18 Ekim 2012 Perşembe

HAYATTAKİ EN İYİ ŞEYLER BEDAVADIR...

Düşündüm de benim hayatımda ne kadar çok bedavalarım varmış...Yukarıdaki tabloda uyumak hariç (Atahan doğduğundan beri) hayattaki en iyilere çok şükür sahibim... Diyorum ya benim bu hayattaki bedavalarım çok fazla...




Şu suratlardaki masumiyete bakar mısınız? Onlar ın bile ne kadar çok bedavaları var...





Bedava
Bedava yaşıyoruz bedava;
Hava bedava bulut badava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobilin dışı
Sinemaların kapısı
Camekanlar bedava
Peynir ekmek değil ama.
Acı su bedava.
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava:
Bedava yaşıyoruz bedava.

ORHAN VELİ KANIK.

16 Ekim 2012 Salı

MİSKİNLEŞMEK NE HOŞ....



Havalardan mi nedir bilmuyorum sürekli bir uyku hali sürekli bir yorgunluk var üstümde...Atahan paşa da sağolsun son bir aydir geceleri 2-3 kez uyanir oldu... Aman degmeyin keyfimize...Ben de sürekli bir miskinlik hali var...Şöyle bir semaverde çay keyfi ve hemen yaninda da bir hamak benim için bu sıralar vazgeçilmez öncelik taşıyor...




Temiz hava daha da çarpıyor galiba fazla oksijenden olsa gerek...





Bakarmisiniz Atahan kuzu bile miskinleşmiş... Aynı annesi:)
posted from Bloggeroid

11 Ekim 2012 Perşembe

7/24 ANNEYE GÜVENLİ BAĞLANMA...


Geçen gün çalıştığım bankanın merkezinde  yapılan bir panelin video görüntülerini izledim... Prof.Dr. Sabiha Paktuna Keskin di konuşmacı... Eh çalışanların büyük çoğunluğu kadınlar olunca hele bir de anne olunca konu tabi ki çocuklar... Paneli izlediğimde çok etkilendim bir anne olarak doğru bildiğimiz o kadar çok yanlışlar var ki... Hele çalışan anne olarak çocuklarımızla geçirdiğimiz zaman kısıtlı olunca durum daha da vahimleşiyor... Yıllarını çocukların psikolojisine adamış bir doktor ve anne olarak Sabiha Hanımın konuşmaları beni çok etkilemişti... Bir çok arkadaşımdan kitapları hakkında çok şeyler duymuştum ama bir türlü kısmet olmamıştı alıp okumaya... Eğer “Ne yaparsam yapayım bir türlü onu yalnız bırakamıyorum, çocuğuma hiç bir şey yediremiyorum, ağlamasını durduramıyorum, öfke nöbetlerini anlayamıyorum...” diyorsanız, Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin'in yeni kitabı 7/24 Anneye Güvenli Bağlanma'yı mutlaka okumalısınız!Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin; kimlik ve kişilik gelişiminde hayati önem taşıyan bu evrelerde çocuklarıyla güvenli bağ kurmayı gerçekleştirebilmesi için annelere rehberlik ediyor. Çevre ve genlerden zihin okumaya, kimlik gelişiminden güvenli annelik metodunun uygulanışına kadar çocuk gelişiminde güvenli bağ kurmanın yolları adım adım anlatılıyor. Üstelik kitapta bu metodu uygulamadan önceki sorunlar, metodu uygulama süreçleri ve inanılmaz sonuçlar da annelerin mektuplarıyla örneklenmiş...Hemen kitap ambarı ndan kitabın siparişini verdim ertesi gün elimdeydi kitap, keyifle okuyorum bitmek üzere okudukça  "YA BEN NASIL BİR ANNEYİM" diyorum  o küçücük beynine ne verirsen ileride kendine özgüveni olan kendinle barışık saygılı sevgi dolu pırıl pırıl bir insan olmasına zemin hazırlamış oluruz... Tüm anne adaylarına ve annelere sesleniyorum mutlaka okuyun bu kitabı... 




6 Ekim 2012 Cumartesi

YKB ACADEMY...



Uzun zaman oldu Bayramoglu Ykb Tesislerine gelmeyeli... Genelde egitimler gunubirlik oluyordu ve konaklamaya da gerek kalmiyordu... Bu defa egitim 2 gunluk olunca Atahan pasadan ayri kalmak cok zor geldi...Allah kimseyi evladindan ayirmasin...



