2 Kasım 2013 Cumartesi

Yağmurda Oyun Keyfi

Tchibo her hafta yenilenen temaları, modayı kaliteyle bütünleştiren ürünleri ve lezzetli kahveleriyle sevdiğimiz markalardan biri.

Bir Tchibo mağazasına girdiğinizde sizi karşılayan harika bir kahve kokusu duyuyorsunuz. Ürünlere bakmak için sabırsızlansanız bile kahve standının önünden güç bela ayrılıyor ve ürünlere doğru yöneliyorsunuz. Ürünlerin hemen hemen hepsi keyifli renklerde ve tarz ürünler. Üstelik hepsi birbirinden kaliteli ve dayanıklı. Tchibo ürünlerinin kalitesi, alanında uzman kişiler tarafından çok sıkı ve acımasız testlerden geçiyor ve sadece testi geçebilenler satışa sunuluyor.


Gelelim Tchibo’nun bu haftaki temasına; Yağmur Zamanı. Evde battaniye altında bir fincan kahveyle camdan yağmuru izlemek çok zevkli, evet. Peki her dakika dışarıda olmak isteyen çocuklar? Su ve kir geçirmeyen doğayla dost Ecorepel ürünler, su ve kir tutmayan BIONIC FINISH ECO malzemeden kumaşlarla yağmur çamur demeden çocuklarınızla sokağa çıkmaya hazırsınız!


Yağmur Zamanı temasındaki tüm ürünler birbirinden güzel ama yağmur kıyafetlerinde çocuğunuzun sağlığına öncelik veriyorsanız, aradığınız ürünleri bu temada bulacaksınız.


Yağmur Kıyafetleri denince akla ilk gelen yağmurluk oluyor tabii. Sizin için bele hafif oturan, kırmızı ve lacivert renk seçenekleriyle şık bir yağmurluk, çocuğunuz için dünya tatlısı desen ve renklerde Termal Çocuk Yağmurluğuyla mükemmel bir anne-çocuk olacak ve herkesin ilgisini çekeceksiniz. Daha da soğuk havalarda çocuğunuz için çok havalı bir Termal Mont, Örgü Bere ve Şal takımıyla onu soğuktan koruyabilirsiniz. Bu arada kendinizi de ihmal etmeyin ve 3’ü 1 arada şık bir mevsimlik monta dolabınızda yer açın.

Yağmur Zamanı temasında bunlardan başka birçok ürün daha bulunuyor. Daha ayrıntılı incelemek için Tchibo.com.tr’ye tıklayıp, keşfe başlayabilirsiniz. Aynı zamanda 444 28 26 numaralı Telefonla Sipariş Hattı’ndan da alışveriş yapabilirsiniz. Şöyle keyifli bir alışveriş yapıp, sonrasında da kahveyle yorgunluk atmak isteyenleri, çalışanlarının yüzünden gülümseme eksik olmayan Tchibo mağazalarına davet ediyor ve ekliyorum yeni temalardan herkesten önce haberdar olmak için Tchibo Facebook (https://www.facebook.com/tchiboturkiye) sayfasını beğenebilirsiniz. Keyifli alışverişler!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

29 Ekim 2013 Salı

İYİ Kİ DOĞDUN CUMHURİYETİM....




Bu senede astik kocaman bayragimizi Atahan surekli bayragin altindaydi bu pozu yakalamak yarim saatimi aldi...



Gunes tam evin arkasindaydi isigi ayarlamakta oldukca zorlandim.... 90.yilin kutlu olsun Cumhuriyetim... İyiki varsin...VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN....
posted from Bloggeroid

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...



90 Yıl  önce bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhuriyet yönetimini kabul etti ve işte bizim için anlamını hergeçengün daha da özel ve önemli hiseetmeye başladığımız bir gün... Haritası olmayan bir hazinedir Cumhuriyet... Ne mutlu bize ki böyle kıymetli bir  hazinemiz var her nekadar elimizden almak isteselerde bu  hazineyi kimselere bırakmayız biz bu ülkeyi yönetim şeklini... Çekemeyenlere inat  '' EY BÜYÜK ATATÜRK AÇTIĞIN YOLDA, GÖSTERDİĞİN HEDEFE DURMADAN YÜRÜYECEĞİME ANT İÇERİM. VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...

