22 Ocak 2014 Çarşamba
BLOG İZLEYİCİLERİNİZ Mİ KAYBOLDU?
Son zamanlarda sıkça yaşanılan sorunların başında geliyor... Blog izleyicilerimiz bir var bir yok... Bu soruna sevgili blog arkadaşım blog hocam öyle güzel ele almış ki ... Dediklerini harfi harfine yerine geitirirseniz izleyecilerinize hiçbirşey olmuyor... :)
19 Ocak 2014 Pazar
MUTLU PAZARLAR...
Dün gece amcamiza gittik dünyalar güzeli iran kedileri Tostik yine keyifliydi... Atahan ondan daha da keyifliydi... Tostik in evini sürekli sabote etmek istiyor dunyasini merak ediyordu....
Merakini gidermek icin dayanamadi Tostik in evinin icini ziyaret etmek istedi icerisinden almak cok zor oldu...Atahan hayvanlari cok seviyor kediler kopekler kuslar...Surekli onlara temas etmek sevmek istiyor... Bende buna hic engel olmuyorum... Hayvanlari sevsin ki insanlari daha cok sevsin diye...
Bugun hava harika kis ortasinda bahari yaşıyoruz adeta... Ama yagmur yağmalı zira barajlar dip yapti... Bizde buguzel havanin tadını çıkartalım dedik attık kendimizi dışarıya...Bu minik kedi bile halinden okadar memnun ki değmeyin keyfine....
Minik kuzum parkta doyasıya eğlendi sonrada birguzel baligini yedi... Artik klasik pazar davranisimiz oldu park ve devaminda balik yemek...
Haftasonu uyku saatlerimiz hep değişiyor gec uyudu bugun.... Bizde babamizla kahve keyfi yaptik...Bir yandan kahvemi yudumlarken gider yandan da keyifle posttumu yaziyorum.... Mutlu pazarlar hepinize sağlikla mutlulukla huzurla....
posted from Bloggeroid
16 Ocak 2014 Perşembe
KURUYAN HAVAYI DAĞITALIM
Malum kış ayı evde kalorifer yanıyor ve ortalığı kasıp kavuran bir H3N2 virüsü var... Ben 1,5 ay süren yoğun mücadelelerle atlattım ama minik kuzum Atahan hala aksırıp tıksıyor... Burun tıkanıyor genize akıyor sonrada öksürük 2-3 gecedir geceleri uykumuz çok bölünüyor uyanıyor ağlıyor vs... Dün gece aklıma geldi bebekken kullandığım buhar makinasını çıkarttım...Yattığı odaya koydum akşma üstü 1 saat çalıştırdım.. Umarım etki eder... geceleyinde aslında çalıştırmam lazım 10 -15 dk ama uyur kalırım diye cesaret edemedim ...Çocukluğumdan hatırlıyorum sobalar vardı evimide ve her evde sobanın üstünde mutlaka bir çaydanlık yada güğüm olurdu ki bu da odadaki kuruyan havaya engel olurdu nem yapardı... Birde cam çerçeveleri plastik değildi ağaçtandı çerçevelerin arasından az da olsa hava girer sirkülasyon olurdu... Şimdilerde biz evi havalandırmazsak oksijensizlikten uyuşuk uyuşuk gezer olduk... Evet eskiler daha dirençli daha sağlam... buhar makinaları yoktu plastik çerçeveleri yoktu pastorize sütleri yoktu gdo lu yiyecekleri yoktu vs ama sağlıkları vardı.... Temiz havalı bol sağlıklı H2N3 süz günleriniz olsun...
12 Ocak 2014 Pazar
ÇOCUK PSİKOLOJİSİNDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Çocuğuna ‘hayır’ diyemeyen, böyle olunca da ‘parmakta oynatılan’ yeni nesil anne-babalara günümüzde hayli sık rastlamak mümkün. Oysa bu tarz çocuk yetiştirme, sadece kendini önemseyen bir nesil yetişmesine neden olabilir!
Yeni nesil anne-babalar çocuğa sınırlarını öğretmekte tutuk davranıyor, özgüven aşılamada abartıya kaçıyor ve net bir ses tonuyla ‘dur’ diyemiyor.
