7 Ekim 2015 Çarşamba

TATİLDEN KESİTLER VOLUME 4 ALAÇATI ÇEŞME KUŞADASI METROPOLİS NİOBE


Durmak yok yola devam dedik ve Urla istikametten Alaçatı nın sokaklarına attık kendimizi.... Renkli pencereler kapılar var dediler bu kasabada hakikatten öyleymiş... Biraz entel  dantel sanat kokuyor aslında... 












Bulduğum her renkli kapıda resim çektireceğim diye helak oldum vallahi billahi... tatilde yapılması gereken 10 şeyden birisi bu  renkli kapılar önünde fotoğraf çektirmek :) Bu pembe kapıda poz verirken kapının koluna iliştirilmiş elektrik faturasıyla gözgöze geldim neyse ki pozu fazla bozmuyor hatta ben söylemesem farketmeyeceksiniz bile... Faturayı biraz  sıkıştırayım küçülteyim dedim eşim de hayrına öde  bari dedi :) 

Bir an bu kediciklere özendim yumuşak yumuşak yatıyorlardı miskinlikte aynı kesi gibiyim buldum mu hiç kaçırmam hemen yatarım uyumasamda  seviyorum miskinliği :)
Hakiki Alaçatı muhallebicisinin önündeyken Yaradan ne güzel yaratmış dedim gökyüzünü bulutları güneşi...
Alaçatı sörf yapanlar için evet  gerçekten önemli kasaba olabilir ama  yok bana  göre  değil anlık hava değişimleri deli gibi esen rüzgar yok  ben almayayım... Kaç defa  üstüme hırka  giydim  çıkarttım ben bile sayamadım... İşte en sevdiğim renk  lila mor eflatun ne derseniz işte  tüm bu tonlar...
Alaçatıdan sonra istikamet tabiki Çeşme gün batımını bu  defada  Çeşme de  yaptık... Anne oğul doyamadık biz tatilde birbirimize... Bir ara anne  bu tatil hiç bitmesin sen işe gitme bende okula gitmesem olur mu dedi... 



Özgür ana oğul zıplaya zıplaya helak olduk babamızda bizi havadaki pozumuzu yakalayacak diye :) Ama biz  Atahan la gülmekten zıplayamıyorduk o da  ayrı bir mevzu tabi...



Bayramımızı da  burada  teyzeler kuzenler gelinler damatlar çocuklar hep birlikte kutladık... Kuzenlerle kahvaltı keyiflerimiz hiç bitmedi tabi ki hele  Gül ile benim kahve keyiflerimiz tam gaz  devam:)



Özçekim çubuğu ile Atahan ın imtihanı kolay olmadı tabikii:) Bir sonraki gün de Kuşadası na attık kendimizi... 



Yıllar geçse de bitmeyen dostluklar arkadaşlıklar öylesine özel öylesine güzel ki tıpkı burada olduğu gibi... Yine aynı şeylere gülüp aynı şeylere hüzünlenip  zamanı yakalamak doyasıya...




Kuşadası Değirmen de Atahan bu asma  köprüyü çok sevdi birde az sallansa iyiymiş tabi:) Gerçi bir Karadenizli olarak asma köprüler bizi pek korkutmasa da  yaşlanınca denge meselesi zayıflıyor haliyle :)

Eve dönmeden bir gün önce dinlenelim diye yakın çevrede bir yerlere   gidelim dedik ve dibimizdeki Metropolis e gittik...Girişte bizi bu sevimli kaplumbağa karşıladı . 






Metropolis Antik Kenti, İzmir ili, Torbalı ilçesi sınırlarında Yeniköy ve Özbey köyleri arasında bir tepenin üzerinde yer almaktadır. AntikIonia Bölgesi'ne dahil kent, Efes’e 30 km, İzmir'e ise 40 km uzaklıkta olup, Küçük Menderes (Kaystros) havzasına hakim konumdadır.Metropolis, “ana tanrıça kenti” anlamına gelmektedir. Μετηρ Δαλλησια (Meter Gallesia) isimli Ana Tanrıça’ya (daha bilinen adıyla Kybele) ait bir kült yeri işlevi gören kutsal mağara, kentin 5 km. kadar kuzeyindeki Uyuzdere Mevkii’nde bulunmaktadır. Mağarada yapılanarkeolojik kazılarda çok sayıda pişmiş toprak Ana Tanrıça heykelciği bulunmuştur. Bunun yanı sıra kent sikkeleri üzerinde rastlanılan Ana Tanrıça betimleri de bu görüşü doğrulamaktadır.Kentin akropolisinde yürütülen arkeolojik kazı çalışmaları sırasında burada Erken Tunç Çağı ve Orta Tunç Çağı’na ait bazı seramik parçaları ile taş baltalar ve Hitit Dönemi ile çağdaş bir mühür ele geçmiştir. ( kaynak vikipedi)