27 Ekim 2013 Pazar

GÜNEŞLİ BİR GÜN



 Haftasonu güneşi görünce attık kendimizi yine dışarıya...Yaramaz Atahan la salıncakta başımız dönene kadar sallandık... Atahan dan çok benim hoşuma gitti galiba ... Çünkü ben hiç inmek istemedim... Çocukluk yıllarıma gitmiş olmalıyım ki doyamadım sallanmaya... Küçükken bayılırdım... Nezaman ailecek pikniğe gitsek mutlaka babama salıncak kurdururdum... Neredeyse tüm gün o salıncaktan inmezdim... Pikniğe giderken annem salıncak için örtü minder koyardı... Ama yinede  salıncağın ipleri bacaklarımı keser rahatsız ederdi:) Sonraki senelerde her piknik alanında demirden salıncaklar dolmaya başladı... Ama ben yinede bacaklarımı kesen ağaca ipten kurulan salıncakları özlerdim... Biz böyle bir nesildik işte azla yetinmeyi bilen elimizdekilerin kıymetini bilen... 


Babamızda bir yandan bizi sallıyor biryandan da fotoğrafımızı çekiyor... 




Çok yoruduk koştur koştur parkta enerji kalmadı severek tek yediği şey olan balık yemeğe gittik Yalovada sahilde çok şükür bu sezon açılan küçük teknelerde balık ekmek satan yerler hizmete  girdi de  ayak üstü balık keyfi yapar olduk... Atahan balık hariç hiçbirşeyi masa ya oturarak yemiyor... Çünkü normalde de hiçbirşey yemediği için bu bizim için bulunmaz bir nimet... 

Neden mi balık Atahan a hamileyken haftanın neredeyse üç günü balık yiyordum.... Derlerdi de inanmazdım anne hamileyken ne yerse çocuklarda onu yermiş evet tecrübeyle  sabit:) Birde salata özellikle domates.... Meyve olarak sadece elma çok yiyordum Atahanda sadece elma yiyiyor... Siz siz olun anne adayları herşeyden yiyin ki doğacak çocuklarınız bizim Atahan gibi yemek konusunda mız mız olmasın...Güzel bir  haftasonunu geride bırakırken tüm güzellikler sizinle olsun...

JAPONLAR AKILLI CÜZDAN I İCAD ETTİ....



Japonların geliştirdiği bu cüzdan, akıllı telefon yardımıyla sahibine tasarruf ettiriyor.

Cüzdan, akıllı telefona yüklenen bir uygulamayla sahibinin hesap bilgilerine bakarak, belirlenen miktardan fazla harcama yapıldığında, altındaki minik tekerlerin yardımıyla sahibinden kaçıyor. Yakalandığında ise "İmdat" diye bağırıyor. Kullanıcı herşeye rağmen ısrarla harcama yapmaya devam ederse, önce anneye ardından da ilgili bankaya uyarı e-postası yolluyor. Resmi internet sitesinde, sahiplerinin akıllı cüzdanın "tasarruf" ve "harcama" ayarı arasında tercih yapılabildikleri de belirtiliyor. Cüzdan ayrıca nakit paranızın azaldığını fark edince, gereğinden fazla harcama yapmanızı engellemek adına sağa sola hareket ediyor. Cüzdanın tanıtıldığı Japonya'daki teknoloji fuarında, beyin dalgalarını okuyup kullanıcının hoşuna giden görüntüleri akıllı telefon yardımıyla kaydeden headsetler gibi birçok ilginç ürüne rastlamak da mümkün.


 O kadar hoşuma giti ki tam hessapsız harcama yapan gençlere göre... Çünkü limit üstü harcama yapınca direkt ebeveynelerin telefonuna mesaj gidiyor... Yuh  yani der gibisiniz ama işte elin Japonu yemiyor içmiyor one minute demiyor icad ediyor... İlgili bilgiler buradan alınmıştır....

26 Ekim 2013 Cumartesi

İLGİNÇ BAHÇE DEKORLARINA DEVAM....



İlginç bahçe dekorlarına devam diyorum çünkü çok seviyorum...



Bu da konuklariniza hosgeldiniz diyen sevimli heykelcikler...




Boncuklu saksılarda çiçekler harika büyürler rahatları iyi nede olsa:)



Bu sevimli saksilarda cok hos...










Bahcem yok diye maydonoz nane roka yetistiremiyorum gibi bir bahane soyleyemesiniz artik... Herseyiyle hazir bu tohumlari aliyorsunuz sadece suluyorsunuz sonrada gelsin mis gibi salatalar... Ben en cok bu hazir tohumlari sevdim... Bahcenizde balkonunuzda en guzel dostlarnizla bol sohbetli guzel gunleriniz olmasi dilegiyle....
posted from Bloggeroid

24 Ekim 2013 Perşembe

OYLARINIZ BEKLİYORUM...

Bumerang Ödülleri Oy Ver!

 Bu yarışmada  ben de adayım... Aşağıda linke  tıklayarak mesajlarınızla  oyalarınızı  bekliyorum...

Sevgilerimle ....