Akşamustu daha bir guzel oluyor etraf...



Ayri kalmanin tek guzel yani ayaklarini uzatip bol bol dinlenme firsati buldum... Bir de tam zamanli deliksiz bir uyku...Ama yine de pasamla olmayi tercih ederdim...






posted from Bloggeroid

5 Ekim 2012 Cuma

TRABZON DA ÇARŞI PAZAR...

 Trabzon da ki bu bakırcılar çarşısına bayılıyorum... Eserler o kadar güzel ki bakmaya doyamıyor insan... Hepsi el emeği göz nuru... Evimde de Trabzon bakırların dan oluşan küçük bir şark köşemizde var zaten:)

Hamam tasların dan kahve fincanları, ibriklerden dekor aksesuarları na kadar her şey var.. Çok ama çok güzel tasarımlar... 
 Tam yılı hatırlamıyorum ama 92-93 yıllarıydı Rus Pazarı nın en şaşalı yılllarıydı... Aman Allahım iğne atsanız yere düşmezdi inanın pazarda tezgahları gezebilmek büyük işkenceydi kalabalıktan... Ama aradığınız her şeyi 1/10 fiyatına alabiliyordunuz... Şimdilerde adı Avrasya Pazarı olmuş yeri de faklı bir yere taşınmış... Pazardaki dükkanların çoğunluğu Türk Tabir i caiz se Rus vatandaşlardan satıcılar çok ama çok az... İlgimi çeken  bir kaç kare...







Bu dünya gerçekten ilginç tamamen el yapımı... Rusya dan gelmiş ortadan ikiye ayrılan dünyanın içerisinden bilin bakalım ne çıkıyor.... Tabi ki mini bir bar... Eh içkiyi çok seven bir toplum nede olsa... Fiyatı mı? 5.000 TL. 



Çok hoşlar değil mi üstlerinde hala yılların tozu var... En küçük ayrıntılara kadar tüm tozlar işlemiş artık...




Kısmen de olsa bir Trabzonlu olarak (baba Trabzon anne Bursa) hep demişimdir... Laf fıkralarının çoğu gerçektir diye... Alın size bir örnek... Maçka Devlet Hastanesi nin önünde oturmak için kaldırıma demirden sandalyeleri sabitlemişler... Gelin görün ki öndeki  parmaklıklarla aradaki mesafeyi göz önüne alırsanız oraya  sadece  2-7 yaş arası çocuklar sığabilir:)

Nasıl bir sevdadır bu Trabzon Spor dedim ve gözlerimle gördüm... Hangi bir fanatik GS li FB li BJK li evnini dış cephesine takımının adını yazdırır bayrağını işletir... Tabi ki Trabzon... Çok ilginç Maçka Trabzon arasında bir fabrika vardı  resmini çekmeye unuttum tüm fabrika baştan sonra borda mavi renkte... Bir Bjk li olarak TS nin taraftarlarıyla gurur duydum ne  yalan söyleyeyim... Aklıma gelmişken hani dedim ya fıkraların çoğu gerçektir... Alın size gerçek bir hikaye... 
Köyde rahmetli Ömer amcanın bahçesinden alevler yükseliyormuş... Babamda hemen telaşla Ömer amcanın yanına bahçeye gidiyor bir de bakıyor ki arı kovanı yanıyor... 
-Hayırdır Ömer Abi bu kovan neden yanıyor...
-Ben yaktım...
-Niye
-Arı beni soktu...
-EEe
-EE si var mı uşağum  sahibini tanımayan arı yı ben hiç tanımam yakarım kovanı olur biter...:))) 5 yıl öncesine ait bir olay ama ben herkese anlatırım çok gülerim çünkü yazarken bile gülüyorum...Nur içinde yat Ömer Amca...

Çok güzel anılar la ayrıldım Trabzon dan... Bir  daha oraları görmek ne zamana kısmet olur bilemem ama her gittiğim sene daha da güzelleşiyor...

3 Ekim 2012 Çarşamba

TRABZON VE ATATÜRK KÖŞKÜ...