Her ne kadar eşim ve  kuzeni Metropolisin yolları taşlı türküsünü söyleyerek isyan etseler de biz bayanlar ve çocuklar halimizden memnunduk:) 


Bu da Kral 1. Burak Kraliçe Demet ve Prens Atahan :)




Zeytin ağaçları arasında tarihi eserlerimizi geride bırakırken umarım buradaki eserlere de  restorasyon çalışması yapacağız diye Şilede ki kale  gibi sünger boba benzetilmez  yada Aspendos da ki olmayan parçaların yerine mutfak mermeri konulmaz...Tarihimizden  ders almak yerine  tarihimize eserlerine  sahip çıksak bence  daha iyi olacak....

Eve dönüş zamanı gelip  çattı aslında erken çıkıp biraz  daha  gezecektik ama  olmadı  geç çıkıncada Manisa da fazla gezemedik Balıkesir de hiç gezemedik... Ama meşhur Manisa da AĞLAYAN KAYA  NİOBEyı ziyaret ettik.



Anadolulu Niobe, Thebes kralı Amphion ile evlendi ve trajik yazgısı hakkında günümüze ulaşan bilgiler eski Yunan mitolojisi yolu ile oldu. Niobe aynı zamanda, hakkındaki bilgiler yine efsanelerle karışık olan Pelops'un kızkardeşidir.
Yurdu Lidya uygarlığının doğduğu bölge olduğundan, bazı kaynaklar Tantalus, Pelops ve Niobe'yi Lidyalı kabul etmek için sağlam bir zemin bulunduğu sonucuna varmışlardır.[2]
Yunan mitolojisine göre Niobe'nin yedi kızı ve yedi oğlu oldu, çocuklarının sayısından dolayı sadece iki çocuk doğurmuş olan Leto'ya karşı böbürlendiği için, oğulları Apollo, kızlarıArtemis tarafından öldürüldü. Evlat acısı ile yurduna dönen Niobe'nin, Spil Dağı'nda taş kesildiği ve günümüzde "Ağlayan Kaya" olarak bilinen taş oluşumuna dönüştüğü rivayet edilir. Ağlayan Kaya, uluslararası kaynaklar da dahil olmak üzere literatürde bazen "Taş Suret" olarak da anılır. Bazı kaynaklarda ise, aynı dağdaki Hitit Kybele heykeli ile karıştırılmiştır. Niobe'nin kayası Manisa'nın önemli ziyaret yerlerinden biridir.( KAYNAK VİKİPEDİ)


Manisa dan sonra tam gaz  yola  devam Yalova ya  yaklaştıkça hava soğudu... Yalova dan ayrılırken arkamızda bıraktığımız yağmur bizi karşıladı...Hava değişimi çok kötü oldu parmak arası terliklerle  dolaşırken direkt bota  geçtim  en son İzmir de pike kullanırken Yalova ya gelince yorgana geçtik yaz dan kışa geçmek böyle olsa  gerek :)... 15 yıllık  çalışma hayatım boyunca ilk defa  bir bayram tatilini yıllık  iznimle birleştirmenin dayanılmaz mutluluğunu yaşadım uzunca  bir  tatil oldu  benim için bir o kadar  da  keyifliydi... Her şey çok ama  çok güzeldi en güzeli de tam üst üste üç pazartesi sendrom suz uyanmak...:)





6 Ekim 2015 Salı

TATİLDEN KESİTLER VOLUME 3 PAMUKKALE ŞİRİNCE


Antalya dan ayrıldıktan sonra rotamızı İzmir e çevirdik ve Antalya Denizli arasında gezilecek yerlerinde tabiki Pamukkale vardı buraya  hiç gitmemiştim gerçekten benim vatanım bir cennet geçekten...

