3 Aralık 2015 Perşembe

TÜRKİYE 'NİN UÇAK DÜŞÜREN İLK PİLOTU VECİHİ HÜRKUŞ

Kendi adıma  söylüyorum Vecihi  adını ben Şener Şen in  oyandığı  filmde duymuştum...Planör uçağa  binip aşkını Ayşen Gruda ya ispatlamaya  çalışıyordu... Bahar ve yaz döneminde  benim evimin üsütünden de  bu  tarz eğitim uçakları hergün geçer her  geçişte de hep o karakter  gelir gözümün önüne... Vecihi kimdir derseniz  işte  size Vecihi Hürkuş  un hayat hikayesi...Hayatı yaşadığı tüm zorluklar ve  bitmek bilmeyen uçmak sevdası... İnsan gerçekten hayalleri idealleri için  yaşamalı mı  işte  bunun cevabı  belki de  bu hayat hikayesinde  gizli... Uzunca bir  yazı ama okuyun derim...

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ




     1992 yılında Birleşmiş Milletlerin kararı ile 3 Aralık “Uluslararası Engelliler Günü” olarak kabul edilmiş; bu karar, 1993 yılı Mart ayında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunun 1993/29 sayılı bildirisi ile 3 Aralık Gününün tüm dünyada engellilerin topluma kazandırılması ve haklarının “tam ve diğer insanlara eşit ölçüde” sağlanması amacı için çalışılması gereken bir gün olarak tüm dünyaya duyurulmuştur. O zamandan beri 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olarak kabul edilmiştir. (KAYNAK : BURADAN )

Her  zaman savundum bizim engelimiz vücudumuz, davranışlarımız  değil düşüncelerimiz... Düşüncelerimizde engellerimizi yendiğimiz  zaman 3 Aralık Dünya  Engelliler Günü diye bir  gün olmayak çünkü engelli olmak zorluk olmayacak... Düşüncelerimizden engellerin yok olduğu günlerimiz olsun...

2 Aralık 2015 Çarşamba

YANAK YASTIĞI MODELLERİ GEÇMİŞE DÖNÜŞ


Bu yaz tatilinde Kuşadası nda harika bir mekana  gitmiştik Değirmen... Mekanın içersinde bu yastıkları görünce hemen resimledim..Eskiler  yanak yastığı der  hatta kızların çeyizine böyle  uzun  uzun yastıklar konulur kanaviçe işlemeli... Bir yastıkta  kocayın sözü de  buradan geliyor olsa gerek...
Annemin çeyizinden kalma  vardı  bunlardan hatırlıyorum nerede  acaba  gittiğinde bir  kurcalayım evi:) yastıkların baş  kısmı saten kumaşla  kaplanır  renkli olur  hatta  yorganların da  ön yüzleri satenle kaplanır  ayrıca çarşafla çengelli iğreyle kaplanırdı... Çcocukluğumuzdan hepimiz  biliriz  yorganlar yere  serilir çengelli iğnelerle  yorgan çarşına  kaplanırdı neymiş önündeki saten çiçekli yada  dantelli işlemesi  görünecekmiş :) Ne eziyet  yahu...Ama  bir okadarda  sağlıklıydı  o yıllarda  polyester kaztüyü  vs  yoktu hayatımızda  pamuk  yada  yün  yastık yorgan vardı sağlık vardı...O yıllarda genç kızlar  kadınlar  mandala kitapları boyama  yerine kanaviçe  işler  dantel oyalar kaderini işlerde tek tek motif motif...


Bu kırmızı soğanlardan yapılan dekor ise  harika...Tavandan sarkan soganlardan aradan sızan ışık ambiyanssssss ambiyansss....  



Yolunuz eğer  Kuşadası  na düşerse  Değirmen denilen mekana mutlaka  gidin  eşsiz lezzetlere  varın mekandaki huzuru da  içerisine  çekin...

29 Kasım 2015 Pazar

EL ÖRGÜSÜ PERDE MODELLERİ


Geçen gün sanal alemde dolaşırken bu harika el örgüsü perde modellerine rastladım...Kaynak belirtemiyorum facebook da arkadaşım paylasmis el örgüsü diye ama bu resimlerde ona ait değil sordum bilen olursa lütfen benimle iletişime geçsin ki kaynagini belirteyim...