23 Ekim 2013 Çarşamba

Bepanthol ile Pişiğe Savaş Açın




 
Şüphesiz ki pişik tüm annelerin bebeklerini büyütürken baş etmek zorunda kaldığı sorunlardan biridir. Pişik nedeniyle bebeğinizin canı yanar, huzursuz olur. Bebeğiniz huzursuz olduğunda da siz mutsuz olursunuz. Bu cümleler artık yalnızca Bepanthol Pişik Merhemi kullanmayan anneler için geçerli. Bepanthol Pişik Merhemi pişiğin bakımını sağlayan ve tekrar oluşumunu önleyen mucize bir ürün. Bebeğinizin her bez değişiminde kullanın ve pişiğe karşı savaşı sadece bakımını sağlayarak değil, onun oluşmasını önleyerek de kazanın.

Bepanthol Pişik Merhemi’nin Pediatrik Dermatoloji Uzmanı David Atherton’un başkanlığını yaptığı uzman panelinde ideal bir pişik ürünü için tanımlanan 7 koşulun tümüne sahip olması, benim en çok tercih ettiğim pişik merhemi olmasını sağlıyor. Etkililiği ve güvenilirliği bebekler üzerinde yapılan çalışmalarla kanıtlanmış ürün, cildin nem dengesini koruyor. Formülünde parfüm, antiseptik, potansiyel zehirli madde, koruyucu madde ve katkı maddesi de içermediği için güvenle kullanabilirsiniz.

Ürün, nemlendirme ve nem tutma özelliği sayesinde pişiğin bakımını yaparken cildin nefes almasını sağlayan koruyucu özelliği ile de pişik oluşmasını önlüyor. Provitamin B5 ve Lanolin içeriğiyle, oluşan pişiğin bakımını yapmak ve oluşabilecek pişiklerin önlenmesi için özel olarak formüle edilmiş. Cildi nemli, pürüzsüz ve yumuşak tutarak doğal bir bakım süreci oluşturuyor. Şeffaf yapısı sayesinde bebeğinizin ince ve hassas cildinin nefes almasını sağlarken onu çiş ve kaka gibi tahriş edici zararlı maddelerden ve sürtünmelerden koruyor. Diğer pişik ürünlerinden farklı olarak çinko oksit içermeyen formülü sayesinde diğer pişik merhemlerinin sağlayamadığı yapışkan olmayan özel yapısıyla bebeğinize ekstra rahatlık, size de bebeğinizin poposunu kolayca temizleme imkanı sunuyor.

Bepanthol Pişik Merhemi eczanelerden kolayca temin edebileceğiniz bir ürün. Bepanthol Pişik Merhemi ile bebeğinizin altını açmak eziyete değil eğlenceye dönüşsün. Bebeğiniz rahat ve mutlu olsun, siz de huzurlu olun.

www.bepanthol.com.tr ‘den bebeğinizin bakımına dair daha bir çok faydalı bilgiye ulaşabilirsiniz.

İçerik: http://supercellma.blogspot.com

Bir bumads advertorial içeriğidir.

20 Ekim 2013 Pazar

İLGİNÇ DUVAR SAATLERİ




Bayram tatili nasilda hizla gecip bitti anlamadim... Atahan la doyasiya oynadim simardik tembellik yapttik... Atahani bir gunlugune anneanneye birakip Bursaya kactik... Bir alisveris magazasinda bu gordugun duvar saatleri cok guzeldi...



Siradisi ilginc duvar saatleri genis salonlar ve oturma odalari icin harika bir dekor....




















Bayramlar hep boyle uzun ve guzel olmasi dilegiyle....Şimdiden pazartesi sendromu basladi....tatil iyiydi beee....
posted from Bloggeroid

17 Ekim 2013 Perşembe

GÜVEÇTE MANTARLI KARİDES

Öncelikle tüm sevdiklerinizle birlikte geçirebileceğiniz güzel bayramlarımız olsun dileklerimi göndermek istiyorum... Eti seven  ama  benim gibi kurban bayramında etten biraz uzak duranlar için sağlıklı ve enerji deposu bir  tarifle  karşınızdayım... Marmaradan yeni çıkmış karidesleri geçen gün  sağolsun müşterim getirmiş... Atahan ın tek yediği  şey balık olunca belki karides de  yer  diye.... İlk defa evde  yapacaktım bu nedenler karidesler alınır anneye  gidilir bir kaç ön araştırmadan sonra başlanır  hazırlıklara...

Malzemeler
Yarım kilo karides
Yarım kilo mantar
1 orta boy soğan 7-8 büyük boy sarımsak
2 orta boy domates taze kekik
tuz karabiber

Önce bir tencede su kaynatılır ve içerisine  bolca sirke ilave edilir kaynayan suya karidesler  konulur 10-15 dakika kaynadıktan sonra süzülür ve en işkenceli kısıma gelinir ayıklma...
Baş kısmından tutulup kopartılır  kuyruk kısmını geriye  çekince karides açılıyo ve kabukları da hemen soyuluyor...