Eski Hierapolis kenti, toplam 2700 metre uzunluğunda, 600 metre genişliğinde ve 160 metre yüksekliğindeki beyaz "kalenin" üzerine inşa edilmişti. Pamukkale, Denizli'nin 20 km uzaktaki merkezindeki vadinin karşı tarafındaki tepelerden görülebilir. 5-10 km yakınındaLaodikya antik kenti bulunur. 5 km ilerisinde ise uluslararası bir termal merkez olan Karahayıt köyü vardır. Pamukkale UNESCOtarafından belirlenen Dünya Miras Listesi'nde yer almaktadır. Travertenler görsel zenginliğin yanı sıra kalp rahatsızlıkları romatizma göz ve deri rahatsızlıklarına iyi gelmektedirPamukkale terasları, kaplıca suyu tarafından çökeltilmiş bir tortullu kayaç olan travertenden oluşur.
Bu bölgede, 35 °C den 100 °C ye kadar olan sıcaklık aralıklarında 17 adet sıcak su kaynakları vardır (kaynak vikiped)
Bu na pek inanmam da hani varsa bundan önceki hayatımda ben kesin Japon dum...Boy post desen onlar kadarım zaten....Acayip bir sempatim var Japonlara onlarda beni çeken ne var bilmem:) Baksanıza ne tatlı şeyler dimi yoksa bana mı öyle geliyor bilmiyorum... Kıyafetleri gibi çok renkli bir millet ve çok da sıcak kanlılar hele baştaki şapkalı ablam ilerden koşarak geldi beni de çekin beni de çekin diye :))




Atahan uzaktan Pamukkale yi görünce önce anne buz lar çok güzelmiş dedi yaklaştıkça buz olmadığını anladı ama ne zaman Pamukkale desem buzlar mı anne diyor... Yalın ayak dolaşmayı sevmeyen Atahan için burada dolaşmak biraz zor olsa da  en keyif aldığı yerlerden birisi Pamukkale  oldu...Bazı travertenler de  su kalmadığını görünce nedenini sordu bende suları boşa harcadığımız için  dedim nasıl hafızaya işlemişse artık evde diş fırçalarken anne suyu boşa akıtmayalım buzlarda su kalmıyor yoksa diyor... Kesin ağaç yaşken eğilir nokta.


Tepeye tırmandığımız da bir tur rehberinin elinde bayrağımız vardı Atahan koştu rehber abisinin yanına bayrak bayrak diye  abisi de döndü bize "işte ülkemde bayrak taşıyacak nesiller gelmeye devam edecek " dedi nasıl duygulandım anlatamam...Hierapolis  kalıntılarında oluşan doğal kaplıca insanlar burada  yüzüyor su  çok ama  çok temiz...








Günü Pamukkale de bitirmek çok güzeldi çünkü güneşin en güzel battığı yerlerden birisiydi Pamukkale...


Tatilin bundan sonra ki aşamasında İzmir de konaklayarak devam ettik... Eşimin teyzesi, kuzenlerle harika bir  sabah kahvaltısıyla kalan tatile  devam ettik...

Efes e eşimde bende çok gitmiştik bu nedenle Efes i es geçip Şirince ye  attık kendimizi...Kıyamet kopacak dediler  gittik gördük kopmamış...tövbe tövbe ...



Doğal dut üzüm suları vs tadına bakacağız diye birden Atahan bar sandalyesine atlayıverdi birden şaraplarında mı tadına bakacak acaba dedim:)




Şirince de Atahan yaramazlık konusunda tavan yapmıştı diğer günlerimiz sakindi ama Şirince nin  havasından mıdır nedir bilemem ama Atahan coşmuştu :) Tutabilene aşkolsun...



Şirince de ne mi meşhur şarapları üzüm dut ve birçok meyve özü suları gözlemesi mahsenleri...Bu şarap mahsenindeki   olay süper  bayıldım... :)
cam bir fanus içerisinde şişe şişe şaaplar var camın üzerinde bir uyarı yazısı var " acil bir durumda camı kırın ama b..kunu çıkartmayın " :) yurdum insan ne kadar yaratıcı  yahu...



Çekemeyenlere inat bayrağımızı da asarız  Andımızı da koyarız haykıra haykıra NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE  de deriz...Teşekkürler Şirince esnafı...




