2 Mayıs 2018 Çarşamba

GAZİANTEP GEZİSİ


Bizim ufaklık ek gıdalara geçme aşamasında kendimizi böyle bir cendereye sokalım dedik... Küçük gurmeyi şırıngayla beslediğimiz için ne yapar ne ederdik açıkçası çok endişeliydim. Bebeğiniz altı aylık olana kadar rahat rahat dolaşın hele bir de emziriyorsanız hiç problem yok. Keza bir önceki kıbrıs gezimiz de hiç ama hiç zorlanmadık.  Küçük gurmenin iştahı biraz açılsın diye düştük yollara... İş yerinden arkadaşlar ve eşleriyle butik bir tur yaptık hedef Antep di..


Küçük gurme diş çıkartmanın seanslarını hiçbir yerde kaçırmaz karada havada sürekle o parmaklar ağıza sokulacak... (arkadaki amca direkt uykuya geçmiş bile )




Sabah kahvaltısını Orkide Pastanelerinde yaptık yöresel kahvaltılarda gerçekten  harika..

Panoramik şehir turunun ardından attık kendimizi Antep in sokaklarına...




Emine Göğüş Mutfak müzesi:
Gaziantep Kalesi’nin Güneyinde bulunan Göğüş Konağı, tarihi doku içerisinde 1904 yılında yapılmış olup aynı zamanda Türkiye’nin ilk Turizm ve Tanıtma Bakanlarından olan Ali İhsan Göğüş Bey’in doğduğu evdir. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından restorasyonu yapılan konak, 2008 yılında hizmete açılmıştır. Gaziantep mutfak kültürünü tanıtmayı amaçlayan Emine Göğüş Mutfak Müzesi, Gaziantep mutfağında kullanılan araç ve gereçlerin teşhir edildiği ve unutulmaya yüz tutmuş yöresel yemeklerin görseller halinde sergilendiği Emine Göğüş Mutfak Müzesi, Türkiye’de kurulmuş ilk mutfak müzesi olma özelliğine de sahiptir. Dünyada şehir adıyla anılan tek mutfak Gaziantep mutfağıdır. Müzede, Antep mutfağında bulunan yemek malzemelerinden mutfak araç gereçlerine, yöresel yemeklerden içeceklere, pişirme yöntemlerinden hazırlanışına ve erzakların saklanmasına varıncaya değin mutfak kültürü anlatılmaktadır. Bunların yanı sıra bayram yemeği ve özel gün yemeği olan yuvalamanın yapılışı, tandır başında geçen kış geceleri ve kahve kültürü mankenler kullanılarak anlatılmaktadır. Ayrıca müze içerisinde Gaziantep’e özgü çeşitleri baharat ve bakır ürünleri satan hediyelik eşya satış bölümü de bulunmaktadır.
kaynak :burada











Gaziantep çarşında salça, fıstık,baharat,peynir, sebze meyve kuruları bakırlar ve birçok yöresel  hediyelik eşyalarla dolu... Salçalar ve fıstıklar enfes giderseniz  mutlaka  alın.



Ve meşhur  Tahmis kahvesi...

Tarihi Tahmis Kahvesi Türkmen Ağası ve Sancak Beyi olan Mustafa Ağa tarafından Tekke’ye (Mevlevihane) gelir getirmesi amacıyla 1638 yılında yaptırılan Tahmis Kahvesi iki katlı, anılarla dolu bir yapı. Kahve, dükkanlar ve han 19011903 tarihleri arasında iki büyük arasa yangını esnasında tamamen yanmıştır. Bu tarihlerde mevlevihanede postnişlik yapan Feyzullahoğlu Şeyh Mehmet Münip Efendi, kendi cebinden 130 bin kuruş harcayarak Buğday Hanı’nı, Tahmis Kahvesi’ni ve 33 dükkanı yeniden yaptırarak Mevlevihane’ye 1904 yılında vakfetmiştir. Tahmis, “kahvenin dövüldüğü yer” anlamına gelmektedir. Eski dönemlerde kahve, cevizden yapılan büyük dibeklerde, karataş ya da aynı ağaçtan imal edilen aletlerle dövülürmüş. Şimdilerde özlenilen bir tat olan dibek kahvesini, yabani fıstıktan hazırlanan Melengiç Kahvesi pek aratmıyor. Bir rivayete göre 4. Murat’ın Bağdat Seferi sırasında burada dinlendiği ve kendisine Tahmis Kahvesi’nde kahve ikram edildiği de söylentiler arasındadır.

