27 Eylül 2012 Perşembe

GÜRCİSTAN GEZİMİZ 2...


Günün yarısını geçmiştik  ve eh  midelerde zil çalmaya başlamıştı... Gürcistan da Türk restoranlar oldukça bol... Bizim tercihimiz daha doğrusu tur  rehberinin tercihi  Grand Grill restoran dan yana oldu iyiki de olmuş menüler  harikaydı... Özellikle yöresel haçapuri harikaydı... Yuvarlak ekmeğin içerisinde  yöresel peynirli bir lezzet... Normal ekmekleri de harika galiba içerisine bolca süt  koyuyorlar...  Birde farklı olan lezzet armut suyuydu...


Ben  bu armut  suyunun tadına bayıldım... Asit oranı çok az ve lezzetli... Zaten eve giderken de  bundan aldım... Başkada alınacak birşeyini bulamadım magnetlerinin haricinde... Belki yazın en  yoğun zamanında turistlere yönelik başka satılacak eşyalar da vardır da biz göremedik...

Oldukça ıslanmıştık ama günler öncesinden ben havanın Gürcistan da yağmurlu olduğunu biliyordum ve tedbirimi de almıştım:) Tur dan diğer arkadaşlar çok ama çok ıslandılar... Bizim Türk restoran yemek dinlenmek ve kurumak için iyi gelmişti:)



Burası da Orta Cami... Osmanlı döneminde yapılmış tek başına ayakta kalma  mücadelesi veren bir  cami...



Gürcistan önümüzdeki beş yıl içerisinde Kafkasya nın  Las Vegas ı  olmayı  kafasına koymuş bir kere... Baksanıza bu ters süt şişesi görünümlü bina  adalet binası... Süt saflığı temizliği sembolize ederken ters  olması da onu içimize çekerek adil yoldan doğruluktan ayrılmamayı gösteriyor...



Ama benim favori binam işte bu Amerika da ki Beyaz Saray ın tersi Batum da bir restoran...  Restoran ın mimarı bilin bakalım nereli.... Rize Rize Rize :))) Zaten böyle bir şeyi ancak bir laz yapar:) Burada  da sadece laz yemekleri yapılmakta... Bu hat üzerinde Hollanda Çin Ukrayna İtalya gibi  bir çok ülke mutfaklarını da görmek mümkün...



Eh hatıra  fotoğrafı çekmeden  olmaz...



Yağmur yağsa da yola devam dedik... Sırada Botanik bahçe vardı... Sovyetlerin en byüyük botanik bahçesi Batum da kurulmuş ve alttaki resimde de botanik bahçenin içerisinde yer alan  ziraat fakültesi yer almaktadır... Dünyanın beş kıtasından gelmiş çiçek ve ağaç çeşitleri mevcut... 


Tabi ki yine yağmur...





Yağmur nedeniyle resimlerin büyük bölümü puslu çıktı bunlar en net olanları... Zaten botanik bahçe mi aynısı bizim Soldoy da var :)



Turumuzda ki en genç arkadaşlar KTÜ öğrencileri Ayşe ve Ceren di... Yağmurdan korunmak için market poşetlerinden yardım aldılar:)  Biz Batum dan ayrılırken bile yağmur devam ediyordu... Gürcistan dan izlenimlerim; kumar ve kadın tutkunuz yoksa sadece bir defa bu ülkeyi ziyaret etmeniz yeterli...:) Tarihi eserleri neredeyse hiç yok Sovyet izlerini silmek için yok edilmiş :) Hijyen denilen bir şey Türklerin yaşadığı yerler hariç neredeyse hiç yok... Katı ve kuralcı bir ülke... Tüm hijyensizliğe rağmen Karadeniz de en temiz kıyı şeridine sahip sahili olan bir ülke...Gürcü kavurması hapuçuri  ve ekmekleri çok lezzetli bir ülke...Değişik kültürleri görmek isteyenler için tavsiye edebilirim... Gürcistan Karadeniz den bir parça...

26 Eylül 2012 Çarşamba

GÜRCİSTAN GEZİMİZ 1



Trabzondan günübirlik turlardan yararlandik ve sabahin erken saatinde yola çiktik... Trabzon Rize Artvin derken Sarp sınır kapısına geldik...Sadece yıpranmiş olmayan nufus kagidiniz yeterli...1Tl karsiliginga Gurcistan a geçebiliyorsunuz...