Çocuğun her davranışını büyüteç altına alan, halk arasındaki tabire göre ‘parmakta oynatılmaya’ aday yeni nesil anne-babalar sağlıklı çocuklar yetiştirebiliyor mu? Bu tarz çocuk yetiştirmek, abartılı özgüven şişirmesi ile benmerkezci, sadece kendisini önemseyen, insani duyarlılıkları zayıf kalacak bir nesil yaratır.
Çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ‘Psikolojik Hatalar’:
1-Özgüven Her Koşulda İyidir: Bu bilgi, 1980 ve 90’lı yıllarda Amerika/Avrupa’daki ‘yeni çocuk yetiştirme açılımı’na psikoloji biliminin ‘katkısı’ olarak ortaya sürülmüştür. Ancak yıllar, pek çok önemli kuramcının bu konuyu yeniden değerlendirmesine yol açmış, çocuklara özgüven pompalamasının, katkıdan çok zarar getirmeye başladığını göstermiştir. Çocuğa ‘sen çok özelsin, farklısın’ mesajlarının sıklıkla gitmesi, erken yaşta aşırı şişen bir ‘benlik’ duygusuna yol açabilir. Çocuğun her davranışını mercek altına almamak, sürekli ona açıklamalar yapmamak; yani hayatta “sürekli ve sadece” onun merkezde olduğu algısını ortadan kaldırmak, özgüvenden bencilliğe gidebilecek yolu kesebilir.
2-Çocuklara Asla Kızılmaz, Yüksek Sesle Konuşulmaz: Çocukların onurlarını kırmamak, onları ruhsal ve fiziksel olarak korumak sadece anne-babanın değil, hepimizin görevi. Ancak çocuk, kimi zaman net ve sert yönlendirmelere de ihtiyaç duyar. Örneğin; annesine herkesin ortasında tekme atan 3 yaşındaki bir çocuğa, sakince ‘bu yaptığın pek hoş değil’ demek yerine, sert ve net bir ses tonu ile ‘yapma!’ denilerek, sert ve donuk bir yüz ifadesi ile tepki verilebilir. Çünkü şiddet göstermesi neredeyse normal karşılanan bir çocuk, bu davranışı artırarak yineleyecektir.
3-Başkalarının Yanında Çocuğa Kızılmaz: Çocuk, bu bilgiyi kullanarak, başkalarının yanında dizginlenemez davranışlar sergiler. Örneğin; başkalarının yanında sürekli gürültü yapan bir çocuğa da sert bir şekilde ‘hayır’ denilebilmelidir. Çünkü çocuk, çevreye verdiği rahatsızlığın farkında olmaz. Ona sınırlarını öğretecek olan anne-babadır. Çocuk bu sınırları ihlal etiğinde, anne-baba o anda müdahale ederek, net yönlendirmelerle bu ihlallere ‘dur!’ diyen taraf olmalıdır.
4-Başkalarının Çocuğuna Asla Müdahale Edilemez: Eskiden genç annesinin başa çıkmakta zorlandığı bir çocuğu, tatlı sert bir müdahale ile hizaya getiren ‘teyzeler’ vardı. Günümüzde ise bir kafeteryada ortalığı birbirine katan bir çocuğa çoğunluk, ‘başkasının çocuğuna asla müdahale edilmez’ düşüncesi ile sessiz kalabiliyor. Oysa görmezden gelmek, hatta çocuğa gülümsemek yerine; anne-babayı rencide etmeyecek şekilde çocuğa dönerek ‘anneni çok zor durumda bırakıyorsun ve bağırtınla da hepimizi rahatsız ediyorsun’ denilebilir.
5-Çocuğun Her Merakı Giderilmeli: Çocuğun her sorusu ayrıntılarıyla cevaplanırsa, düşünceleri ve hayal gücü yetişkin cevapları ile ‘sınırsızca’ karşılık bulursa; ‘çevrenin onun sorularına ve konuşmalarına yetişemediği ve bir süre sonra rahatsızlık vermeye başlayan’ bir çocuk haline gelebilir. Çocuk, bazı sorularının cevabını kendi hayal gücünden tamamlayabilir. Her şeyi ayrıntısıyla bilmek zorunda değildir. Her sorusunun ayrıntılarıyla yanıtlanması, düşünce hızını ve konuşma miktarını kontrolsüz hale getirebilir; bu da onun kaygı düzeyini artırabilir, ‘yetişkin dili’ ile konuşan (‘büyümüş de küçülmüş’) bir duruma getirebilir.