İnstegramda  Şirince ile bir paylaşım yapmıştım  ki arkadaşım sağolsun hemen yakınında Nesin matematik köyü var mutlaka gitmelisin dedi...Gitmezmiyiz ne kadar değişik bir  yer faklı bir kalabalık ama bir o kadar sessiz...Her taraf öğrenci doluydu ama çok sessizlerdi Sessizliği bozan şeyler kuş sesleri birde Atahan ın annnneeee nidaları :)



Nesin Matematik Köyü, matematik alanında faaliyet gösteren bir eğitim ve araştırma kurumudur. İzmir Selçuk'taki Şirinceköyüne 1 km uzaklıkta bulunan, Nesin Vakfı'na ait 55 dönümlük bir arazi üzerine Mayıs 2007'de kurulmuştur [1]. Köyde bilimsel ve eğitim amaçlı matematik veya matematiğe bağlı bilimlerle ilgili çalıştaylar, dersler, seminerler ve kamplar düzenlenmektedir. İlköğretim düzeyinde eğitimlerden ileri seviyede araştırmalara kadar her türlü matematiksel etkinlik yer alabilmekte ve lise öğrencilerine matematik dersleri verilmektedir.
Nesin Matematik Köyü'nde verilen derslerin hiçbiri için bir belge, diploma veya buna benzer bir unvan verilmemektedir.
Matematik Köyü Fikri Aziz Nesin'e aitti. Oğlu Ali Nesin'e bıraktığı bir vasiyetti. Aziz Nesin başlarda Ali Nesin'in Türkiye'de gelişmemiş olan bilimsel şartların altında ezilmesini istememiş ve ölmeden önce gelmesine karşı çıkmıştır. Fakat vicdanı sızlamadan ve güven içerisinde bırakması gereken bir Nesin Vakfı ve toplumsal sorumlulukları vardı. Bu sorumluluklar Aziz Nesin'in bir karar almasını gerektirdi. İşte bu koşullar altında Matematik Köyü (Enstitüsü) Ali Nesin'in hem matematik yapmaya devam etmesini sağlayacak hem de Aziz Nesin'in gözü arkada kalmayacaktı.Matematik köyünde herkes eşit biçimde yaşamaktadır. Köydeki işler herkesin bireysel kapasitesine göre dağıtılmakta ve bulaşık, temizlik, teknik işleri köy sakinleri tarafından imece bir biçimde yapılmaktadır.Matematik köyünde herkes eşit biçimde yaşamaktadır. Köydeki işler herkesin bireysel kapasitesine göre dağıtılmakta ve bulaşık, temizlik, teknik işleri köy sakinleri tarafındanimece bir biçimde yapılmaktadır.(kaynak vikipedi)










Harika bir köy matematik köyü yolunuz  Selçuk Şirince ye  düşerse uğramadan geçmeyin bu  köyü görün bakın ülkemizde ücret alınmadan da öğrencilere bilim sunulabiliniyormuş... Bir günü de  burada  bitirdikten sonra  tatile devam bir sonraki postta ...

4 Ekim 2015 Pazar

TATİLDEN KESİTLER VOLUME 2 ANTALYA




Bu senede Otel seçimimimiz Limak LARA dan yana yaptık ... geçen sene ve ondan önceki seneki limak lara yazılarımı BURADA ve BURADA anlatmıştı. .. 3. Yilimiz olmasi nedeniyle jakuzili aile odası vererek jest yapmışlar...Yine hersey en ayrıntısına kadar düşünülmüş hersey çok güzeldi. ..Gerçi ilk gün Atahan ateslendi yolda aracın klimasi etkiledi galiba ilk gün pek keyifli değildik...Ama sonraki gün kendine gelince havuzda alabilene aşkolsun. ..


TATİLDEN KESİTLER VOLUME 1 ESKİŞEHİR


Yaz tatilini benim gibi eylül ortalarında yaşayanlardan mısınız bilmem ama tercihiniz Akdeniz ise gerçekten doğru bir zamanlama.. 
Yalova dan ayrıldiktan 2 saat sonra fırtına sel almış Yalova yi video ve resimleri görmesem zor inanirdim ama öyleymiş....Rezervasyon son iki yıldır gittiğimiz aynı oteldi.Bagimlilik yaptı bu yılda aynı yere gitmeye  karar verdik...Atahan ile ilk uzun yolculugumuz olacaktı zira bundan öncekileri küçük olduğundan uçakla yapmıştık. .Uzun yolculuğu da pek sevmiyoruz aslında. .İlk durak Eskişehir di orada eşimin büyük halasini ziyaret ettik birgece konakladik bütün Kuzenler eşleri çocukları harika keyifli bir aksam geçirdik...Halamiza gitmeden gün kararmamisken meşhur Sazova parkini ziyaret ettik..