Bayburttan dogan Çoruh nehri Artvinden geçip Gürcistandan Karadenize dokuluyor ve tasidigi tum verimli topraklarida buraya birakiyor...Lakin halki cok tembel oldugu icin bu topraklari tarim amacli kullanmiyorlarmis... Dağılan Sovyetler Birliginden sonra sanayi de bitmiş... Halk sadece turizmle geçiniyor...Tabii bu yeterli değil... Kumar da ulkede onemli bir yere hakim...İnşaat sektörü çok hızlı bir sekilde ilerliyor... Bu konuda Avrupadan kredi aliyorlar...Batum un kumar kenti olmasi icin cok calisiyorlar... Resimlerler Batumu gezmeye baslyalim... İlk durak Aziz Adrian(Nino) heykeli...Hriatitanligi Gurcistana getiren kişi... Hekeli kücük bir şelalenin yaninda....


Burasi da Apsaros  Kalesi... Romalilar tarafindan yapilmis Bizans Arap ve Osmanli yonetiminde kalmis ve surekli batan bir kale...
Batum duz bir araziye kurulmus sehir oldugu icin caddeler ve sokaklar oldukca genis ve buyuk... Kaybolma sansiniz yok:)

Bu kucuk göl de Nuri Geli Gölü... Zamaninda burada bir Türk çocugu bogulmuş. Annesi yurek acisindan her gun bu gole gidip Nuri gelll Nuri gelll diye agit yakar aglarmis... O gün bu gündür bu gölun adı. Nuri Geli Gölü kalmiş... Rehberimiz bunu anlattiginda gözlerim doldu çok duygulandim...
Bu binalar Sovyetlerden kalma işçi blokları gerçi Gurculer Sovyetlerden kalan herseyi yikmaya calişsada bu binalar hala ayakta...


Bu da Karadeniz Ticaret Merkezi. insaati hala devam ediyor... Tepesinde dönme dolap var...Bana ilginç gelen binalardan birisi... Gurcistan gezimize bir sonraki postta devam edecegim...



24 Eylül 2012 Pazartesi

UZUNGÖL DOĞADAN BİR PARÇA....


Karadeniz turumuzun bu sefer ki durağı Uzungöl... İki dağın arasında küçük bir göl...Trabzon Of karayolundan sonra Çaykara ya doğru devam ediyoruz veee Uzungöl... Uzungöle anlam katan en önemli unsur tam ortadaki cami... Gölün etrafındaki bungalov evler konaklamak içiyyn ideal...






Bu günübirlik turda anneannemiz dedemiz ve Atahan pasa da bizimle birlikteydi...Temiz havanın etkisiyle Atahan kendinden geçti...


Yemekleride cok güzel... Taze balik eşliğinde guzel bir salata...Geceleri canlı müzik,gündüzleri bisiklet kiralayarak dolaşmak bol oksijen...


Şansimiza hava çok guzeldi...




Uzungölden ayrilip bir de Rize ye gittik... Akşamüstü olması ve hafiften yağmurun başlamasıyla Rize de fazla gezemedik...


Atahan artık gezme limitini doldurmuştu çünkü hiçbir sekilde durmuyordu... Resimden de belli gelinen son nokta....

23 Eylül 2012 Pazar

SÜMELA MANASTRI VE ZİGANA...


Karadeniz turuza devam ediyoruz... Yolumuzu Sümela Manastrı na çevirdik... Cennetten bir köşe sanki...


Benim üçüncü ziyaretim... Bu yıl da yine resterasyon çalismasi vardi... Ne bitmek bilmeyen bir çalismaymis
... Hristiyan alemi icin cok önemli bir yer Sümela...


Ağaç köklerinden oluşan eşsiz bir manzara.




Sümeladan sonra yolumuzu Zigana Geçidine çevirdik...Derken kendimizi Pervanoğlu tesislerinde bulduk...Kuzu sac kavurma bu kadarmi guzel olur...Doyamadim ben... Kilolari alip donerim herhalde...





Baktık gecitten sonra Gumushane ye az kalmis oraya da gittik... Etrafta pestil ve köme satisi yapan yerler cok fazla merak ettik kömeyi... Meğer bizim cevizli sucukmus...
Atahan pasa bu cevizli sucuklara bayildi... Bu arada baglanti problemi yasiyorum... Bu postu da Macka da Hilal Cafe den yaziyorum... Kendilerine de ayrica tesekkurler...

21 Eylül 2012 Cuma

KARADENİZ TATİLİMİZ...