En çok oyalayan kısmı da  zaten buydu... Yaklaşık 45 dk mı aldı şükürler olsun ki Atahan fazla kudurmadı bu evrede... Bundan sonraki kısım sadece 15 dakika sürdü mantarlar yıkandı ikiye bölündü  hemen bir derin tavada doğranan soğan ve  sarımsak yağda kavrulur  içerisine mantarlar atılır ve  kavurma işlemine devam edilir..

Mantarların arkasından karideslerde biraz kavrulur  ve  hemen doğranmış domate ve  taze kekik ilave  edilir... bu  pişirme işlemine başlarken fırınınız yakın ve bir  tepsi içerisine yerleştirdiğiniz güveçleride  koyun iyice ısınsın 200-210 derece  yeterli... Dometesler suyunu çok çekmemesine  dikkat edein diycem ama  benim gibi ekmek bandırmayı sevenler için tabiki... Mantar  ve karideslerin  pişmesine çok az kala ocaktan indirilir...
Önceden ısıttığımız güveçlere karışım bir güzel yerleştirilir üzerinede rendelenmiş kaşar ilave edilir ve fırında 15 dakika pişirilir..

Sonuç ekmenğinizi bandıra badıra yiyebileceğiniz afrodizyak etkisi olan güveçte mantarlı kaşarlı karidesler hazır... Ellerime  sağlık ben çok çok beğenerek yedim ilk deneyimim ama sonuç oldukça başarılı.... Atahan mı ağzını bile  açmadı karidesleri balığa benzetemedi ve  yemedi:( Güveç kaplarınız yoksa dert etmeyin ısıya dayanıklı borcamda yada  kek kalıbınızda  bile pişirebilirsiniz... Denemek isteyen ve  zamanı  çok olmayanlaa tavsiyem karidesleri ayıklanmış alın :) Mümkünse jumbo boy  olmasın küçükler güzeç için daha iyi....

12 Ekim 2013 Cumartesi

AVON DAN İNDİRİM GÜNLERİ...



Avon un bazı ürünlerini gerçekten severek kullanıyorum... Takip ediyorum ve indirime  girdiği zaman da  hemen  alıyorum...

Secret Fantasty Star ki bu koku çok ama çok güzel tam benim istedğim hafif çiçek kokuları hakim...

Whis of Love  bu da yine çiçek kokulu bir  parfüm...




Ve ikili farım lila ve  mor favori iklim... iki sene önce almıştım çok kalıcı bitti yenilemek istedim... Haftaiçi işe giderken genelde sade makyaj yapıyorum bir ruj biraz far rimel hatta bazen sadece ruj... Haftasonu genelde hiç makyaj yapmıyorum... Cildime özen gösteriyorum mümkün olduğu kadar temiz ve makyajsız olmayı  tercih ediyorum...Tavsiye ederim  avon u takip edin indirim zamanı yarı fiyatına ürünleri alabiliyorsunuz... Sağlıklı  bakımlı gülümseyen yüzleriniz olması dileğiyle...

10 Ekim 2013 Perşembe

ÇOCUK İŞÇİ ÇALIŞTIRMAK

Son zamanlarda  haberlerde aldı  başını  gidiyor çocuk işçi çalıştırmanın cezalarından olumsuzluklarından diye... Evet çocuklar oyunlarını  oynamalı sadece oyun amaçlı çalışmalı  tıpkı Atahan  gibi temizlikte bana yardım etmek  için can atmalı...:) Onların minik bedenlerine  işler görev olarak yüklenmemeli... Çocuklar  hep gülsün hep oynasın

8 Ekim 2013 Salı

EV YAPIMI VİŞNE SUYU

Yazın aldığım vişneleri yoğun iş temposu  yüzünden  bir  türlü değerlendirememiştim buzluğa  atmıştım... Geçengün  buzdolabını  temzilerken  bulduğum vişneleri hemen değerlendireyim dedim....
-   yarım kilo vişne
-   1,5 su bardağı şeker
-   yarım limon
-   2 lt  su
Çekirdekleri  çıkarrılmış vişneler  derin  bir  tencereye konulur  şeker  limon ve  su  ilave  edilir  orta  derecede  ocakta  kaynamaya  bırakılır... Vişneler kendinden geçip dağılana kadar  kayanatın... Arasıra  tadına  bakın  vişnelerin ekşi olma  durumuna  göre  şekeri arttırabilirsiniz... Bir güzel süzülen vişeleri  soğuduktan sonra  servis  yapabilirsiniz... Eğer çok vişeneden yapacaksanız  sıcakken kavonazlara  koyup ağzını sıkıca kapatıp kışın ilerleyen zamanlarında  da  tüketebilirsiniz.... Konserve vişne  suyu :)...  Sunumu bu  çok özel  kadehte  yaptım.... Annemin çeyizinden kalma 6 adet  bu kadeh çocukken o kadar  çok severdim ki onlarla  oynamayı ama  hiç  kırmadım hiç  yere  düşürmedim  itina etttim hep.... Yıllarca  şehirden şehire evi taşımamıza rağmen hiç  kırılmadılar... Evlenince bende  annemden aldım  çocukluk oyuncaklarımı:)