Bunda gerçekten Eskişehir belediye başkanı ve ekibi mükemmel çalışıyor. ..harika bir park yapmışlar ki gerçekten görülmeye değer. ...Atahan kuzunun ilk tren macerasiydi çok ama çok heyecanlıydi. ..Sazova park gerçekten cennetten bir köşe gibi bol bol  yeşillik var etrafta çocuklar harika bir şekilde yuvarlaniyorlardi akşam evime gidecek olsam bende yuvarlanacaktim. ..



Masal kahramanlarının arasında zaman hızla akıp geçiyordu Paris teki Disneyland in çok çok ufak bir kısmı dizayn edilmiş umarım bu geniş alana Disneyland dan daha güzel şeyler olur benim güzel ülkemde. ..



Ertesi gün Eskişehir den ayrılırken yağmur bulutları da pesimizden geliyordu neyse ki sadece takip ediyordu yagmurlarini bırakmiyordu

Eskişehir den Antalya ya yol alırken zamanin nasıl geçtiğini pek anlamadik aslında çünkü Atahan paşa bizi sandigimiz kadar yormadi ve koltuğundan neredeyse hiç kalkmadi kemerini cikartmak istemedi...Burdur  Antalya arasında yol üstünde harika bir yeraltı mağarası var...İNSUYU mağarası. ..
İnsuyu mağarası, Burdur il merkezine göre güneydoğuda 10 km uzaklıkta bulunmaktadır. Mandıra köyü sınırları içerisindedir. Uzunluğu 597 m ve en geniş yeri 80 m dolayındadır. Birbirine bağlı 9 boşluktan oluşur. Boşluk yanaklarında birikmiş sular gölcükler oluşturmuştur. Gölcükler mağara tabanından geçen karstik bir yer altı akarsuyu ile birbirine bağlıdır.




Mağara yatay olarak uzanır ve hidrolojik olarak kaynak özelliği taşımaktadır. Yani aktif olup çok dönemli oluşum özelliği taşımaktadır. Jura-Kretase yaşlı kireçtaşları içerisinde oluşmuş bulunan mağara aynı zamanda kırık hatlar üzerinde bulunmaktadır. İnsuyu mağarasının suları aynı fay üzerinde ve kuzeyde bulunan Kızılin mağarasından gelmektedir. Doğu-Batı ve Kuzey-Güney yönlü fay hatlarının kesişme yerinde bulunan mağara ağzından çıkan kaynak suları mağara üzerinde traverten düzlükleri oluşturmuştur.

İnsuyu mağarasında; karstik yapının zamanla erimesi ve aşınması sonucunda mağara içinde sarkıt ve dikitler meydana gelmiştir. Ayrıca girintili çıkıntılı çeşitli yönlere açılan dehlizler bulunmaktadır.

Sarkıt ve dikitlerle kaplı mağaranın girişindeki bir faydan çıkan karbonatlı maden suyu mağara içindeki küçük bir yer altı deresinin suyuna karışmaktadır.. (kaynak vikiped)


u

Disarisi çok sıcakti mağaranın kapısına yaklasinca sanki soğuk hava deposunun önüne gelmiş gibi bir akım sizi karşılıyor önceden almış olduğum önlemler sayesinde donmaktan kurtulduk Atahan ile ben üstümüze birseyler giyip öyle girdik mağaraya. ..Babamız aslan kral olduğundan üşümedi. .Bu mağaraya girerken Atahan a Keloğlan in mağarası dedim aman bir sevindi ki sormayın pek keyifliydi. .İnsuyu mağarası gerçekten görülmeye değer bir doğal zenginlik...Mağarada okuduğum bir kaç uyarı levhasindan sonra çok üzüldüm levhanin birisinde sarkıt ve dikitleri kirmayiniz yaziyordu digerinde yazı yazmayin diyordu....Nasil insanlariz biz zarar vermekten böylesine zevk alan ....


Dışarı ciktigimzda üşümüştük sıcak çay gerçekten iyi gelmişti. ..Yolunuz Burdur Antalya yolu arasına düşerse mutlaka insuyu mağrasini ziyaret edin birde mutlaka cevizli ezmesinden alın. ..harika bir enerji kaynağı. ..Tatilin devamı bir sonraki postta sevgiyle sağlıkla kalın. ..sendromsuz pazartesiler olsun:)))

1 Ekim 2015 Perşembe

BLOG HIRSIZ LARI VAR DİKKAT

Arkadaşlar internette gezerkenhttp://kirmizisilgi.blogspot.com.tr/ denilen bir blogger in sayfasını gezdim ne göreyim benim postumu olduğu gibi kopyalayıp kendi yazmış gibi yayınlamış benim postum burada lütfen bakın şimdi birde emek hırsızın  in yazısı...resimleri ben daha önceden google den silmistim şimdi güncelleme yaptım hal böyle olunca onun yapısındaki Resimlerim görünüyor sinir oldum ya emek ver uğraş millet gelsin kopyalasin. .sizden ricam arkadaşlar bu kişiyi deşifre edin ki emek hırsızlığı ne demek olduğunu öğrensin. Ay çok sinirlendim.