Sonunda tatil başladi... Her yil anneanne ve dedemiz ilkbahar sonbahar arasini Trabzon Maçka da geçirirler... Bu yil onlara süpriz yapalim dedik... Hem eşim de hiç Karadenizi görmemişti... Aslında tatil rotamız Antalya idi ama son anda Trabzon a yöneldik çok da iyi ettik... Atahan pasanin ilk uçak yolculuğuydu bu gerçi dişlerinin çiktigi sancili bir doneme denk gelmesi cok kotu oldu... Diş sancimiz daha havaalaninda başladi ve ucak havadayken de ilk 20 dk boyuncada devam etti...Sonra uyudu neyseki basinc etkisiyle de o minik elleri kulaklarina gitti hep...Gerçi hostes ablamiz cok ilgilendi teşekkürler Pegasus...



Trabzon a indiğimizde hemen kendimizi Akçaabat taki meşhur köfteciye attik... Nihat Usta nin restoranti harika... Tam limanda şansimiza bu mevsimde hava bizden yanaydi... Mısır ekmeklerin kokusu hala burnumda... Karadeniz turumuza kaldigimiz yerden devam edecegiz...Cepten post yazmak harika...



18 Eylül 2012 Salı

İLGİNÇ DAVETİYE...



Bu yazım telefondan üretilen ilk deneme olup imla hatalari ve resim kalitesi icin şimdiden özür... İlerleyen zamanlarda bunlari da aşarim herhalde... Neyse gelelim mevzuya... Geçen gün müşterimiz şubeye bir davetiye biraktı... Yoğunluktan bakamamiştim... Mesai bitip kendime gelince inceledim ve çok beğendim... Sosyete haberlerini anımsatan ünlüler gibi... Bakalim ileride daha nasil davetiyeler çıkacak...Evlenen çiflerede mutluluklar...
posted from Bloggeroid

16 Eylül 2012 Pazar

YALOVADA SONBAHAR...



Yalovad sonbahar kendini iyice hissettirmeye başladı.... Kocaman sarı çinar yapraklari etrafta rüzgarla dans ediyor...



Yazı şimdiden özleyeceğiz galiba...
posted from Bloggeroid

12 Eylül 2012 Çarşamba

ŞAPKASIZ ÇIKMAM...



Atahan Paşa nın sevmediği şeylerin başında ise şapkalar geliyor... Bebekken anlamıyordu kışın bereden rahatsız olmuyordu ama büyüdükçe işler değişti... Yazın sıcaklarda bile şapka taktırmadı hemde hiç hemen çıkartıyor... Hatta banyodan çıktıktan sonra bile bornozunun şapkasını bile hemen minik elleriyle sıyırıp özgürlüğünü veryansın ediyor... Kış gelmeden  berelere alışsın diye evde kapşonlu tişört giydirip çaktırmadan kafasını örtüyorum.... Ama işte sonuç....:)


Biraz reklama girecek ama bu aralar Atahan ın ev sevdiği oyuncağı neredeyse boyu kadar olan vernel şişesi...



Birde herzaman ki gibi ağzımıza götürmezsek olmaz... Herşeyin tadına bakmalıyız... Geçen evin önünde yerden küçük bir taşı almış ağzına atmıştı çıkartmadım bir türlü ve o taşı yuttu... Bu sıralar her küçük şey bizim için tehlike arzediyor...

11 Eylül 2012 Salı

AMCAMIZIN DÜĞÜNÜNDEN KARELER...


İstanbul dan kına organizasyonu yapan bir ekip geldi vur patlasın çal oynasın bizleri sağolsunlar çok eğlendirdiler... 



Tefler tüm gece ellerimizden düşmedi... Çalmaktan avuç içlerim yanıyordu...Kayınvalide ile gelinler de tüm gece oynamaya devam eder...








Yoğun ve yorucu geçen kına gecesinden sonra ertesi gün nikahımızı da kıydık...


Aynı günün akşamı da düğünümüzü de yaptık... Atahan o gece rekora koştu yerdeki konfetileri yemek istedi... Neredeyse tüm gece kucağımdan inmedi...


Çok şükür bitti... Amcamız ve yengemiz balayı için Paris Benelüx turuna katıldılar... Eee ne diyelim onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine... 

6 Eylül 2012 Perşembe

BİRAZ HUZUR....