19 Kasım 2015 Perşembe

İLGİNÇ SALATA ÇEŞİTLERİ


Sebzenin  her türlüsünü oldum olası  severim  ( bamya hariç) salatalar ise  vazgeçilmezimdir...
Sadece salata  ile karnımı doyurabiliyorum...Salatalar  hele bu resimdekiler  gibi  harika  olunca zaten  yanında pırasaolsa  bile  yemem :)) Bu resimleri facebook dan  bir  arkadaşım  bana göndermiş ben beğenirim diye  resimlerin kaynağını bilmiyorum o nedenle  yazamıyorum ama  bazı  resimlerin  üzerinde etiketleri var tam net  okuyamadığım için kaynak  olarak  yazamıyorum...  Bu salataları  herkim  yaptıysa  ellerine sağlık  sebzeyi  sevmeyen  bile bu görüntülerden sonra  sever diye düşünüyorum...
  

18 Kasım 2015 Çarşamba

HAYVAN SEVGİMİZ


Bu kare beni o kadar çok mutlu ediyor ki anlatamam... Atahan ile arkadaşı  Erdem abimizin peşine takılan bu sevimli ve masum köpek.... Sonunda hepsi yoruldu ve mola verdi dinlenirken bende bu kareyi yakaladım... Hayvanlar gerçekten çocukların masum duygularini algılayabilen canlılar...



Bu video da son zamanlarda en çok sevdiklerimden...Ders almamız gereken çok şey ifade ediyor....Sevgiyle sağlıcakla kalın. ...

11 Kasım 2015 Çarşamba

Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler!
Yanlış.  İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla  2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir.
Oral-B’nin elektronik fırçalarının tamamında fırça başlıkları yuvarlak olarak tasarlanmıştır. Bu yenilikçi tasarım sayesinde her dönüşte farklı bir açıyla dişin tüm yüzeyinin temizlenmesine olanak sağlar. Küçük boyutuyla her bir dişin yüzeyine ve diş aralarına rahatlıkla ulaşabilir.
Şarj edilebilir fırçalar yalnızca ağız ve diş sağlığı konusunda problem yaşayan kişilere tavsiye edilmektedir!
Yanlış. Oral-B’nin yaptığı bir anket çalışmasında, katılımcıların %39’unun ancak dişleriyle ilgili herhangi bir problem yaşadıktan sonra şarj edilebilir diş fırçası kullanmaya başlayacaklarını belirttikleri görüldü.
Ağız sağlığında tedaviden çok koruma yöntemi izlenmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü dışarıdan yapılan herhangi bir müdahale, ne kadar iyi olursa olsun kendi dişinizin sağladığı rahatlığı ve fonksiyonelliği sağlamaz. Dişleri korumanın en önemli yolu, ağız ve diş problemlerinin bir numaralı sorumlusu olan plak tabakasını ortadan kaldırmaktır. Şarj edilebilir diş fırçaları, plak temizliği konusunda manuel diş fırçalarından %100’e kadar daha fazla etkilidir. Plak, yapışkan bir madde olduğu için diş fırçanızdan da ayrılması zordur. Bu nedenle diş hekimleri ortalama 3 ayda bir diş fırçanızı yenilemeniz gerektiğini söylüyor.
Şarj edilebilir diş fırçası da kullanıyor olsanız, 3 ayda bir fırça başlığı  değişimini gerçekleştirmek durumundasınız. Oral-B, elektronik diş fırçanızı kolayca yenilemeniz için değiştirilebilir başlıklarla size sunuyor.
Nasıl bir diş fırçası kullanıyor olursanız olun, diş fırçalama süreniz aynı olduğu için aynı etkiyi yakalayabilirsiniz!
Yanlış.  Diş hekimleri, dişlerinizi günde en az iki kez, 2 dakika fırçalamanızı öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, dişlerinizi 2 dakika şarj edilebilir diş fırçalarıyla fırçalamanızın çok daha etkili sonuçlar almanızı sağladığını gösteriyor.
Şarj edilebilir diş fırçaları diş yüzeyine zarar verir!
Yanlış.  Yukarıda bahettiğimiz anketin bir başka ilginç sonucu da, anket katılımcılarının %5’inin şarj edilebilir diş fırçasının diş yüzeyine zarar verdiğini düşünmesi. Oral-B’nin şarj edilebilir diş fırçaları, basınç göstergesi sayesinde diş fırçasını dişinize çok fazla bastırdığınızda çalışmasını durduruyor.
Tüm şarj edilebilir fırçalar aynı özelliktedir!
Yanlış.  Herkesin diş yapısı birbirinden farklı. Bu nedenle Oral-B kullanıcılarına birbirinden çok farklı özelliklere sahip farklı şar edilebilir diş fırçaları sunuyor. Hassas dişetleri için, farklı büyüklükteki diş aralıkları için ya da sararmış dişleri beyazlatmak için birbirinden farklı bir çok diş fırçası modeli bulunuyor.
Detaylı bilgi almak için videoyu izleyebilirsiniz. Ürün alternatiflerini görmek için tıklayınız.