29 Eylül 2015 Salı

RESİMDEKİ YENGECİ BULUN...


Bazen hayattan kendini tamamen soyutlayacaksin varlığını yokluğunu kimse bilmeyecek... Tıpkı  bu resimdeki yengeç gibi...Yürürken hareket etmese varlığını bilmeyeceğimiz bu masum yengeç... Yaz tatilimizin Antalya da geçen bir bölümünden kesit...Kurşunlu Şelalesi'nde dolaşırken bu yengeç beni çok etkiledi...Bazen kendimi bu yengeç gibi kamufle ediyorum...Harika bir şey ara sıra sizde deneyin tavsiye ederim. Kısa sürelide olsa iyi geliyor...

15 Eylül 2015 Salı

ÇEVRECİYİZ BİZ


Uzun zamandır düşündüğüm ama bir türlü fırsatını bulamadığım çevreci hareketimi uygulamaya nihayet başladım ...
Önce bir belediyeden ayrıştırma  kutusu temin edilir sonra balkona yerleştirilir içerisine çöp poşeti ve gelsin atık kağıtlar plastikler her şey geri dönüşüme gönderilmek üzere hazır...
Sizinde imkanınız varsa evinizde geri dönüşüm kutusu ayarlayın....çevremizi daha az kirlenme adına doğayı koruma adına sizde bir şeyler yapabilirsiniz...Doğanın dengesini yeteri kadar bozuyoruz daha fazlasına izin vermeyelim...çocuklarımızın geleceği için gelin sizde çevreye biraz daha duyarlı davranın. ..


9 Eylül 2015 Çarşamba

İÇİMİZ YANIYOR


Nasıl  bir  acıdır ki bilinmez tarif edilmez öncesi yoktur anı sonrası  vardır  acının feryadın gözyaşının...Kelimeler  yetmez  söz  boğazda  düğümlenir yutkunur insan akıtır  gözyaşını yanaklarına yada  yüreğinin  derinliklerine...Yeter artık çekin kanlı ellerinizi ülkemizden hırslarınızı nefretlerinizi cebinize  koyun  gidin artık bu ülkeden... Uyan artık ülkem uyan fırsat vermeyin aklınızı başınıza alın elinizi vicdanınıza koyun, hesabı kitabı  iyi yapın  ki analar  artık ağlamasın bu  ülkede  analar  yıllardır  ağlıyor yıllardır içerleri  yanıyor... Yazamıyorum acının tarifi  yok  her gece yatağa girince  sessiz sessiz ağlıyorum insanlara  sabır  diliyorum  yeter artık masum insanların  peşini bırakın kendi  pisliklerinizde boğulun...

3 Eylül 2015 Perşembe

BİRİSİ SONBAHAR MI DEDİ



Havalar  serinledi  sonbaharın kapıları  açıldı  ve  ben  yaz  tatiline gitme  hazırlıkları  içerisindeyim. Yazlık bir  yerde  çalışmak  ve  yaz  tatillerini ilk bahar  ve  sonbaharda  yaşamak  zorunda  kalanlar  beni  gayet iyi anlar diye  düşünüyorum... İznimin başlamama  sayılı  günler  kala biriken  stresi  bir  an  önce  atmak  için  attım kendimi  doğanın kucağına ....Daha  önceden  BURADA anlatmıştım Yalova Karaca Arboretum un ne  kadar  harika  bir  yer  olduğunu  geçen  hafta  gelen  misafirlerimiz le  kısa  bir  tur  yaptık yine...Bulmuşum  mis gibi  çimenleri tüm alanı  yalın ayak  dolaştım nasıl  harika  bir  duygu anlatamam  size...








Yolunuz Yalova  ya  düşerse  mutlaka  Karaca Arboretum  unu ziyaret  edin  dört  mevsim  ayrı  bir  güzel kasım ayını  bekliyorum sarının  kırmızının tüm tonlarının  dansı  için ....Tatile  sayılı günler  kala biraz olsun  enerji  depoladım...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...