Hala bakıcı bulamamanin sendromu devam ediyor.... Görüşmeler hiç iç açıcı degil...Bir de üstüne kaynımın düğünün stresi ohhh dokunmayın streslerime...Tabiki iş yerinin verdigı stresi dahil etmiyorum... Çok ama çok yorucu bir  haftaydı ki hala dinlenmiş değilim... Amcası damat olur da benim minik paşam olmaz mı... Çok güzel bir smokin aldım tam meclis başkanı gibi oldu minik oğlum...
Kına gecesi nikah ve düğüne ait fotolar bir sonraki postta gösterime sunulacaktır... Zira hala çok yorgunum...

31 Ağustos 2012 Cuma

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...



Ne mutlu bize ki bu yıl da Zafer Bayramımızı kutluyoruz... Büyük taaruzu anmak  için kutlanan bu bayram ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder...



26 Ağustos 2012 Pazar

DÜĞÜNLERDE YENİ TREND...


Ramazan dan çıkınca düğünlere tam gaz  devam... Her gittiğimiz düğünlerde değişik etkinlikleri görmek beni çok mutlu ediyor... Demek ki çok da fazla üretme kabızı bir toplum değiliz bir şeyler üretip bunlardan da kazanç sağlayabiliyoruz..  Hafta sonu bir düğün organizasyonun da  masalarda açılan servisin yanında üstte gördüğünüz  renkli notlardan vardı... Boşluklar doldurulup, gelinle damatın  masasındaki kutunu içerisine atılması rica edilmiş.... Yıllar sonra hatırlanmak adına ilginç bir organizasyon... Her geçen gün kendimizi aşan bir ülke olduk... 


Atahan Paşa'yla güzel bir hafta sonu geçirdik bol bol birbirimizi öptük kokladık...


Bütün gün koşturmaktan ikimizinde enerjisi bitmiş... Arabada  sızıp kalmışız... Babamızda boş durmamış bizi hemen fotolamış... Minik paşamın da boynu bükülmüş canım benim...

23 Ağustos 2012 Perşembe

BAKICI SENDROMU...


Bakıcı ablamız sağlık problemi nedeniyle işi bırakıyor:( Son 2 haftadır stresli  günler yaşıyorum.... Yeni birisini nasıl bulacağım, Atahan kısa  sürede alışabilecek mi, nasıl güveneceğim gibi bir sürü soru işaretleri dolanıyor  beynimde.... Hala bir içime sinen birisini bulamadım... Ne kadar zor bir şey canının parçasını kime  nasıl emanet edeceğin... Böyle masum tatlı bir kuzu... Offf düşündükçe ve  hatta yazarken bile yüreğim daralıyor... Umarım en kısa sürede içime sinen güvenilir birisini bulurum...


Ne kadar da masum uyuyor minik paşam...



Bayram da ziyaretlerden pek memnundu minik paşam... Bu kadar güzel kızın arasında hiç sesi çıkmıyordu....:)

21 Ağustos 2012 Salı

HAYVANSEVER İNSANLAR...



Geçen gün öğle tatilinde dışarı çıktığımda bir müşterim arabasını bankanın önüne parketmiş  atm den  işlem yapıyordu... Malum hava sıcaklığı almış başını gidiyordu... Arabadaki çok ama çok tatlı köpeği bunalmasın diye onu bagaj kısmına koyup kapağını da açık bırakmış... O kadar sevimliydi ki etraftan geçen insanlara adeta gülümsüyordu... Böyle duyarlı vatandaşları tebrik ediyorum... Ülkemizde insanlara bile saygı duyulmazken hayvanlara değer vermek çok gururlandırıcı bir davranış...


Kardeşim ve eşinin köpeği pamuk.... Sokak da yavruyken arabalar ezmesin diye kenara çekmişler küçücük köpeği sonrada rahat edememişler almışlar evlerine götürmüşler... Zaman geçti pamuk büyüdü evde bakılacak gibi olmayınca bahçeli evleri olan bir tanıdıklarına verdiler orada çok rahattı ama sonu kötü oldu... Minik pamuk zincirine takılıp kendini boğmuş... Bizimkiler çok üzüldüler tabi ki...Seni özlüyoruz pamuk...,


Bu da pıtıcık... Kardeşimle eşi yine bir gül yolda yürüyorken ayağı kırık yavru bir kedi görüyorlar hemen alıp veterinere götürüyorlar sonra ameliyatıydı aşısıydı  hasta bakımıydı derken pıtırcık eve yerleşiyor.... Şimdi çok sağlıklı bir kedi en büyük fantezisi çamaşır makinesinin içerisine saklanmak... Atahan da pıtırcığı çok seviyor özellikle kuyruğunu....

20 Ağustos 2012 Pazartesi

ÇANAKKALE ÇOCUKLARI...ANALAR AĞLAMASIN...