KAYNAK: www.uplifers.com

Bir boomads advertorial içeriğidir.

5 Kasım 2015 Perşembe

SARI SONBAHAR


Mevsimlerden sonbaharı  yaşamak  harika  bir  duygu ben seviyorum sonbaharı ilkbaharı... Yazı sıcağından kışı  soğuğundan dolayı  sevmiyorum...Yaprakların  ilkbahardaki ve  sonbahardaki renkleri harika...Doğa  öyle  güzel  renklere  bürünüyorki aşık olmamak mümkün değil...Sonbahar hüzün derler ya  ve  evet 2015 sonbaharı benim  için hüzün oldu galiba  ilk defa  mevsim rengini buldu...Sağlıklı mutlu güzel günleriniz olsun...

26 Ekim 2015 Pazartesi

Gelecek Turizmde ile sürdürülebilir turizmin geleceğini yazacak üç yeni proje belli oldu!

Seyahat ederken hepimiz gittiğimiz yörenin doğasını, kültürünü hissetmek, el emeklerinden satın almak, yerel lezzetlerini tatmak isteriz.
Eko turizm, kırsal turizm, kültür turizmi, gastronomi turizmi gibi farklı sürdürülebilir turizm çeşitleri ile hem biz farklı deneyimler yaşarız hem de yerel halkın ekonomisine katkıda bulunmuş oluruz.
İşte bu sebeple Anadolu Efes, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı 8 sene önce bir araya gelerek "Gelecek Turizmde" dedi ve sürdürülebilir turizm için çalışmaya başladı.
Doğu Anadolu Bölgesi’nde 5 yıl boyunca başarılı modeller yaratan Gelecek Turizmde projesi kapsamında 2013 yılından bu yana 6 farklı sürdürülebilir turizm fikri desteklendi. Bursa'nın Misi Köyü'nde Misili kadınlar yerel lezzetleri ve geleneksel el sanatlarını turistlere sunmaya başladı. Safranbolu esnafıyla Karabük Üniversitesi el ele verdi, Safranbolu’ya özgü hediyelik eşyalar yaratmak için kolları sıvadı. Mardinli kadınlar tamamen kendi emekleriyle eski bir Mardin evini misafirperverliğin kitabını yazan bir pansiyona çevirdi. Şanlıurfa’da Göbeklitepe halkı, yok olmaya yüz tutmuş taş işçiliği sanatını yeniden canlandırmak için harekete geçti. Seferihisarlı kadınlar yerel lezzetlerini turistik bir deneyime çevirdi. Malatya Battalgazililer ise Arslantepe Höyüğü’nü tanıtmak için çalışmalarını hızlandırdı.
%100 Misia Projesi – İpekevi dokuma atölyesi – Misi Köyü / Bursa
Safranbolu Hatırası Projesi – Hediyelik eşyalar
Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı Projesi – Yöresel ürünler - Seferhisar/İzmir
Mardin’de Kadın Liderliğinde Sürdürülebilir Turizm Girişimlerinin Yaratılması Projesi – İpekyolu Misafir Evi 
Yeni dönemde ise bu altı projeye üç yeni proje daha katıldı. Adana Saimbeyli’de kelebek gözlemi projesiyle, Isparta Keçiborlu’da lavanta ile kırsal turizme sağlanan katkıyla, Balıkesir Edremit’te ise yöreye özgü yemekler ile gelişen gastronomi turizmiyle Gelecek Turizmde yolculuğu devam ediyor.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Ekim 2015 Pazar

EVLİLİK ASKİ ÖLDÜRÜYOR MU



Bizde çiçekler bazen doğum günümde bazen de evlilik yıldönümünde alınır ama o da bazen...Neden mi çiçek gereksiz bir hediye imiş bir kaç gün sonra çöpe atılıyormuş...Bilmezler ki bayanlar kendilerine gelen tek bir papatya bile olsa onlar için değerlidir önemlidir...Romantizm bizimkine göre çiçek değildir...Bende her fırsatta bunun sitemini yaparım. Haftasonu fırından ekmek almak için arabayla durduk bir büyük bir küçük olmak üzere iki tane çiçek ekmek almış arabaya binince ekmekleri elime tutuşturup al canım sana çiçek aldım hiç  almiyorsun sonra deme  gücenirim dedi..:)
Evlilik Aşkı Öldürür  mü acep sorular ve espriler. ..