kaynak:burada


Antep yemek demek, gittiğimiz heryerdeki yemekler  tatlılar  güzeldi bana göre...  Ama gittiğim her yerde sabah öğlen akşam yemeden es geçmediğim tek şey KATMER yok böyle bir lezzet.. 







Rotayı sonra Zeugma Müzesine  çevirdik.

Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi, sanat tarihçisi ve arkeologların aynı zamanda tarih ve kültür meraklılarının göz bebeği Türkiye’yi ziyaret etmek için tek başına sebep oluşturabilecek bir zenginliğe sahip. Gerek bina büyüklüğü gerekse sergilenen mozaiklerin kapladığı alan bakımından dünyanın en büyük mozaik müzesi. Ayrıca mozaiklerin üstün bir sanat zevkini yansıtması, Geç Antik Dönem kiliselerine, Erken Süryani ve Hristiyan ikonografisine ait örnekleri barındırması müzeyi daha da çekici hale getiriyor. Çağımızın en önemli arkeolojik keşiflerinden olan Zeugma Antik Kenti’nden çıkartılan, toplam olarak 2500 m²’lik alan kaplayan ve bu dönemde sanatın ulaştığı zirve noktasının örneklerini meydana getiren mozaiklerin haricinde yine Roma Dönemi’ne ait heykeller, sütunlar ve çeşmeleri de müzede görebilmek mümkün. Özellikle Savaş Tanrısı Ares’in bronz heykeli müzeyi asıl olarak mozaikler için ziyaret ettiğinizi unutturacak güzellikte. Dicle ile birlikte, uygarlığın beşiği olarak adlandırılan Mezopotamya’nın sınırını meydana getiren Fırat Nehri, binlerce yıl boyunca bu bölgeye bereket getirmiştir. 2300 yıl önce tüm dünyayı ele geçirme hedefiyle Anadolu topraklarından geçen Büyük İskender’in komutanlarından Selevkos Nikator da yerleşimini kurmak için bereketli Fırat kıyılarını seçmiş ve kente bu nehir ile kendi ismini birleştiren bir ad vermeyi uygun görmüştür: Selevkos Euphrathes. MÖ 64 yılında Roma hâkimiyetine geçtiğinde ise ismi “köprü başı” anlamına gelen “Zeugma” olarak değiştirilmiştir. Yollar kadar medeniyetler ve kültürler arasında da bir geçiş noktasında kalması ve bu özelliğini yüzyıllarca devam ettirmesi seçilen ismin ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Bu avantajını Sasaniler tarafından yok edilene kadar sürdüren Zeugma, Kommagene Krallığı’nın en büyük dört kentinden biri unvanını elde edecek zenginliğe ulaşmayı da başarmıştır.  Mozaiklerin en görkemlilerinin keşfedildiği ve müzenin giriş katında tekrar hayat bulmuş biçimde ziyaretçilerini bekleyen Poseidon ve Euphrates villalarının tüm duvarları ve hatta tabanlarının dahi mozaik ve fresklerle süslenmiş olması kentin zenginliğinin kanıtları.  Müzede yer alan mozaik panoların tamamı çok büyük ustalık eseri. Bazılarının tam 500.000 parçadan meydana getirilmiş olması yanında figürlerin gerçekçilikleri ve canlılıkları karşısında da hayranlığınızı gizleyemeyeceğinize eminiz. Mozaikler kimi zaman Roma Dönemi kent yaşayışını zihninizde yeniden canlandırmanızı sağlayacak, kimi zaman bu yıllardaki inanışları keşfetmenize yardımcı olacak. Ancak müzenin en önemli eseri bu çok büyük boyutlu panolar değil, diğerlerine göre oldukça küçük bir parça halinde keşfedilmiş olan MS 2. yüzyıl tarihli Maenad ya da daha bilinir adıyla Çingene Kızı Mozaiği. Maenad Villası’nda yemek odasının taban mozaiğinin geriye kalan tek parçasını meydana getiren figürün gözlerindeki mahzun ifade bu mozaiği müzenin en beğenilen buluntusu yapmış ve Zeugma’nın Mona Lisa’sı olarak adlandırılarak antik kentin ve müzenin simgesi haline getirmiştir. Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü Tanıtıcı Yayınlar
kaynak  burada