Trabzon daki Atatürk Köşkü nün tarihte yeri gerçekten çok büyük... Atatürk tüm mal varlığını  hazineye bağışlama kararını bu köşkte almış... Ne kadar büyük meziyet... Ne mutlu ki ülkemde hala  iş adamları, akademisyenler, sanatçılar da mal varlıklarını hazineye tam anlamıyla olmasa da bir çok sosyal kurumlara bağışlıyorlar...






Köşkün içerisinde fotoğraf ve video çekimleri yasak olduğundan sadece dış mekanlardan görüntüler sunabiliyorum sizlere... Gerçi biz oradayken vatandaşın ikisi kendilerini kültür bakanlığından  diye tanıtıp  iç mekanda görüntü aldılar ya neyse... Onlara ayrıca gıcık olup her resim çektiklerinde yanlarına gidip gidip laf soktum homurdandım:)




"MAL VE MÜLK BANA AĞIRLIK VERİYOR.BUNLARI MİLLETİME VERMEKLE FERAHLIK DUYUYORUM. İNSANIN SERVETİ, KENDİ MANEVİ KİŞİLİĞİNDE OLMALIDIR. BEN BÜYÜK TÜRK MİLLETİME DAHA NELER VERMEK İSTİYORUM...

11 HAZİRAN 1937 
ATATÜRK KÖŞKÜ
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



Bu sözleri yerinde okuduğumda çok duygulandım... Ülkemin haline bakıp da emanetine sahip çıkamamanın vicdanı beni sarsmıştı...



Karadeniz bitkilerinden küçük kareler... Trabzon gez gez bitmiyor ki, hele bir de zaman sınırlı olunca hızlı turlar yapmak gerekiyor hal böyle olunca da insan acıkıyor tabi ki..


Trabzon da ne  yenir ? diye sorarsanız seçenek  bol  yöresel yemekleri tavsiye ederim... Karalahana dolması,hamsili pilav,kuymak,turşu kavurma... Mısır ekmeği ve tabi ki mıhlama... Uzayan peynirleri toparlamaktan lezzetine varamadım:)



30 Eylül 2012 Pazar

SONUNDA BEN DE MİM LENDİM :)

Ne yalan söyleyeyim blogger arkadaşım Sevda olmasa kimse beni mim lemeyecekti... Teşekkür ederim kendisine...Başlayalım bakalım sorulara...

Günün nasıl geçti?

Harika bir gündü eşim kaynım ve eltim le birlikte Sakarya ya gittik oradan Sapanca Gölü ve Kırkpınar köyüne gittik olamaz böyle bir güzel köy...


İsim vermeden bahset?

İki yüzlülüğüne dayanamıyorum...
Neden hep cam kenarı?

Koltukla camın arasına hırka,kazak vs koyup uyuyabilmek için :)
Bu gün kendin için ne yaptın?

Yatakta 5 dk daha şekerleme yaptım :)


Twitter ana sayfanı aç ilk gözüne takılan?

Evde yillarca cin yagi diye bildigim seyin japon yagi oldugunu ogreniyorum. Hayat cok oyleyken aslinda boyle ..... Basim agriyor basim 

Düşün ki o bunu okuyacak?

Seni çok seviyorum aşkım...



Kahkaha atmana sebep olan karikatürler?




Klavyeye bakmadan bir şeyler yaz?

valla herşeyi yazabilirim iş nedeniyle alışkınım... :)


Bir cümle düşün sonra kelimelerin yerlerini değiştirerek yaz.. 

Seviyorum seni çok biricik oğlum...

Ctrl+v yap..İşyerinde ve evde bazen kendimi bile kopyalamak istiyorum...


Bende  Biraz Elif Biraz  Ada yı mimliyorum....






28 Eylül 2012 Cuma

TRABZON BOZTEPE VE AYASOFYA MÜZESİ...


İki günümüzü de Trabzon da gezmeye ayırdık... Ünlü Boztepe ye çıkmadan önce karnımızı doyuralım dedik ve tavsiye üzerine cephanelik restoran a gittik... Tavsiye edildiği kadar  varmış... Yemekleri temizliği iç ve dış mekan özellikleriyle benden tam not  aldı...