20 Ekim 2015 Salı

PUZZLE AŞKI


Ramazanda başladık puzzle yapmaya ama nasıl  bir oyaliyor anlatamam... Güya stres atmaya neden oluyor ama ben daha çok stres oldum bulamayınca...









Yaz tatiline çıkana kadar bu aşk devam etti  offf bir çok tablo yapılmaya hazır puzzle larimiz oldu...


Hepsi birbirinden keyifli çabalar sergilenerek yapıldı çok emek verildi.şimdi çerçevelenme ve hediye edilme zamanı...Hala yapılmak üzere bekleyen 5 paket var ve yemek masasında tamamlanmayi bekleyenle birlikte toplam 6 tane... Masada puzzle lari yaparken ayakta olmam gerekiyor oturunca resmin tamamına bakmakta sanki birseyler eksik kalıyor. .. Hal böyle olunca ayaklarım ağrimaya başladı. .. Bende küçük bir mola verdim...iddia ediyorum puzzle sizin sabrinizi deniyor...meslek icabı zatensi sinirleri alinmis birisi olarak beni olumsuz yönde pek etkilemedi ayak agrilarim dışında. ...

7 Ekim 2015 Çarşamba

TATİLDEN KESİTLER VOLUME 4 ALAÇATI ÇEŞME KUŞADASI METROPOLİS NİOBE


Durmak yok yola devam dedik ve Urla istikametten Alaçatı nın sokaklarına attık kendimizi.... Renkli pencereler kapılar var dediler bu kasabada hakikatten öyleymiş... Biraz entel  dantel sanat kokuyor aslında... 












Bulduğum her renkli kapıda resim çektireceğim diye helak oldum vallahi billahi... tatilde yapılması gereken 10 şeyden birisi bu  renkli kapılar önünde fotoğraf çektirmek :) Bu pembe kapıda poz verirken kapının koluna iliştirilmiş elektrik faturasıyla gözgöze geldim neyse ki pozu fazla bozmuyor hatta ben söylemesem farketmeyeceksiniz bile... Faturayı biraz  sıkıştırayım küçülteyim dedim eşim de hayrına öde  bari dedi :) 

Bir an bu kediciklere özendim yumuşak yumuşak yatıyorlardı miskinlikte aynı kesi gibiyim buldum mu hiç kaçırmam hemen yatarım uyumasamda  seviyorum miskinliği :)
Hakiki Alaçatı muhallebicisinin önündeyken Yaradan ne güzel yaratmış dedim gökyüzünü bulutları güneşi...
Alaçatı sörf yapanlar için evet  gerçekten önemli kasaba olabilir ama  yok bana  göre  değil anlık hava değişimleri deli gibi esen rüzgar yok  ben almayayım... Kaç defa  üstüme hırka  giydim  çıkarttım ben bile sayamadım... İşte en sevdiğim renk  lila mor eflatun ne derseniz işte  tüm bu tonlar...
Alaçatıdan sonra istikamet tabiki Çeşme gün batımını bu  defada  Çeşme de  yaptık... Anne oğul doyamadık biz tatilde birbirimize... Bir ara anne  bu tatil hiç bitmesin sen işe gitme bende okula gitmesem olur mu dedi... 



Özgür ana oğul zıplaya zıplaya helak olduk babamızda bizi havadaki pozumuzu yakalayacak diye :) Ama biz  Atahan la gülmekten zıplayamıyorduk o da  ayrı bir mevzu tabi...



Bayramımızı da  burada  teyzeler kuzenler gelinler damatlar çocuklar hep birlikte kutladık... Kuzenlerle kahvaltı keyiflerimiz hiç bitmedi tabi ki hele  Gül ile benim kahve keyiflerimiz tam gaz  devam:)



Özçekim çubuğu ile Atahan ın imtihanı kolay olmadı tabikii:) Bir sonraki gün de Kuşadası na attık kendimizi... 



Yıllar geçse de bitmeyen dostluklar arkadaşlıklar öylesine özel öylesine güzel ki tıpkı burada olduğu gibi... Yine aynı şeylere gülüp aynı şeylere hüzünlenip  zamanı yakalamak doyasıya...




Kuşadası Değirmen de Atahan bu asma  köprüyü çok sevdi birde az sallansa iyiymiş tabi:) Gerçi bir Karadenizli olarak asma köprüler bizi pek korkutmasa da  yaşlanınca denge meselesi zayıflıyor haliyle :)

Eve dönmeden bir gün önce dinlenelim diye yakın çevrede bir yerlere   gidelim dedik ve dibimizdeki Metropolis e gittik...Girişte bizi bu sevimli kaplumbağa karşıladı . 