6-Her Seslenişine Cevap Verilmeli: Her seslenişine (o anda bir yetişkin ile muhabbet halinde iken bile) karşılık alan çocuk da ‘sınır’ problemi yaşar. Bir başkası ile konuşan anne-babasını bölen çocuğa her seferinde cevap vermek; ona ‘diğerlerinin birlikte yaptıkları şeyler değil, sadece senin ne istediğim önemli’ mesajını gönderir. Çocuk, isteğinin anında giderilmesini ister. Bunu ‘normal’ karşılamak ve diğer konuşmayı önemsememek, doğrudan bu mesajı verir.
7-Aile İçi Kararlar Mutlaka Çocuğa Da Sorulmalıdır: Bu bilgi de; 6 yaşında ancak hafta sonunda nereye gidileceğine karar vermesi istenen, 8 yaşında ancak eve alınacak mobilyayı seçen, 4 yaşında ancak akşam mönüsü onun seçimine göre düzenlenen çocuklara işaret eder. Demokratikliğin çocuğu da kapsaması demek, aile içindeki önemli her karara çocuğu da katmak demek değildir. Bazı kararları sadece yetişkinler vermelidir. Karar verme sistemine ‘her zaman’ çocuğu da katmak, hatta onu ‘asıl karar verici’ yapmak çocukta yük yaratır, ego şişmesine yol açar.
8-Yemek Yemeyen Çocuğa Asla Zorlama Yapılmaz: Bu, sadece pediatrinin değil, psikolojinin de kısmen konusudur. Bir bebeğe abartılı şekilde yemek yedirilmeye çalışılması, 7-8 yaşlarındaki çocuğun ağzına yemek tıkılması (bu, bağımlılık açısından riskli bir belirtidir) ne kadar sağlıksız ise; yapısal olarak ‘yememeye yatkın’ çocuklara asla baskı yapmamak da gerçekçi değildir. Bu tür çocuklar, tamamen kendi inisiyatiflerine göre yemek yiyemezler. Özellikle 2 yaş civarı çocuklar, bu konuyu iyice oyuna çevirirler, yemek yerken gezerler. Gezerken ya da masadayken, çocukların ağızlarını açmak istemedikleri zamanlarda da net (ancak şiddet, aşırı öfke göstermeden) yönlendirmelerle yemek yedirilebilir.
Klinik Psikolog Sinem Demir
Sağlık & Yaşam Dergisi —
9 Ocak 2014 Perşembe
YEŞİMCE LEZZETLER E MERHABA DİYELİM...
Sevgili arkadaşım Yeşim sonunda kendine bir blog açtı.. Yıllardır yaptığı eşsiz pastalar yemekler ve değişik tariflerle Yalova da akrabağ ve arkadaşlar arasında hamarat Yeşim olarak tabir edilen arkadaşım blog dünyasında yerini aldı...Hatırlıyorum lise yıllarında falan dı... Bir bayram Yeşim in babaannesine bayram ziyaretine gitmiştik aman Allahım bir dilber dudağı tatlı ikram etmiş bize... Yıllar geçti hala tadı damağımdadır.... Bu işler özen ve sevgi ister yıllardır bilirim Yeşim in bir Nukhet Duru hayranlığı vardır bir de pasta börek yemek yapma... İlginç ve sıradışı tarifler için yesimcelezzetler blog sayfasından ve faceebook sayfasından da ziyaret edebilirsiniz... Sıradaşı ve ilginç tarifler var arkadaşlar vakti bol olan yemeği ve yedirmeyi seven arkdaşlara duyrulur...