Çingene kızı, Zeugma Antik Kenti'nde bulunan bir villanın yemek odasının taban mozaiğidir. Bu mozaik büyük ölçüde tahribata uğramıştır. Resimli panoda yalnızca kadın başı figürü kalmıştır. Bu mozaikte kadın figürü sağına doğru bakmaktadır. kabarık saçları ortadan ikiye ayılmış ve ensesinden bir eşarpla bağlanmıştır. Dar alınlı, elmacık kemikleri çıkık ve dolgun yüzlüdür. Kulaklarında iç içe geçmiş iri halka küpe bulunmaktadır. Bu nedenle ilk bulunduğunda “Çingene Kızı” olarak adlandırılmıştır.
Bir görüşe göre bu figür, saçlarının ortadan ayrılmış olması gözleri ve burun yapısıyla Büyük İskender olarak yorumlanmaktadır. Bir başka görüşe göre ise Toprak Ana Gaia olmalıdır. Ancak başının yanındaki asma filizlerinden dolayı Dianysos şenliklerinde yer alan Mainad olma olasılığı kuvvetlidir. Çingene Kızı mozaiği, Gaziantep Müzesi Müdürlüğü başkanlığında Zeugma Antik Kenti'nde 1998 yılı sonbaharında yapılan kurtarma kazılarında bulunmuştur.
Çingene Kızı mozaiği şu anda Zeugma Mozaik Müzesi'nin ikinci katındaki özel bir odada sergileniyor. Mozaik için özel olarak yapılan odaya labirent ve karanlık bir yoldan gidiliyor. Odanın yine karanlık olan bölümünde sadece Çingene Kızı mozaiği aydınlatılmış.
Çingene Kızı mozaiğinin resmi, Zeugma Mozaik Müzesi ve Gaziantep'in tanıtımı için hazırlanmış birçok hediyelik eşyayı da süslüyor
kaynak burada












Gaziantep e gidip tek kilo veren ben miyim acaba eğer öyleyse kaydedin lütfen :)

Küçük gurme yesin diye birçok şeyin tadına bakabildim sadece :)

Akşam olmuştu otele geçecektik derken rehbere sorduk Antep Urfa arası kaç saat ? iki iki buçuk saat cevabını alınca haydi Urfa ya gidelim sıra gecesi yapalım dedik. Programda  olmamasına rağmen biz Urfa ya  doğru  yol almaya başladık.. Veeee sıra  gecesi 







Küçük gurme  Atakan ne olduğunu şaşırdı garibim... Uyku saatinde o alemlere akmıştı bile gelsin türküler gitsin ciğköfteler... O sese rağmen uyuyacaktı ama davulcu bir türlü rahat bırakmadı ki peşimizi... Davulun tokmağı vurdukça Atakan iyice afallamıştı:)


Saat gece yarısı olmuştu sağ olsun rehberimiz bizi Balıklı Göl e de götürdü..
Balıklı Göl