Metropolis Antik Kenti, İzmir ili, Torbalı ilçesi sınırlarında Yeniköy ve Özbey köyleri arasında bir tepenin üzerinde yer almaktadır. AntikIonia Bölgesi'ne dahil kent, Efes’e 30 km, İzmir'e ise 40 km uzaklıkta olup, Küçük Menderes (Kaystros) havzasına hakim konumdadır.Metropolis, “ana tanrıça kenti” anlamına gelmektedir. Μετηρ Δαλλησια (Meter Gallesia) isimli Ana Tanrıça’ya (daha bilinen adıyla Kybele) ait bir kült yeri işlevi gören kutsal mağara, kentin 5 km. kadar kuzeyindeki Uyuzdere Mevkii’nde bulunmaktadır. Mağarada yapılanarkeolojik kazılarda çok sayıda pişmiş toprak Ana Tanrıça heykelciği bulunmuştur. Bunun yanı sıra kent sikkeleri üzerinde rastlanılan Ana Tanrıça betimleri de bu görüşü doğrulamaktadır.Kentin akropolisinde yürütülen arkeolojik kazı çalışmaları sırasında burada Erken Tunç Çağı ve Orta Tunç Çağı’na ait bazı seramik parçaları ile taş baltalar ve Hitit Dönemi ile çağdaş bir mühür ele geçmiştir. ( kaynak vikipedi)

Her ne kadar eşim ve  kuzeni Metropolisin yolları taşlı türküsünü söyleyerek isyan etseler de biz bayanlar ve çocuklar halimizden memnunduk:) 


Bu da Kral 1. Burak Kraliçe Demet ve Prens Atahan :)




Zeytin ağaçları arasında tarihi eserlerimizi geride bırakırken umarım buradaki eserlere de  restorasyon çalışması yapacağız diye Şilede ki kale  gibi sünger boba benzetilmez  yada Aspendos da ki olmayan parçaların yerine mutfak mermeri konulmaz...Tarihimizden  ders almak yerine  tarihimize eserlerine  sahip çıksak bence  daha iyi olacak....

Eve dönüş zamanı gelip  çattı aslında erken çıkıp biraz  daha  gezecektik ama  olmadı  geç çıkıncada Manisa da fazla gezemedik Balıkesir de hiç gezemedik... Ama meşhur Manisa da AĞLAYAN KAYA  NİOBEyı ziyaret ettik.



Anadolulu Niobe, Thebes kralı Amphion ile evlendi ve trajik yazgısı hakkında günümüze ulaşan bilgiler eski Yunan mitolojisi yolu ile oldu. Niobe aynı zamanda, hakkındaki bilgiler yine efsanelerle karışık olan Pelops'un kızkardeşidir.
Yurdu Lidya uygarlığının doğduğu bölge olduğundan, bazı kaynaklar Tantalus, Pelops ve Niobe'yi Lidyalı kabul etmek için sağlam bir zemin bulunduğu sonucuna varmışlardır.[2]
Yunan mitolojisine göre Niobe'nin yedi kızı ve yedi oğlu oldu, çocuklarının sayısından dolayı sadece iki çocuk doğurmuş olan Leto'ya karşı böbürlendiği için, oğulları Apollo, kızlarıArtemis tarafından öldürüldü. Evlat acısı ile yurduna dönen Niobe'nin, Spil Dağı'nda taş kesildiği ve günümüzde "Ağlayan Kaya" olarak bilinen taş oluşumuna dönüştüğü rivayet edilir. Ağlayan Kaya, uluslararası kaynaklar da dahil olmak üzere literatürde bazen "Taş Suret" olarak da anılır. Bazı kaynaklarda ise, aynı dağdaki Hitit Kybele heykeli ile karıştırılmiştır. Niobe'nin kayası Manisa'nın önemli ziyaret yerlerinden biridir.( KAYNAK VİKİPEDİ)


Manisa dan sonra tam gaz  yola  devam Yalova ya  yaklaştıkça hava soğudu... Yalova dan ayrılırken arkamızda bıraktığımız yağmur bizi karşıladı...Hava değişimi çok kötü oldu parmak arası terliklerle  dolaşırken direkt bota  geçtim  en son İzmir de pike kullanırken Yalova ya gelince yorgana geçtik yaz dan kışa geçmek böyle olsa  gerek :)... 15 yıllık  çalışma hayatım boyunca ilk defa  bir bayram tatilini yıllık  iznimle birleştirmenin dayanılmaz mutluluğunu yaşadım uzunca  bir  tatil oldu  benim için bir o kadar  da  keyifliydi... Her şey çok ama  çok güzeldi en güzeli de tam üst üste üç pazartesi sendrom suz uyanmak...:)





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...