4 Ekim 2013 Cuma

2,5 YAŞ ÇOCUKLAR İÇİN KREŞE GÖNDERMEK UYGUN MU?


Atahan 28 aylık oldu  ve  sosyal faaliyetlerinde yetersiz kalmaya başladık... Uzun zamandır  kreşe verme fikrim var  ama ..... Amalarım  çok  çünkü Atahan ın hala  altı bağlanıyor, en uzun kurduğu  cümle anne giiiillll (anne gel ), kelimelerin ilk 1-2 hecesini kullanıyor gerisini siz anlayın der gibi :) , hala  sabah  kahvaltısını bulamaç yapmadan yemiyor, öğlen ve  gece  uykusuna  yatarken biskivüt ve  süt  karışımını  biberonla içiyor...İştahsız bir  çocuk yemiyor...  Tüm bunları göz  önüne getirince  acaba  kreşe verme fikri için erken mi diye düşünüyorum... Bazende hani şimdiden kreş sonra  anaokul okul  vs  derken çocugu   ileride  okuldan bıkarmı  vs vs bir çok düşünce  var  kafamda... Tecrübeli anne  babalar  acil  yorumlarınızı bekliyorum...

2 Ekim 2013 Çarşamba

BÖYLE PAKETE BÖYLE AND İÇİLİR...




Okullarda  her sabah  söylenen  ki  artık söylenemeyecek  olan  Öğrenci Andı nın  yazarı 23 Nisan  1933 te  Türk çocuklarına armağan eden  Dr. Reşit Galip yaşasaydı neler  hissederdi çok merak ediyorum.... Türk kürt laz çerkez ne olursak olalım bizi bölmek istediklerini şu sözüm  ona  paketle bir kez  daha  anladık...Kürtlerin alevilerin romenlerin süryanilerin ağızlarına bir  parmak bal çaldılar asıl amaç türbanı tüm kurumlarda serbeset bırakmaktı ve  yaptılar... Düşündüm de Osmanlının yıkılma döneminde  azınlıklara haklar  verilmişti ve gerisi gelmişti... Bir ülke olarak herhangibir konuda taviz vermeye başlıyorsan birşeylerin süreci başlamış demektir... Cumhuriyetimizin yıkılmasına  izin vermeyeceğiz...

Son nefesime  kadar ayyıldızlı kırmızı bağragımı, bu  vatanın bölünmezliğini ve Atatürkün ilkelerini koruyacağıma and içerim...NE MUTLU TÜRKÜM  DİYENE...
















  



29 Eylül 2013 Pazar

YEMEK KAŞIKLARIYLA TEMPO TUTMAK...



Atahan Pasa bu aralar vurmali kirmali seyleri acayip seviyor nasil bir sendromsa iki yasi hayirlisiyla bir atlatsak ohh diyecegim...Mutfaktaki cekmeceler itinayla acilir iki adet yemek kasigi alinir ve baslanir tempo tutmaya artik neresi rast gelirse masa duvar dolaplar merdiven basamaklari, yer kulaklar çınlar çınlar kafa şişer kazan gibi olur... Denedim durdurmazsam yarim saat devam ediyor... Evde davulu var ama ona cazip gelmiyor tıpkı bu bateri takimi gibi cunku cok ses cikartmiyorlar....Oyuncak firmalari ana babalarin daha fazla delirmesini istemedigi icin olsa gerek bu enstrumanlar cok ses cikartmiyor.... Hal boyle olunca da Atahan Pasa sadece aletlerin basina gecti bir iki caldi bakti ki iyi kuvvetli bir ses yok ortami terk etti... Sonuc evdeki kasiklar ve tencerelerle tempo tutmaya devam....Çapulcu oglum benim:))
posted from Bloggeroid

27 Eylül 2013 Cuma

CUMA SENİ ÇOK SEVİYORUM....