Rivayete göre Bu coğrafyada Nemrut isimli bir kral tüm halkına zulüm etmektedir. Tam da bu dönemde Nemrut’un büyücüsü Nemrut’a gelerek, “bu sene doğacak bir çocuk senin hükümdarlığına son verecek” der. Bunun üzerine Nemrut o sene doğan bütün çocukları öldürür, ancak birisi hariç; Hz. İbrahim.
Hz. İbrahim büyüdükten sonra Nemrut ve putlara karşı bir mücadeleye girişir ve sonunca cezalandırılmak üzere bir mancınığa gerilir, büyük bir ateşte yakılmak üzere fırlatılır. Bunun üzerine Kuran-ı Kerim’de, Enbiya Suresi’nde yazan şekli ile Allah-u Teala ateşe; “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol” diye buyurur ve ateş suya, odunlar da balıklara dönüşür. O günden bu güne dek de göl ve balıklara zarar verilmez, göl büyük bir saygı çerçevesinde ziyaret edilir. kaynak burada


bil


Sabaha karşı üçte vardığımız otelde beş gibi uyuyarak  kısmi olarak dinlendim.. Sabah durmak yok yola  devam dedik. İstikamet  Birecik di dünyada nesli tükenmekte olan kelaynak kuşlarını da gördük..

KELAYNAK   KUŞLARI
Nuh Peygamberin bereket sembolü olarak “Tufan”da gemisine aldığı Kelaynaklar (Geronticus eremita) geçmişte Türkiye’den Kuzey Afrika’ya, Arap Yarımadası’ndan Fas’a kadar çok geniş bir bölgede ürerlermiş. Fakat avcılık, üreme alanlarında rahatsız edilmeleri, yaşam alanlarının değişmesi ve beslenme alanlarında kullanılan zirai  ilaçlar dan zehirlenmeleri sonucunda sayılarında ciddi azalma ve dağılım gösterdikleri alanlarda daralma meydana gelmiştir. Bugün, kelaynaklar nesli tükenmekle karşı karşıya olan kuş türlerinden birisidir. Kelaynaklar dünyada sadece Nil Vadisi’nde ve Birecik’te bulunmaktadırlar.
NEDEN BİRECİK?
Kelaynakların (Geronticus eremita’ların) üreme için, çok değil, daha elli küsur yıl önce Birecik’in “Kayalar altı”nı seçmesi boşuna değildir. Bu seçimde Aşağı Fırat Havzasının, Güneydoğu platolarına göre ılımlı ikliminin, tarlalardaki haşaratın bu kuşların besinleri oluşunun, ilçenin jeolojik yapısına dahil kayaların alkalik, yani ak ve yumuşak olduğundan dolayı kolay işlenir olmasının, en mühimi de halkın, “Allah’ın bir bereket müjdesi” olduğu bilinci ve inancıyla bu kuşlara ve yumurtalarına zarar vermemesi önemli olmuştur.

Şimdiki deyimiyle “Sevgililer Günü” olan 14 Şubat tarihinde, Kelaynakların Birecik’e göç etmesi dikkat çekicidir. Daha 50 yıl öncesine kadar üremek için geldikleri Birecik’te gökyüzünün bu kuşlarla kaplandığı bilinir. Şubat’ın ilk haftasında Birecik’e gelen kelaynaklar için etkinlikler yapılır, esnaflar ve Fırat kıyısındaki kayıkçılar başta olmak üzere o gün ilçede yöre halkı bayram havası yaşardı. Kaynak:


Fıstık ağacı




Saklı cennet Halfeti...








Yemek yemekten vakit  kaldıkça geziyorduk yani  adı  üzerinde  lezzet  turu ya :)
İstikamet  Zeugma  Antik Kenti. 
Roma döneminden kalan 
dünyaca ünlü  mozaikler işte  burada yavaş  yavaş   müzeye  taşınıyor... tam 2300 yıllık bir  tarih aslında...








Minik gurme...:)




Bu görüntüyü her gördüğümde Antep te  bir dilim baklavayı izinsiz alıp yediği için hapise mahkum edilen küçük çocuk gelir aklıma... 


Neyse güzel anıları koyduk cebimize evimize geri döndük evet ufaklıkla yorucuydu ama güzeldi... 