7 Ocak 2014 Salı
KÜÇÜK HEDİYELİK EŞYALAR
Bayılıyorum böyle minik süs eşyalarına... Geçen sene 2013 de sanki çok uzakmış gibi , eşimle gittiğimiz Bolu Gölcük de ki burada anlatmıştım bu minik eşyalar dikkatimi çekmişti... Bu minik çanta için ideal olan aynalar can kurtarıcı... Üstündeki işlemeler boncuk süslemelerde harika...
El emeği göz nuru çantalar hepsi beni al der gibiydi...
Ben bu anahtarlıklara bayıldım... Hem plastik değil daha sağlıklı...
Testilere dayanamıyorum çok seviyorum bana tarihi geçmişi hatırlatıyor hep..
3 Ocak 2014 Cuma
2014 E KÖTÜ BİR GİRİŞ
Nasıl bir gripmişsin sen yahu... Evcek ilk tanışmamızı burada anlatmıştım... Sonrada burada devam eden gribimizden bahsetmiştim...
Yeni yıl gecesi resmen PTT yaptım... Pijama Terlik Tv ... Aldım bitki çayımı da elime sek içtim iyi geldi... Ama 1 ocak sabahı uyandığımda yataktan kalkamıyordum tüm eklem yerlerim şiddetli bir biçimde ağrıyordu... Acil iğne serum rapor vs derken bugun gözümü biraz açtım... Hala daha yataktayım... 1,5 aydır yakamı bırakmayan grip sonunda yatağa düşürdü artık bedenim daha fazla bu yükü kaldırmadı... Bu gribin tek güzel yönü tam bir yıldır uyumadığım tüm uykularımı son 3 günde tamamladım:)... Aldığım ilaçlar müthiş uyku yapıyor yataktan çıkamıyorum izninizle uykum geldi yine...
30 Aralık 2013 Pazartesi
2013 VEDA ZAMANI
Nasıl da geçti koca bir sene anlayamıyor insan... Zaman sadece akıp gidiyor ve bizler sadece arkasından bakakalıyoruz... Üzüntülerimizle, sevinçlerimizle....
27 Aralık 2013 Cuma
KREŞ ZİYARETİMİZ
26 Aralık 2013 Perşembe
YENİ İNCİ DEN İNDİRİMLİ ÇİZMELER
24 Aralık 2013 Salı
2-3 YAŞ ÇOCUKLARDA UYKU PROBLEMİ NASIL ÇÖZÜLÜR
Uzun zamandır ki yaklaşık 1 yıl olacak Atahan paşanın gece uyku problemi vardı gecede en az 3 en fazla 8 defa uyanmasına artık bir çözüm yolu buldum... Anneler 2-3 yaş çocuklarınızda gece uyku problemimi var bakın ne yapacaksınız... Geceleri Atahan yatarken biberona cici bebe süt yapıp veriyordum bu ateşlenme dönemimizde boğazı biraz daha yumuşasın diye nişasta yada pirinç unundan muhallebi yapmıştım daha az uyanmaya başladı... Şimdilerdeki yeni gece mamamız nişasta yada pirinçunu ve sütle yapılan muhallebi şeker katmıyorum 1 adet muzu eziyorum içerisine birazda bal koyuyorum hepsi biberona... Kuzum daha az uyanır oldu... Hiç aklıma gelmedi bunca zaman cicbebe çok tatlı olduğundan sürekli hararet yapıyor minik kuzu da susadığı için zırt pırt uyanıyor... Şimdi biraz daha rahatız... Neymiş eskileri dinleyecekmişsiniz annenizi kayınvalidenizi büyüklerinizi eskiden hazır mamamlar mı varmış muhallebiyle büyümüşüz hepimiz verin çocuklarınza muhallebiyi rahat uyutun ben çektim siz çekmeyein :))) Minik kuzulara bol bol uykulu geceler diliyorum....