Karadeniz de temiz havadan olsa gerek iştahım müthiş açıldı iyi de oldu aslında ,Atahan Pasa  nın bakıcı  sendromundan dolayı biraz kilo kaybetmiştim tatildeki aldığım kilolar enerji oldu :)


Dış mekanda olduğu gibi en güzeli iç mekandı... Yemek masaları tamamen ahşap koltukların bir kısmı kadife bir kısmı deri kaplı... Dekor olarak kullanılan eşyalar konsepte çok ama  çok uygun...




Bahçede yemek yerken dinlediğimiz müziklerin hepsi eski Türk film müzikleriydi... İçeriyi gezerken gördüm,  duvarın bir kısmında Ayhan Işık a ait filmlerinin posterleri duvara kaplanmış ve özel  olarak ışıklandırılmıştı... Merak ettim sordum restoran sahibi tam bir Ayhan Işık hayranıymış... Ne kadar hoş ve  mutlu edici bir düşünce değil mi...



İkinci katta ki yemek salonları genelde iş toplantı yemekleri için organize edilmiş...  Büyük masa ve  koltuklardan da belli değil mi ...



Ağaç kütüklerinden yapılmış ilginç bir tasarım... Ne kadar hoş değil mi...



Antika radyo, fotoğraf makinesi ve saatten oluşan güzel bir kahve molası köşesi...


Bu köşe ise süper bakar mısınız tasarıma tavandan sarkan kitaplar aralarına serpiştirilmiş spotlarla tam bir uyum içerisinde... Trabzon a yolunuz düşerse mutlaka  cephanelik restoran a gitmenizi tavsiye ederim... Hem mideniz hem gözleriniz şenlensin...


Tarihi çeşmeden su içmeden olmaz tabi... Yemekleri yedik ve başladık Boztepe ye çıkmaya.... Ama oraya gitmeden yönümüzü Kaymaklı Manastırı na çevirdik...



Tüm Trabzon ayağınızın altındaymış gibi... Burada kelimeler kifayetsiz kalıyor semaverde demlenen çay ve Karadeniz i izlemek paha biçilemez...






Ve rotamızı Ayasofya Müzesi ne çevirdik... 1238-1263 yılları arasında 1. Manuel zamanında inşa edilmiş olan kilise,  Fatih Sultan Mehmet zamanında camiye çevrilmiş ve vakıf eser olmuştur...











27 Eylül 2012 Perşembe

GÜRCİSTAN GEZİMİZ 2...


Günün yarısını geçmiştik  ve eh  midelerde zil çalmaya başlamıştı... Gürcistan da Türk restoranlar oldukça bol... Bizim tercihimiz daha doğrusu tur  rehberinin tercihi  Grand Grill restoran dan yana oldu iyiki de olmuş menüler  harikaydı... Özellikle yöresel haçapuri harikaydı... Yuvarlak ekmeğin içerisinde  yöresel peynirli bir lezzet... Normal ekmekleri de harika galiba içerisine bolca süt  koyuyorlar...  Birde farklı olan lezzet armut suyuydu...


Ben  bu armut  suyunun tadına bayıldım... Asit oranı çok az ve lezzetli... Zaten eve giderken de  bundan aldım... Başkada alınacak birşeyini bulamadım magnetlerinin haricinde... Belki yazın en  yoğun zamanında turistlere yönelik başka satılacak eşyalar da vardır da biz göremedik...

Oldukça ıslanmıştık ama günler öncesinden ben havanın Gürcistan da yağmurlu olduğunu biliyordum ve tedbirimi de almıştım:) Tur dan diğer arkadaşlar çok ama çok ıslandılar... Bizim Türk restoran yemek dinlenmek ve kurumak için iyi gelmişti:)



Burası da Orta Cami... Osmanlı döneminde yapılmış tek başına ayakta kalma  mücadelesi veren bir  cami...



Gürcistan önümüzdeki beş yıl içerisinde Kafkasya nın  Las Vegas ı  olmayı  kafasına koymuş bir kere... Baksanıza bu ters süt şişesi görünümlü bina  adalet binası... Süt saflığı temizliği sembolize ederken ters  olması da onu içimize çekerek adil yoldan doğruluktan ayrılmamayı gösteriyor...



Ama benim favori binam işte bu Amerika da ki Beyaz Saray ın tersi Batum da bir restoran...  Restoran ın mimarı bilin bakalım nereli.... Rize Rize Rize :))) Zaten böyle bir şeyi ancak bir laz yapar:) Burada  da sadece laz yemekleri yapılmakta... Bu hat üzerinde Hollanda Çin Ukrayna İtalya gibi  bir çok ülke mutfaklarını da görmek mümkün...