. . . EVLATLAR DA SAĞOLSUN !

Çanakkale ve Savaşa dair çarpıcı bir hikaye…

Çanakkale Çocukları bir annenin çocuklarını savaştan alma çabasını anlatıyor.

Bir anne rüyasında iki oğlunun Çanakkale savaşında birbirini öldürdüğünü görür. Üstelik biri İngiliz diğeri Osmanlı siperindedir. Bunu kocası Kasım bey’le paylaştığında kocası onun delirdiğini düşünür. Ancak evlatlarının tehlikede olduğunu hisseden annenin durmaya niyeti yoktur…

Bir annenin yüreğindeki sesin peşine takılarak çıktığı bu yolculuk Çanakkale Savaşının kanlı meydanlarına kadar onu sürükleyecektir…

İki ayrı cephe de iki düşman kardeş… Bir anne onları kurtarabilir mi?

Savaşlardan sonra atılan zafer çığlıklarının, annelerin gözyaşlarını bastırdığı günlerin bitmesini dileyen ÇANAKKALE ÇOCUKLARI filmi 28 EYLÜL de vizyona giriyor.

Filmin oyuncu kadrosu; HALUK BİLGİNER, OKTAY KAYNARCA, YAVUZ BİNGÖL, REBEKKA HAAS ÇETİN, WILMA ELLES, DEMİR DEMİRKAN, ORFEO ÇETİN
ve CEMO ÇETİN.( Sinan Çetin in oğulları)


Bilgiler Çanakkale Çocukları sitesinden... 
Bugün televizyonda  filmin basın toplantısını izledim ve konusu çok hoşuma gitti... Belki de anne olduğum için belki de vatanımı çok sevdiğim için... Bir gazeteci  Sinan Çetin e soruyor çekimlerden, filmin konusundan, rolünüzden  etkilendiniz mi? Hayır diyor... Profesyonel oyuncu rolünden etkilenmez etkilendim diyen her oyuncu yalan söylüyordur... Rollerden etkilenecek olsaydık ortalık ruh hastası oyuncularla dolardı.... :)  Devamında ekliyor Sinan Çetin film bir savaş da ki kahramanlıklar  zaferler yenilgileri ana tema almıyor ölen evlatların ardından anaların feryatlarını heyecanlarını korkularını bekleyişlerini konu alıyor diyor... Aslında tam da gündeme uygun bir film dedim... Canım ülkemde savaş yok ama her gün mehmetçik ölüyor sivil halk ölüyor çocuklar ölüyor... En çok ananların içi yanıyor... Hangi taraf galip gelmiş kim yenilmiş bunun muhasebesi ikinci planda kalıyor yeter ki  EVLATLARI SAĞOLSUN....

14 Ağustos 2012 Salı

FETTUCINE MAKARNA TARİFİ...


Değişik tatları her zaman sevmişimdir... İştah bakımından pek aktif olmayan ben yeniliklere her daim varım... Nasıl dır acaba derken verdim Fettucine makarna siparişini.... Benim sipariş mantarlı tavukluydu... Özel soslarıyla harikaydı sunumu da öyle gerçi ben tabağına bayıldım... Ortası çukur kenarları düz ilginçti.... Kısa bir araştırmadan sonra bu tabaklardan almalıyım...



Bu da meksika soslu fettucine makarna,bol bol acı var içerisinde benim tarzım değil...Tabi acı sevenlere diyecek sözüm  yok...


Bu da adını hatırlayamadığım değişik bir soslu fettucine makarna.... Hepsinin tadına baktım en güzeli tavuklu mantarlı olanıydı.... Marketlerde bu makarna satılıyor denemenizi tavsiye ederim...Makarnadan önce ben bu tabaklardan almalıyım... Tarif dedim ama ben hazır yedim...:)






12 Ağustos 2012 Pazar

MAMA SANDALYESİNDE ŞEKERLEME....




Bu video da Atahan Paşa altı aylıktı... Kuzum benim Ayten annelerde yemekteydik o kadar uykumuz vardı ki daha fazla dayanamadı ve kendini bıraktı uykuya...


Dün akşamda tam iftar saatin de yine Ayten annelerde... Uyku yemekten çok daha tatlı geldi ama ne yemeği bıraktı ne de uykuyu... Çünkü ikisi de çok güzeldi.... Kuzum benim seni çok seviyorum...

11 Ağustos 2012 Cumartesi

YALOVA DA DOĞUM FOTOĞRAFÇISI...