18 Nisan 2018 Çarşamba

İŞTAHSIZ BEBEK


Kendim gibi iştahsız çocuk yapmışım meğerse :)
Ek gıdaya geçiş resmen kâbus oldu. Ne verirsem reddediyor yemiyor. Aç kalmasın diye Atakan ı  şırıngayla besliyorum o derece...Doktorumuz göre kilosu boyu ayına göre normal ama annelik psikolojisi işte yemiyor hep zorla... Bir de çıkmaya dişler yapmışlar iki üst iki alt hepsi kabarık aynı zamanda pirtlayacaklar... Mutfakta kırk takla atıyorum farklı birşeyler adına... Ne denediysem olmadı... Çocuk kaşığı gördüğü anda dudaklarını büzüp isyan ediyor. Halil Sezai yi dinlemekten hep bu isyanlar... Bu süreç lütfen çabuk geçsin zira oynatmaya az kaldı...

30 Mart 2018 Cuma

FINDIKLI KROKAN NASIL YAPILIR




Geçen gün marketten aldığım fındıklı krokan cok hoşumuza gidince kolları sıvadım girdim mutfağa... Fındıklı krokan nasıl yapılır derseniz işte size tarifi... Malzemeler 1 su bardağı toz şeker 1 su bardağı fındık... Toz şekeri teflon tavada eritiyoruz...


Tarçın rengini alınca içerisine fındıkları döküp karıştırıyoruz yağlı kâğıda döküp şekil verip kesiyoruz...



İşte size mis gibi krokanlar isterseniz badem kaju fistik susam ve müsli kullanarak da yapabilirsiniz tamamen sizin damak tadınıza bağlı... kalorisi oldukça bol dikkat edin afiyet olsun...

5 Mart 2018 Pazartesi

ÇOCUKLAR İÇİN ZEKA OYUNU REVERSİ




Sevdiğimiz bir öğretmen arkadaşımızdan Atahan a hediye olarak geldi. Harika bir strateji oyunu Reversi terse çevirme... Biz bankacıların anlamını gayet iyi bildigi terim:)


Reversi fikir geliştirici, düşünce, hayal gücü  ve analiz kabiliyetini geliştirir. MEB  tarafından da seçmeli ders müfredatında yeralmaktadır.  İki kişilik bu oyunla ebeveynler ve çocuklar birlikte harika zaman geçiriyor tarafımızca test edip onaylanmıştır... 5 yaş üstü icin uygundur bence mutlaka çocuklu evde olması gereken bir oyun. Teşekkürler Şehnaz öğretmenim...



26 Şubat 2018 Pazartesi

KÜTÜKLERİN AŞKINA


Sevginizi aşkınızı kütüklere yazın da rahatlayın... Geçenlerde bir kafede gördüm kütüklerin yanına oturuyorsun eline alıyorsun bir keçeli kalem aşkını yazıyorsun kütüklere... Sevdiğime söyleyemedim bari kütüklere yazayım aşkımı... Sen anlamadın kütük anladı halimden der gibi... Ay çok mu ruhsuzum ne...  Gençlik işte neylersin...

7 Şubat 2018 Çarşamba

80 LER 90 LAR


Bu çektiğim fotoğraflarla hangimiz çocukluk  yıllarına gitmiyor ki... Yalova da bir  kafede dekor olarak  80 lerin 90 ların gündelik hayatında kullanılan eşyalar sergilenmiş nasıl duygulandım anlatamam size...



Bu çay takımından teyzemlerde vardı hatırlıyorum...