Eh hatıra  fotoğrafı çekmeden  olmaz...



Yağmur yağsa da yola devam dedik... Sırada Botanik bahçe vardı... Sovyetlerin en byüyük botanik bahçesi Batum da kurulmuş ve alttaki resimde de botanik bahçenin içerisinde yer alan  ziraat fakültesi yer almaktadır... Dünyanın beş kıtasından gelmiş çiçek ve ağaç çeşitleri mevcut... 


Tabi ki yine yağmur...





Yağmur nedeniyle resimlerin büyük bölümü puslu çıktı bunlar en net olanları... Zaten botanik bahçe mi aynısı bizim Soldoy da var :)



Turumuzda ki en genç arkadaşlar KTÜ öğrencileri Ayşe ve Ceren di... Yağmurdan korunmak için market poşetlerinden yardım aldılar:)  Biz Batum dan ayrılırken bile yağmur devam ediyordu... Gürcistan dan izlenimlerim; kumar ve kadın tutkunuz yoksa sadece bir defa bu ülkeyi ziyaret etmeniz yeterli...:) Tarihi eserleri neredeyse hiç yok Sovyet izlerini silmek için yok edilmiş :) Hijyen denilen bir şey Türklerin yaşadığı yerler hariç neredeyse hiç yok... Katı ve kuralcı bir ülke... Tüm hijyensizliğe rağmen Karadeniz de en temiz kıyı şeridine sahip sahili olan bir ülke...Gürcü kavurması hapuçuri  ve ekmekleri çok lezzetli bir ülke...Değişik kültürleri görmek isteyenler için tavsiye edebilirim... Gürcistan Karadeniz den bir parça...

26 Eylül 2012 Çarşamba

GÜRCİSTAN GEZİMİZ 1



Trabzondan günübirlik turlardan yararlandik ve sabahin erken saatinde yola çiktik... Trabzon Rize Artvin derken Sarp sınır kapısına geldik...Sadece yıpranmiş olmayan nufus kagidiniz yeterli...1Tl karsiliginga Gurcistan a geçebiliyorsunuz...


Bayburttan dogan Çoruh nehri Artvinden geçip Gürcistandan Karadenize dokuluyor ve tasidigi tum verimli topraklarida buraya birakiyor...Lakin halki cok tembel oldugu icin bu topraklari tarim amacli kullanmiyorlarmis... Dağılan Sovyetler Birliginden sonra sanayi de bitmiş... Halk sadece turizmle geçiniyor...Tabii bu yeterli değil... Kumar da ulkede onemli bir yere hakim...İnşaat sektörü çok hızlı bir sekilde ilerliyor... Bu konuda Avrupadan kredi aliyorlar...Batum un kumar kenti olmasi icin cok calisiyorlar... Resimlerler Batumu gezmeye baslyalim... İlk durak Aziz Adrian(Nino) heykeli...Hriatitanligi Gurcistana getiren kişi... Hekeli kücük bir şelalenin yaninda....


Burasi da Apsaros  Kalesi... Romalilar tarafindan yapilmis Bizans Arap ve Osmanli yonetiminde kalmis ve surekli batan bir kale...
Batum duz bir araziye kurulmus sehir oldugu icin caddeler ve sokaklar oldukca genis ve buyuk... Kaybolma sansiniz yok:)

Bu kucuk göl de Nuri Geli Gölü... Zamaninda burada bir Türk çocugu bogulmuş. Annesi yurek acisindan her gun bu gole gidip Nuri gelll Nuri gelll diye agit yakar aglarmis... O gün bu gündür bu gölun adı. Nuri Geli Gölü kalmiş... Rehberimiz bunu anlattiginda gözlerim doldu çok duygulandim...
Bu binalar Sovyetlerden kalma işçi blokları gerçi Gurculer Sovyetlerden kalan herseyi yikmaya calişsada bu binalar hala ayakta...


Bu da Karadeniz Ticaret Merkezi. insaati hala devam ediyor... Tepesinde dönme dolap var...Bana ilginç gelen binalardan birisi... Gurcistan gezimize bir sonraki postta devam edecegim...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...