Yalova da doğum ve çocuk fotoğrafçısına ihtiyacınız varsa Kevser İşigüzel arkadaşım engin tecrübeleriyle size çok yardımcı olacaktır..



Arkadaşım Fatoş un oğulları Enes Emir ve Eymen kuzuların sünnet fotoğrafları da Kevser Hanımın çalışması...


Arkadaşım Sibel in kızı Elif in doğum günün den bir kare...

En kısa  sürede Atahan Paşa yla beraber Kevser Hanıma uğramamız lazım ileride baktıkça hatırlanacak güzel kareler  olması için... 


5 Ağustos 2012 Pazar

SİRON TARİFİ...


Tam net olmamakla birlikte Gümüşhane yöresine ait olduğu bilinen siron süper pratik bir yemek....Tarifi nasıl mı?...  Malzemeler:
 5 adet yufka, yarım kilo kıyma, 4 adet domates, 5 adet çarliston biber, tuz ,pul biber...

Yapılışı ise çok kolay  yeterli sironlarınız önceden hazır olsun.... Orjinalinde yufkalar  tek tek elde açılır saç üzerinde kurutulur ama şehir hayatında bu zor olduğu için bununda pratik yolu var... Hazır yufkalar marketten bir güzel alınır temiz bir bezin üzerine tek bir yufkayı açın.... Sonra yufkayı rulo halinde sarın....


8-10 cm kalınlığında kesip fırın tepsisine koyuyoruz.


Yufkaları 15-30 adet alıp çokça yapabilirsiniz bir defada fırınlayıp cam kavanozlarda uzun süre saklayabiliyorsunuz... Fırınlanmışı hazır olunca zaten gerisi çok pratik...


Kişi sayınıza göre derin bir tepsi seçiyorsunuz  bu menü 4 kişilik... Sironları gevşek gevşek yukarıya bakacak şekilde yerleştiriyorsunuz.... Paşam için kemik suyu kaynatmıştım onu sıcak sıcak sironların üstüne gezdiriyorsunuz... Zor gelirse knorun et bulyon yada tavuk bulyondan da su hazırlayabilirsiniz :)


Sıcak sıcak dökülen et suları sironları şişiriyor... Kontrol edin sert kalmasınlar sonra üzerini ayrı bir tepsiyle kapatın ki buharıyla da sironlar güzel şişiyor.... Gerisi zaten kolay rondo dan geçilmiş biber domates yağda bir güzel kavrulur  pişmeye yakınken kıyma da içine atılır tuz baharat eklenir ve pişirilir.... Pişirilen karışım şişen sironların üzerine eşit şekilde  dökülür... Servis yapana kadar başka bir tepsiyle üzerine kapatıp sofra beziyle de güzelce bir sarın ki sıcak sıcak servis edilsin... Arzu ya göre bu sironu tavuklu , peynirli  aklınıza gelebilecek soslar hazırlayarak da yapabilirsiniz.... Sironların  üzerine şerbet yapıp bol ceviz yada fındıkla tatlısı bile oluyor çok hafif ve lezzetli denemenizi tavsiye ederim.... Bizim sironumuz kıymalı oldu yanında hafif sarımsaklı yoğurtla servis edebilirsiniz...Eşim öyle çok seviyor....


Annemden öğreneceğim daha çok şey var ..... Ellerime sağlık  çok da güzel oldu.... Yaparsanız size de afiyetler olsun efendim...



2 Ağustos 2012 Perşembe

İŞ ARKADAŞLARIYLA İFTAR



Ramazan berekettir, paylaşmaktır, kaynaşmaktır... Hadi biz de kaynaşalım paylaşalım diye iftar organizasyonun içerisinde bulduk kendimizi... Yemekleri hoşumuza gitmemesine rağmen amaç gönüller bir olsun dedik ve keyfini çıkarttık:)  Arada fireler olmasına rağmen yaklaşık kırk kişiydik...



Tubiş herzaman ki gibi yine gülüyor....:)


Ben Atahan Paşa yı anneme bıraktım o gece...Ortamın en küçüğü de arkadaşım Fatoş un kıvırcık oğlu Eymen di... Doğal olarak tüm ilgi ondaydı... Çirkin olup bana poz verirken...


Resimlerde daha net masa örtüleri ütüsüz....:) Neyse ayrıntılara pek takılmazdım ama dikkatimi de çekmedi değil haniii.... Nalancığım en kısa sürede senin mekana arkadaşlarımı getireceğim faturaları hazırla şimdiden...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...