Haftasonu güneşi görünce attık kendimizi yine dışarıya...Yaramaz Atahan la salıncakta başımız dönene kadar sallandık... Atahan dan çok benim hoşuma gitti galiba ... Çünkü ben hiç inmek istemedim... Çocukluk yıllarıma gitmiş olmalıyım ki doyamadım sallanmaya... Küçükken bayılırdım... Nezaman ailecek pikniğe gitsek mutlaka babama salıncak kurdururdum... Neredeyse tüm gün o salıncaktan inmezdim... Pikniğe giderken annem salıncak için örtü minder koyardı... Ama yinede salıncağın ipleri bacaklarımı keser rahatsız ederdi:) Sonraki senelerde her piknik alanında demirden salıncaklar dolmaya başladı... Ama ben yinede bacaklarımı kesen ağaca ipten kurulan salıncakları özlerdim... Biz böyle bir nesildik işte azla yetinmeyi bilen elimizdekilerin kıymetini bilen...
Babamızda bir yandan bizi sallıyor biryandan da fotoğrafımızı çekiyor...
Çok yoruduk koştur koştur parkta enerji kalmadı severek tek yediği şey olan balık yemeğe gittik Yalovada sahilde çok şükür bu sezon açılan küçük teknelerde balık ekmek satan yerler hizmete girdi de ayak üstü balık keyfi yapar olduk... Atahan balık hariç hiçbirşeyi masa ya oturarak yemiyor... Çünkü normalde de hiçbirşey yemediği için bu bizim için bulunmaz bir nimet...
Neden mi balık Atahan a hamileyken haftanın neredeyse üç günü balık yiyordum.... Derlerdi de inanmazdım anne hamileyken ne yerse çocuklarda onu yermiş evet tecrübeyle sabit:) Birde salata özellikle domates.... Meyve olarak sadece elma çok yiyordum Atahanda sadece elma yiyiyor... Siz siz olun anne adayları herşeyden yiyin ki doğacak çocuklarınız bizim Atahan gibi yemek konusunda mız mız olmasın...Güzel bir haftasonunu geride bırakırken tüm güzellikler sizinle olsun...






.jpg)





