21 Aralık 2013 Cumartesi
GALİBA HASTALIK BİZİ TERKEDİYOR
Tam bir ay oldu grip evimize gireli burada anlatmıştım... Geçen hafta üç gün yüksek ateşle mücadelemiz oldu Atahan daha ilk bir ayda 4 gün devamsızlık hakkını kullandı kreşte:)) 2,5 yıldır ilk defa antibiyotikle tanışmamız oldu üç gün iğne oldu minik kuzum...Şimdi kuzum iyi çok şükür kreşe devam biraz daha alıştık son zamanlarda sabahları ağlamdan hazırlanıyoruz... Hafif bir burun akıntısı kaldı sadece... Normalde geceleri yatarken cicibebe ve süt ile biberon kullanıyorduk bu hastalık döneminde boğazlar tahriş olduğundan nişasta yada pirinç unundan yapılan muhallebi ve biraz tarçınla geçiştirdik geceleri daha rahat uyur oldu... Hastalık geçti ben hala muhallebi olayına devam ediyorum hatta içerisine birde muz ezip koyuyorum daha az uyanıyor.... Ateşten sonra 3-4 gün sebepsiz ağlama krizlerimiz oluştu... Eskiler derlermiş ya çocuğumun hasta olduğuna yanmam huy kaptığına yanarım diye işte aynen öyle oldu biraz daha hırçınlaştı sanki az sinirliymiş gibi :) Zor haftalardı hele birde yıl sonu nedeniyle iş yerinde hummalı bir çalışma tutturulması gereken kayıtlar hedefler vs derken bende yine direnç düştü... Dün ses bende gitti travestiler gibi bir ses oluştu iyiki sahne falan almıyorum duman olmuştum:) Takviye vitamin hapı alma zamanı geldi galiba... Gripten kurtulunca ilk işim bir grip aşısı olmak bu sene nasıl bir virüsse evi terkedemiyor... Bizi çok sevdi galiba...
13 Aralık 2013 Cuma
VE ATAHAN KREŞE BAŞLAR
Aslında Atahan ı kreşe vermeyi haziran 2014 gibi düşünüyordum yani 3 yaşımızda...Ancak hergeçen gün isteklerine cevap vermede zorlanmalarımız, yemek yememesi, cümle kurmada güçlük çekmesi, geceleri sürekli (en az 3 en fazla 8 defa) uyanması, tv de çizgi filme düşkün olması nedenleriyle biraz öne aldık... İzin döneminde hazır bu fırsat dedim ve başladım kreş araştırmalarına... İyi kreş nasıl seçilir ile ilgili sevgili blog arkadaşlarımdan yeterince bilgi sahibi olmuştum...Sadece yerinde görmek yeterli diye düşündüm... Önceden aklımda bir iki kreş vardı aslında Yalova da isim yapmış kreşler ama marka olmuşlar ve talebe yeterince cevap veremedikleri duyumlarını almaya başlayınca o kreşleri hiç ziyaret bile etmedim... Sonunda tercihimi BENİM OKULUM ANAOKULU ndan yana kullandım....
9 Aralık 2013 Pazartesi
ATRAX EXPO EĞLENCE FUARINA GİDEN VAR MI
Türkiye'de yeni eğlence yaklaşımı 'Temalı Eğlence'! Eğlence sektöründeki boşluğu dolduran ve giderek daha çok ilgi gören Tema Parklar, Türkiye’de eğlence anlayışını değiştirmeye başlıyor. Tüketici odaklı son teknoloji hizmet ve projeler ile eğlence anlayışı, 7’den 70’e herkese hitap edecek şekilde gelişmeye devam ediyor.Geçen haftaki bu fuardan bir kaç kare görünütlerle sizi başbaşa bırakıyorum zira bu modellerin aynısını yakınca çevrenizdeki parklarda eğlence merkezlerinde görebilirsiniz... Benim hoşuma giden birkaç model...
7 Aralık 2013 Cumartesi
GRİP TERKET BİZİM AİLEMİZİ...
Pazartesi tam iki hafta olacak şu grip illetinin evimize girdiği... İlk önce Atahanla başladı sonra babamız ve tüm bunlara daha fazla direnemeyen ben... Biliyorum ara verdim yazmaya ama hastalıktan başımızı hiç kaldıramadık ki... Havadisler birikti Atahan paşa kreşe başladı mesala ilk haftamızı bitirdik bile detaylar bir sonraki postta.... Gripsiz sağlıklı günler dileğiyle...
İlgili resim şu siteden alınmıştır...
