpiştirilmiş spotlarla tam bir uyum içerisinde... Trabzon a yolunuz düşerse mutlaka cephanelik restoran a gitmenizi tavsiye ederim... Hem mideniz hem gözleriniz şenlensin...
Tarihi çeşmeden su içmeden olmaz tabi... Yemekleri yedik ve başladık Boztepe ye çıkmaya.... Ama oraya gitmeden yönümüzü Kaymaklı Manastırı na çevirdik...
Tüm Trabzon ayağınızın altındaymış gibi... Burada kelimeler kifayetsiz kalıyor semaverde demlenen çay ve Karadeniz i izlemek paha biçilemez...
Ve rotamızı Ayasofya Müzesi ne çevirdik... 1238-1263 yılları arasında 1. Manuel zamanında inşa edilmiş olan kilise, Fatih Sultan Mehmet zamanında camiye çevrilmiş ve vakıf eser olmuştur...
27 Eylül 2012 Perşembe
GÜRCİSTAN GEZİMİZ 2...
Günün yarısını geçmiştik ve eh midelerde zil çalmaya başlamıştı... Gürcistan da Türk restoranlar oldukça bol... Bizim tercihimiz daha doğrusu tur rehberinin tercihi Grand Grill restoran dan yana oldu iyiki de olmuş menüler harikaydı... Özellikle yöresel haçapuri harikaydı... Yuvarlak ekmeğin içerisinde yöresel peynirli bir lezzet... Normal ekmekleri de harika galiba içerisine bolca süt koyuyorlar... Birde farklı olan lezzet armut suyuydu...
Oldukça ıslanmıştık ama günler öncesinden ben havanın Gürcistan da yağmurlu olduğunu biliyordum ve tedbirimi de almıştım:) Tur dan diğer arkadaşlar çok ama çok ıslandılar... Bizim Türk restoran yemek dinlenmek ve kurumak için iyi gelmişti:)
Burası da Orta Cami... Osmanlı döneminde yapılmış tek başına ayakta kalma mücadelesi veren bir cami...
Gürcistan önümüzdeki beş yıl içerisinde Kafkasya nın Las Vegas ı olmayı kafasına koymuş bir kere... Baksanıza bu ters süt şişesi görünümlü bina adalet binası... Süt saflığı temizliği sembolize ederken ters olması da onu içimize çekerek adil yoldan doğruluktan ayrılmamayı gösteriyor...
Ama benim favori binam işte bu Amerika da ki Beyaz Saray ın tersi Batum da bir restoran... Restoran ın mimarı bilin bakalım nereli.... Rize Rize Rize :))) Zaten böyle bir şeyi ancak bir laz yapar:) Burada da sadece laz yemekleri yapılmakta... Bu hat üzerinde Hollanda Çin Ukrayna İtalya gibi bir çok ülke mutfaklarını da görmek mümkün...
Eh hatıra fotoğrafı çekmeden olmaz...
Yağmur yağsa da yola devam dedik... Sırada Botanik bahçe vardı... Sovyetlerin en byüyük botanik bahçesi Batum da kurulmuş ve alttaki resimde de botanik bahçenin içerisinde yer alan ziraat fakültesi yer almaktadır... Dünyanın beş kıtasından gelmiş çiçek ve ağaç çeşitleri mevcut...
Tabi ki yine yağmur...
Yağmur nedeniyle resimlerin büyük bölümü puslu çıktı bunlar en net olanları... Zaten botanik bahçe mi aynısı bizim Soldoy da var :)
Turumuzda ki en genç arkadaşlar KTÜ öğrencileri Ayşe ve Ceren di... Yağmurdan korunmak için market poşetlerinden yardım aldılar:) Biz Batum dan ayrılırken bile yağmur devam ediyordu... Gürcistan dan izlenimlerim; kumar ve kadın tutkunuz yoksa sadece bir defa bu ülkeyi ziyaret etmeniz yeterli...:) Tarihi eserleri neredeyse hiç yok Sovyet izlerini silmek için yok edilmiş :) Hijyen denilen bir şey Türklerin yaşadığı yerler hariç neredeyse hiç yok... Katı ve kuralcı bir ülke... Tüm hijyensizliğe rağmen Karadeniz de en temiz kıyı şeridine sahip sahili olan bir ülke...Gürcü kavurması hapuçuri ve ekmekleri çok lezzetli bir ülke...Değişik kültürleri görmek isteyenler için tavsiye edebilirim... Gürcistan Karadeniz den bir parça...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









