Ahh ahh şu çevirmeli telefonlar yok mu ne günlerdi bir yeri aramak için santrali arayıp randevu alıyorsun uygun boşlukta onlar görüşmek istediğin yeri bağlıyorlar ama 5 saat sonra  ama 1 gün  sonra teknoloji sen neymişsin be...  Bir de hatırlıyorum ortaokul yıllarında abimle arkadaşlarımız çok arıyoruz diye babam evirmeli telefona kilit takmıştı anahtarı annemdeydi... Ama üstün zeka abimle ben tel tokayla kilidi açıp yine konuşurduk arkadaşlarla... :)





Peki bu  kasetçalara ne demeli ne  ses kayıtları yapardık yahu... İçimde aynı  Sezen Aksu gibi söylerdim ama  gerçekler içler acısıydı :)





Peki bu dikiş makinesi... Singer zetina orıent aklımda kalan markalar..  Bilenler  bilir bu dikiş makinelerinin üzerine oturtulduğu ağaçtan bir dolap vardı  altında dikiş makinesinin çalışması için ayaklık ve yanda  kocaman bir lastikli çember... Hangibirimiz oraya girip o çemberden araba direksiyonu hayal ederek arabacılık oynamadı ki...


Veee volkmanler Allahım 4 pille falan çalışırdı pil dayanamazdı o zamanlar şarjlı pillerde yok tabi... Gece yatarken müzik dinleyeceğiz diye nasıl çaba harcardık...  Pek birşeyimiz yoktu yoktu çocukken gençken ama hiçbirimiz de depresyona girmedik şimdiki ergenuslar  gibi...Şimdiki gençler çok şanslı... Hey ergenuslar döneminizin kıymetini bilin...

6 Şubat 2018 Salı

İLGİNÇ KİLER DOLABI


Geçen gün gittiğimiz balıkçıda böyle bir dekorla karşılaştım. Aslında dekor değil bir çeşit kiler dolabı gibi bir şey dolapta değil neyse işte görseldekinden... Benim çok hoşuma gitti. İlgili ebatta tahtaları bulup birde kalın urgan aldık mı tamamdır... Geri o düğümleri milimetrik atmak lazım yoksa raf yamuk olur ve üzerindekiler  çok rahat devrilir... Heyttt  bee  yaşasın bol vakitli günler kafamda deli projeler var havalar ısınıncaya kadar... Sevgiyle ve  sağlıkla kalın...

23 Ocak 2018 Salı

SOSYAL MEDYA BİLMİŞLERİ


Malûm doğum izninde olunca bol bol vakit var herşeye...
Çalışırken pek dikkat edemediğim şeyleri şimdi vakit bol olunca daha iyi gözlemleyebiliyorum...
Şimdi size sosyal medya bilmislerinin özelliklerini anlatacağım... Haydi kahveninizi alın elinize biraz gülün ...

 Kim nerede ne zaman ne yemiş nereleri gezmiş vs paylasimlarini sıkı takıp eder ki takip ettiklerini de pek belli etmezler aslında begenmemelerinden belli... Beğen gitsin yahu güzel manzara güzel pasta güzel dostluklar vs dokun korkma parmakların eksilmez... Yer bildirimi yapılınca görgüsüzlük olarak algılayanlarda var tabii... Yahu ben biri bir mekan manzara vs paylasinca neresiymiş cok güzel diyip merak ediyorum haritayi aciyorum aaa burada böyle bir yerde varmış diyorum... Ama kalpler fesat olunca neylersin... Hem takip ederler hem de laf sokarlar ki bunu en yakinda yine gördüm Kartal bebegin annnesi neden cok geziyormuş çocuğu orada hasta yatiyormus o geziyormuş falan yahu empati yapamayacaksan takip etme laf sokma olsun bitsin...
Yine yemek pasta börek gıda vs paylaşımlarıni da görgüsüzlük diye tanimlayanlar var... Alan var alamayan var diye.. Yahu kardesim manyakmisiniz  paylaşılan yemegi sosyal medyada görebiliyorsan dokunmatik telefonun ve internetin de var demektir yani bu gördüğün yemegi pastayi vs alabilecek durumdasın demektir... Bu arada paylaşanlara laf ederler ama kendileride zamanında böyle paylaşımlar yapmıştırlar... Ne derler dinime söven müslüman olsa😂
Bir de soteye yatan tipler vardır paylaşmaz etmez sadece milleti takip edenler ki ben bunları mahallelerdeki dedikoducu teyzelere benzetirim herseyi bilirler...🤣🤣🤣
Sosyal medyayı sadece instagram facebook sanan bilmiş tipler de var tabi kendilerini mükemmel görenler vs çok komiksiziniz yahu yapmayın böyle... Ha ama ülkede savaş varmış, çocuklara cinsel istismarda bulunuluyormuş, kadinlar öldürülüyormuş, hayvanlara eziyetler yapılıyormuş, son 40 yılın en kurak kışını yaşiyormusuz, samanı bile dışarıdan alıyormuşuz boşverin siz bunları atın like ları elinize yapışmaz...😂😂😂