GÜLLERİN İÇİNDEN CANIM KOŞARAK KOŞARAK GEL BANA GELLLLL...  Ne güzelde  söylüyorlar MFÖ...Bugün  nostalji  yapasım geldi..Bir ara işe mola verip çayımı ve  atıştırmalıklarımı aldım hooopppp enerjimi depoladım neden mi bugun cuma....Güzel bir  haftasonu olması dileğiyle...
Bir  gün  batımı Yalova sahilinden...

26 Eylül 2013 Perşembe

2 YAŞ SENDROMU,ÇÖZÜMLER VE ÖNERİLER

2 Yaş Sendromu, Çözümler ve Öneriler

Doktor Eda GÖKDUMAN
Psikolog Eda GÖKDUMAN
Gönderme Zamanı : 06.01.2009 19:54:07

2 Yaş Sendromu, Çözümler ve Öneriler

Çocuğunuz artık bebeklik döneminden çıktı, büyüdüğünü ve bağımsız hareket edebildiğini görüyorsunuz, artık size uyumlu olabilme ve sözünüzü dinleyebilme zamanı geldiğini düşünüyorsunuz belki ama henüz buna hazır değil çünkü 2 YAŞINDA!!
Bu yaş dönemi anne- babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandıkları ve yoruldukları dönemdir. Yemek yemede direnme, uyku uyumak istememe, söz dinlememe, anne-baba-arkadaşa vurma - ne denirse tam tersini yapma, kendisini yerlere fırlatma, kafasını vurma . Bebeklik dönemi sonrasında size uyum sağlamasını beklerken bu inatlaşmalar ya da öfke nöbetleri nereden çıktı demeyin. Çünkü çocuğunuz özerklik döneminde .( 12-36. aylar ) Özerklik dönemi çocuğunuzun kendisini ortaya koyduğu, her şeyin kendisinin olmasını istediği, istediği kıyafeti giymek istediği dönemdir. Bu ısrarlı çabaları sizi ne kadar yorsa , sinirlendirse de tüm bunları bir geçiş dönemi olarak kabul etmek ve bu döneme her şekilde hazırlıklı olmak zorundasınız. Eğer bu dönemdeki abartılı tepkilerinin yaşının bir özelliği olduğunu ve neler yapılması gerektiğini bilirseniz bu dönemi daha rahat bir şekilde atlatabilirsiniz.
Bu dönemde çocuklarınızın özerkliğini engellememeniz gerekiyor, oysaki bir çok anne doğru davranışı göstermek için bu dönemde HAYIR! kelimesini sıklıkla kullanıyor. Bu tip engelleyici davranışlar çocuğun uyumsuzluğunu daha fazla arttırarak gelişimini olumsuz etkilemektedir. Dünyayı, çevresindeki nesneleri , kişileri tanımaya ve keşfetmeye yarayacak tüm yetilere sahip ( yürüyebiliyor, kavrayabiliyor,basit olaylar arasında bağlantı kurabiliyor, koşabiliyor,yemek yiyebiliyor, hatta sorular sorabiliyor) olan çocuğunuz bu enerjiye sahip. Ne kadar çok nesneye dokunursa, ne kadar çok soru sorarsa , kendisini ne kadar çok ortaya koymaya çalışırsa gelişimi o kadar sağlıklı olacaktır. Soru sorması engellenen bir çocuğun ileride kendine güvensiz , içe dönük kişilik özelliklerini göstermesi beklenebilir. Öfkesi engellen bir çocuk ise bu duyguyu zamanla kendisine yönelterek ısırma vb davranışlar gösterebilir. Çocuğunuzun özgür olabileceği alanlar yaratmalı ve kendisini , duygularını tümüyle ortaya koymasına izin vermelisiniz. Onunla inatlaşmayın, çünkü bu inatlaşma ve öfkelenme onun kontrol edebileceği bir düzeyde henüz değil. Kendisinde var olan enerjisini boşaltabilmesi için gün içerisinde bol bol dışarı çıkarın, koşsun,hoplasın, zıplasın, güvenliğini tehdit etmediği sürece istediği her şeye dokunsun, bu onun mutlu olmasına ve gün içinde size daha uyumlu davranmasına neden olacaktır. Eğer yapmasını istemediğiniz bir davranış var ise o zaman kızma, engelleme, cezalandırma gibi davranışlar göstermeyin. Yapacağınız uzun süreli açıklamalar da bu yaş dönemi için pek işe yaramayacak. Yapmanız gereken ilgisini dağıtmak olsun. Dikkatini başka yöne çevirmede yaratıcı bir anne - baba olursanız işiniz daha da kolaylaşacaktır. Bunu sağlamak için onun gözüyle dünyaya bakabilir ve oyunları kullanabilirsiniz. ( örneğin: yemeğini yememek için size direniyorsa bir portakal ya da elmayı komik bir kukla haline getirerek – sevimli bir ismi de olsun – bu kuklaya yemeği yedirmek gibi) Bunda da direnirse ikinci oyunu bulun, ilgi alanlarını keşfedin eğer resim yapmaktan hoşlanan bir çocuğunuz varsa bir tabak, bir çocuk , bir sevdiği yemeği birlikte çizin ve sonrasında bir hikaye oluşturarak olumlu davranışı pekiştirin. Bu onun eğlenmesini sağlayarak dikkatini çekecek ve size olan uyumunu arttıracaktır. Bu tip aktiviteleri onunla yapabilmeniz için yeterli zamanınızın ve sabrınızın da olması gerekiyor, çocukları ile yeterli iletişimi kuramayan, kendisine zaman ayırmayan / ayıramayan , çalışan annelerimizle ( babalarımızla ) çocukları arasında bu dönemde daha fazla çatışmalarla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle annelerimizin – babalarımızın öncelikle kendilerine gün içinde zaman ayırmalarını ( çay zamanları , yürüyüş zamanları, sohbet zamanları , gazete-dergi zamanları ) istiyoruz.
Çocuğunuzu bu dönemde uyumsuz, iyi yetiştirilmemiş ya da kötü bir çocuk olarak asla tanımlamayın. 3 yaş sonrasında size ve koymuş olduğunuz kurallara uyum sağlayabilecek gelişim düzeyine sahip olacaktır. Çocuğunuz büyürken içinde bulunduğu gelişim dönemini çok iyi tanımalısınız, çünkü bazen normal olan davranışlar anne-babalar tarafından problem olarak değerlendirilebiliyor. Bunu ortadan kaldırmak için uzman kişilerden gelişim danışmanlığı alabilirsiniz.