3 Aralık 2013 Salı
03 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ
Asil engel vucudumuzun herhangibir uzvunun olmamasi degil aklı vucudu varken bunlarin kiymetini bilmeyip kullanmamaktir... Gecen gun izledim bilgisayar uzmani engelli bir vatandasimiz gunes enerjisiyle hareket eden tekerli sandalyeyi icat etmis...Hayatta hicbirsey engel degildir yeterki onlarin islerini zorlastirmayalim....
posted from Bloggeroid
29 Kasım 2013 Cuma
CEVİZ ÇİMLENDİRME NASIL YAPILIR
Gecen gun anneme gittim yerde ustu strec filmle kapli bir saksi duruyor... Annem bu ne dedim ceviz cikacak oradan cimlendiriyorum dedi.... Merak ettim sordum bildigimiz cevizi 1-2 gun suda bekletmis sonra islak olmayan ama nemli topraga gommus ustune de stec film sarmis...
Bakalim iki ay sonra filiz vermesi gerekiyor merakla bekliyoruz....Ceviz cimlendirme nasil yapilir derseniz annem usulunun deneyin derim cunku o da teyzemden kopya cekmis...sonuc mu filiz cikmis....
posted from Bloggeroid
25 Kasım 2013 Pazartesi
SONBAHARDA AŞK BAŞKADIR...
En sevdiğim mevsimdir sarı sonbahar bilenler bilir... Kış izin döneminde kısa kısa tatillere devam dedik... Geçen hafta gezdilklerimi burada ve yine burada anlatmıştım.. Atahan paşa yı bu defa anneme bırakarak evlilik yıldönümünü kutlamak için kısa bir Bolu Abant turu yapalım dedik... Abant tan ziyade Bolu Gölcük ü çok merak ediyordum... Gezelim görelim tarzı programlara bayılırım ki burayı da tv den gördüm hemen küçük bir organizasyonla kendimi attık yollara... Bolu Gölcük navigasyondan rahat bulunuyor aslında ama eşim tipik Haluk karakteri gibi aracı çekip yurdum insanına sormadan yapamaz:)
Manzaranın büyüsüne çoktan kapılmıştık bile...
24 Kasım 2013 Pazar
BİR YILI DAHA GERİDE BIRAKTIK...
Sevdicegimle bir yili daha geride biraktik... 24 Kasim 2007 tarihinde gunesli bir cumartesi gunu iyi gunde kotu gunde bir omurboyu birbirimize evet dedik... Yillar cabuk geciyorken 10 haziran 2011 de Atahan kuzuyla uc kisi oldu bizim ailemiz.... Nese geldi huzur geldi uykusuz gecelerde bonusuydu tabiii:))) Hayatimin anlami iyi ki evlenmisim seninle... Allah bizi birbirimizden hic ayirmasin.... Seni cok ama cok seviyorum....
posted from Bloggeroid
23 Kasım 2013 Cumartesi
ÇİKOLATALI TURTA
Eh izinde olunca yapacak seyler icinde zaman oluyor... Kuzu ben izindeyken ne hikmetse gunduz uykusuna ya cok geciyor yada hic uyumuyor... Minigim hazir annesiyle zaman bulmus uyuyarak zaman kaybetmek istemiyor... Gectik birlikte mutfaga babamiza supriz yapalim dedik... Dr oetcer in hazir cikolatali turtasi vardi yapmaya basladik...
3 yumurtayi Atahanla birlikte kirdik...
İcerisine biraz tereyagi koyduk... Tarifte margarin diyor ama biz margarin kullanmiyoruz.... Babamlar Trabzondan gelirken getirdikleri tereyagini buzluga attim cikartip cikartip kullaniyorum...
Un karisimini ilave ediyorsunuz karistiriyorsunuz...
Kelepceli pasta kalibini yagli kagitla kapliyorsunuz... Karisimi dokuyorsunuz onceden isitilmis firinda 20-30 dk 180 derecede pisiriyorsunuz...Kabarmasini beklemeyin.... Ben kabaracak sandim... Turtalar kabarmaz ki:))
İşte bukadar hazirlamasi pisirmesi yarim saat... Habersiz misafirler icin kurtarici...Afiyet olsun....
posted from Bloggeroid
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





