22 Ocak 2018 Pazartesi

FINDIKLI KURABİYE NASIL YAPILIR


Sevdiğim güzel bir tatdır fındıklı kurabiye... Yapılışı çok kolay ama kalorisi bol bir kurabiye...
Malzemeler;
1 paket yumuşak margarin veya tereyağ
Yarım cay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı  pudra şekeri
1 tatlı kaşığı tarçın
1 çay bardağı çekilmiş fındık
1.paket vanilya
1 paket kabartma tozu
yumurta akı
Alabildiği kadar un
Tüm mazemeleri karıştırıp küçük bezeler şeklinde tepsiye diziyoruz önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20 dk pişiriyoruz üzeri hafif sararınca işlem tamamdir...
Sıcakken üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz...
Ağzı kapali borcamda haftalarca saklayabilirsiniz... Tabii kalırsa :)




26 Aralık 2017 Salı

BENİM ADIM CEMİLLLLL



Benim yaşıtlarım bilir bir zamanlar güçlü oyuncu kadrosuyla Bizimkiler dizisi vardı o apartmanda her gün içen Cemil var dı Kıbrıs gezimizde bir bar gördüm Cemil in yeri ve barın üstünde de böyle bir reklam panosu vardı ama gerçekten çok yaratıcı olmuş... Bu aralar bel tutulması öksürük grip vs ile  eve tıkıldığımdan  benim adım cemil naraları atasım var....
Sağlıklı günlerimiz olsun

21 Aralık 2017 Perşembe

EVDE ZENCEFİL NASIL YETİŞTİRİLİR



Bizde zencefil genelde boğaz ağrısı ve öksürük için kullanılır... Çarşıdan aldığım zencefili azar azar kullanıyordum kalanını da ocağın yanında bahararlığın üzerine koyuyordum... Mutfak ortamından nem ışık vs olsa gerek iki tarafından da filiz vermiş... 




Baktım filizler inatla büyüyor saksıya temiz toprak doldurdum filizleri derinden kestim birgun suda beklettim sonra toprağın 5 cm altina gelecek şekilde diktim bakalım sonuç ne olacak....

20 Aralık 2017 Çarşamba

EVDE ATIK MUMLAR NASIL DEĞERLENDIRİLİR


Bayılırım mumlara ama bitmeden kullanılamaz hâle gelen birçok mumlar birikmişti... Atık mumlar nasıl eski haline getirtilir derseniz ihtiyacınız olan şeyler mum fitili bulamazsanız yorgan ipi de olur. Teneke kutu ben salça tenekesini kullandim birde pipet... Tencereye su koyuyoruz icine salça tenekesini koyuyoruz tenekenin icerisine de atık mum parcalarini atiyoruz ve erimeye bırakıyoruz erimenin son aşamasında nescafe taneleri de attim icerisine...


Çatlamış çizilmiş su bardaklarından iyi mumluk oluyor bilginiz olsun.... Fitili pipetten gecirin pipetin boyunu ayarlayin bardagin ortasina yerleştirin sonra erittiginiz mumu dökün donmaya başladığı zaman pipeti yavaşça çekin ve mumlarınız hazır... Daha güzel kokular icin baska şeylerde uygulayabilir benim aklıma kahve geldi...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...