PSİKOLOG EDA GÖKDUMAN0 533 695 92 12SUADİYE / İSTANBUL


İLGİLİ YAZI buradan ALINMIŞTIR

22 Eylül 2013 Pazar

GÜLÜMSEMEK HAYATA...


Gülümsemek inadına hayatta... Kulak çınlatan kocaman kahkalar atmak... Sımsıkı sarılmak sevdiklerine... Hayat kayıp giderken avuçlarımızdan yakalayabilmek sevdiklerinin mutluluklarını.... 














21 Eylül 2013 Cumartesi

MORHİPO DA FABRİKA NIN İNDİRİMLERİ


MORHİPO da müthiş indrimler var bitmeden alın derim... Özellikle Fabrika nın kazakları oldukça iyi fiayata morhipo da... Siparişten iki gün sonra ürünler elimdeydi... Üstelik beğenemezseniz paranız hemen iade... En geç iki iş günü içerisinde kartınıza paralar iade ediliyor... 

Siyah ve yaka kazağım...


Ve keten kısa kollu gömleğim...


Bir de ağzımız  tatlansın diye lokum göndermişler...:)

14 Eylül 2013 Cumartesi

KİTAP AMBARIM DAN GELEN KİTAPLARIM


Çalışan  bir annen olunca alışverişlerin büyükbir çoğunluğu da haliyle internetten oluyor... Kitaplarımı bile internetten alır oldum...kitapabari.com a uzun zamandır üyeyim...Son çıkan ya da indirime giren tüm yayınlar hakkında güncel maillerini zaten alıyordum... Geçenlerde siteyi ziyaret ettim ve karşıma şu ilginç kitap çıktı...


TERZİ....


Terzi Aşkım Kapışmak a ait bir kitap... Yazar psikolog... Romanında kendi hastasının hayatını anlatıyor.... Yani yaşanmış bir hikaye... Hikaye mi ? Otuzlu yaşlarda bir adamın daha küçücük bir çocukken aile içerisinde ve dışarıdaa uğradığı cinsel tacizler nedeniyle hayata küsmesini anlatıyor... Bir solukta okuyabileceiğiniz bir kitap ben bir anne olarak çok ama çok etkilendim... Çocukların cinsel tacize uğradıklarını nasıl anlayabiliriz e dair bir çok ipucu veriyor... Gerçekten ama gerçekten çok kötü bir ortamda  büyüttüğümüz çocuklarımız için tüm anne ve babaların okuması gerektiği  bir kitap olduğunu düşünüyorum...


BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YILLARDA


 Günümüzün neredeyse tek sivri kalemlerinden Yılmaz Özdil in son çıkan kitabını da Terzi nin beraberinde aldım...Özdil bu kitabında şimdi hükümetin seceresini anlatıyor...Hangi adımlar hangi sırayla atıldı? Hangi sansasyon, hangi basit olayın artıçısıydı? Yarın öbür gün unutulacak bir dönemdir unutturulmak istenecektir... Hatırlansın diye yazdım Unutulmasın.... Böyle yazmış Sayın Özdil kitabının önsözünde.... Terzi bitmek üzere ustanın kitabı var sırada...

13 Eylül 2013 Cuma

İLGİNÇ TELEFON KILIFLARI

Bir şeyin ne zaman benim olmasını istesem hep kıymeylenir ve bulamam... En son telefon kılıflarında da  tescillenmiş oldu :) Aradığım şey ilginç bir  telefon kılıfı olsun istedim  neyse ki telefongiydir.com sitesinde aradığımı buldum. Siparişi verdim ertesi gün elimdeydi üstelik kargo  ücreti de yok. Bu kadar hızlı gelebileceğini hiç tahmin etmeiştim açıkçası...
Üstelik yanında  da iki adet ekran koruyucu film de hediye...
Aslında isteiğim ürün paris temealı  bu kılıftı..:((




Bulamayın ca ki stoklarda kalmamış başka bir model beğendim ve aldım...

11 Eylül 2013 Çarşamba

76 YILDIR ANNE ÖZLEMİ

Demirtaş'ın çektiği 30 dakikalık 'Misafir' adlı belgesel filmi bu yıl 50.'si düzenlenecek Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde finale kaldı.


Mardin'de 76 yıl önce annesinin Deyrul Zafaran Manastırı'nda bıraktığı ve o günden beri manastırda annesini bekleyen, 'Bahe' diye adlandırılan Cercis Kaptan'ın yaşamı yönetmen Haydar Demirtaş tarafından 'Misafir' adı altında belgesele çekildi.Yönetmen Haydar Demirtaş, annesinin Bahe'yi 11 yaşındayken 76 yıl önce ekonomik sıkıntılardan dolayı çocuğunu manastıra bıraktığını belirterek şunları anlattı:
Yönetmen: ''Annesi iki kız kardeşi ile birlikte Suriye'ye gitmek zorunda kalıyor. Belgesel, Bahe'nin o günden bugüne 76 yıl boyunca manastırda büyük bir özlem ve umutla annesini beklediği hayat hikayesini içeriyor'' dedi.
Demirtaş, ''Belgesel filmimizi yaparken Bahe üzerinden Süryanilerin kültürünü, dilini, tarihini de anlattık. Bunu yaparken de özellikle çocukların daha fazla gösterilmesini, Bahe'nin çocukluktan bugüne manastıra emek verme sürecini anlattık'' dedi.Çekimler sırasında Bahe'nin 76 yıl önce ayrılmak zorunda kaldığı kız kardeşinin izini süren Demirtaş, Bahe'nin kız kardeşiyle Suriye'de görüştüğünü söyledi.
Demirtaş'ın çektiği 30 dakikalık 'Misafir' adlı belgesel filmi bu yıl 50.'si düzenlenecek Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde finale kaldı.
Bu haberi BURADAN okudum ve bir anne olarak o kadar çok etkilendim ki gözlerim doldu... Yüce rabbim kimseyi annesiz babasız yavrusuz bırakmasın...

10 Eylül 2013 Salı

BULAŞIK MAKİNESİNDE YEMEK NASIL PİŞİRİLİR...


Size ellerimle misler gibi bulaşık makinesinde somon buğlama yaptım dersiniz gelen misafirlerinize :) Ben de duyunca nasıl yani dedim ama vallahi elin İtalyanları yapmış...İtalyan Lisa Casali, yemek pişirmenin çevreci, ekonomik ve lezzetli yöntemini keşfetti. Yemek yazarı Casali, 'Bulaşık Makinesinde Yemek Pişirmek' (Cucinare In Lavastovigle) adlı kitabında bulaşık makinesi kirlileri yıkarken aynı anda yemek pişirmenin mümkün olabileceğini yazmış..
Casali, bulaşık makinesinin tıpkı bir buharlı fırın gibi çalıştığını, bazı yemeklerin ‘ekonomik’ programda, bazılarının ise daha yüksek ısıda piştiğini söylüyor. Makinede pişirmenin yöntemi ise malzemeleri vakumlu bir torba ya da kavonozun içine yerleştirmek.
Casali’nin kitabında kuskus, dana eti, elmalı tart ve levrek tarifleri yer alıyor. Yazarın tariflerini deneyen yemek severler ise bulaşık makinesinde pişen somon balığının fırında pişene göre daha lezzetli olduğu görüşündeymiş....

Şimdi rahmetli anneannem yada babaannem olsaydı şöyle derdi.... 'Kızımmm  Allah bize çok yiyecek ekmek veriyor bunların hepsi ahir zaman alametleri taş olucaz biz taş'... Durun bakalım daha neler göreceğiz... Merak etmedim değil hani lezzetleri nasıl oluyor diye... Deneyen olursa haberim  olsun... 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...