10 Temmuz 2012 Salı
KAHVE DİYARI YALOVA
Önceden hiç sevmezdim Türk kahvesini, sadece fal baktıracaksam içerdim. Atahan'a hamileyken bana o kadar güzel kokmaya başladı ki o gün bugündür içmeye başladım Türk kahvesini. Hafta sonu Yalova'da yeni açılan Kahve Diyarı'na gittik. Tam karşınızda masmavi bir deniz,ve kahvenizi yudumlarken başka bir aleme göçüyor insan.
Çeşit çeşit Türk Kahvesi var... Damla sakızlı,çikolatalı liste uzun da aklımda sadece ikisi kalmış nedense...:)
Devamında da limonlu cheesecake hımmmm tadı da harikaydı...
İç ve dış mekanda dekor çok güzel beğendim... Kahvenizi yudumlarken küçük kitaplıktan seçtiğiniz kitaplarla da vaktinizi geçirebilirsiniz... Gerçi Atahan Paşa bizi pek rahat bırakmasa da Kahve Diyarı'nda kahve keyfi güzeldi...
8 Temmuz 2012 Pazar
KAHVE MOLASI
Kayısı bahane mıncıklamak şahane benim oğlum için... Bir de bunu çok büyük ciddiyetle yapar hiç anlamazsınız... Hazır minik paşam kayısıyla meşgul iken bende kahve molası vereyim dedim... Kahve sunumuna ve fincan takımına bayıldım... En kısa sürede bu fincanlardan almalıyım... Emanetine sahip çıkamıyoruz bari hatıralarını evimizde saklayalım...
6 Temmuz 2012 Cuma
BİSİKLET SEFASI...
Yaz mevsimi bu yıl bizim ailede Atahan'a geldi... Neredeyse günün tamamını evin önünde veranda da geçiriyor... Birde babaannesiyle dedesinin ektikleri çiçeklere zarar vermese süper olacak...
Her şeyi olduğu gibi bisikletimizi de dişlemezsek tadına bakmazsak olmaz yoksa bize küser...
Ara sıra ciddi bakışlar da atarız etrafımıza...
Bura da Atahan Bey çirkin oluyor ve görevini başarıyla yerine getiriyor....:)
Bu fasıl hemen hemen her gün tekrarlanıyor sonrada ılık bir duş ve ikindi uykusuna geçiş... Son zamanlarda yoğun iş temposundan dolayı akşamları eve çok geç gelir oldum minik oğlumda beni protesto ediyor geceleri çok sık uyanıyor... Şu temmuz ayı çok yoğun, işte denetim süreci, düğünler, sünnetler lütfen ağustos ayı gelsin oğlumla daha fazla zaman geçirmek istiyorum....
30 Haziran 2012 Cumartesi
LEMAN KÜLTÜR YALOVA
Sonun da Yalova'da LeMan Kültür'üne kavuştu.... Yalova marinada oldukça ferah bir mekanda açılan Leman Kültür gerçekten çok güzel... Servis süper menülerde harika Benim favorim Bayırgülü :)) Köri soslu tavuk,közlenmiş renkli biberler patates salata oldukça da doyurucu...Hem iç hem dış mekan tam bir renk cümbüşü.... Her yerden espriler fırlıyor wc sinden bile :) Hatırlıyorum da üniversitedeyken Leman'ın haftalık dergilerinden alıp okurduk, ev arkadaşlarımdan her hafta birisi alırdı ve dergi elden ele hatta evden eve dolaşırdı :) Teknoloji ilerledikçe galiba hazıra alıştık iyice... Bir çok şeyi web den takip eder olduk... Bazen gazetelerin o mürekkep kokularını özlüyorum... Hele hiç dokunulmamış gazetenin sayfalarını açmak büyük keyif verir... Kupon kesip biriktirip postaladığımız günleri hatırlıyorum, eksik kuponların yerine acaba süper kupan verilecek mi diye beklenen günleri... Nostalji yaptım eskilere gittim.... Ama yine de ayrı bir güzelliği vardı bizim 70 lerin 80 lerin...Minik paşamdan fırsat buldukça resimledim etrafı...
En favori diş kaşıyıcımız arabanın anahtarlığı... Bayılıyoruz bu tada mikropları çok olduğu için mi acaba bu kadar seviliyor...
27 Haziran 2012 Çarşamba
EMEK SİNEMASI VE HİKMET DİKMEN...
Geçen gün çalıştığım şubeme ak sakallı kırmızı yanaklı tonton mu tonton bir büyükbaba geldi... Bir yandan işlemini yapıyorum bir yandan kim olduğunu çıkartmaya çalışıyorum.... Aramızda geçen diyaloglar öylesine güzeldi ki sözleriyle büyülemişti bu ak sakallı büyükbaba beni... Dayanamadım ve kendisinin çok pozitif olduğunu her cümlesinde insanı etkileyen sihirlerin olduğunu itiraf ettim.... Kırmızı yanakları daha da kızarmıştı mütevazi gülümsemesiyle... Kendisini uğurladıktan sonra hemen internette araştırmaya koyuldum ve karşıma yıllarını Emek Sinemasına adamış ve sanat camiasında çok sevilen Hikmet Dikmen çıktı... Nasıl sevilmez ki bu tonton büyükbaba...Tam 48 yılını vermiş Emek Sineması na kah bilet kesmiş kah müşterilerini dışarıda karşılamış mesleğine sinemaya aşık bir büyükbaba...Çınarcık'a yerleşip sakin bir hayat sürmeye çalışan Hikmet Dikmen seni tanıdığım için çok şanslıyım...
31. si kutlanan İstanbul Film Festivalinde açılış konuşmasıyla tüm alkışları alan Hikmet Dikmen den bir kare...
25 Haziran 2012 Pazartesi
TASARIMLAR
Son zamanlarda çok güzel ilginç tasarımlarla karşılaşır oldum... Gıda dan mobilya ya bahçeden iş yerine kadar çok geniş bir yelpaze... Sadece düşün ve tasarla... Özel bir yetenek ve çok hoş...İşte sizlere seçtiğim ve gerçekten hoşuma giden bir kaç tasarım...
Atahan Paşa gibi yemek yemeği sevmeyen çocuklar için hazırlanan tabaklara bakar mısınız ne kadar da iştah açıcı duruyorlar sanki çizgi film sahnelerinden fırlamış gibi rengarenk...
İşten sonra benim gibi yorgun gelenler için tv izlerken şekerleme yapmayı sevenlere göre...
Ben keyif adamıyım diyorsanız.... Buyurun buradan alın...
İşte bu tam bana göre sırma boyumla ulaşamadığım dolaplar için merdiven aynı zamanda ütü masası, ütüden sıkılanlar için de dinlenme sandalyesi... Sadece tasarım mış fiyatı ve satışı yok çok inceledim inşallah bir gün üretilir de satışa çıkar :)
Kitabını alıp şuna uzanmak ve sonra da şekerleme yapmak....
Bu da çok tatlı ama değil mi? Evinizin melekleri için çok şık bir sandalye...
Bu da kayınvalidemin tasarımı... Bir zamanlar haylaz bir köpeğimiz vardı terliğin tekini kaybedince Ayten anne de onu saksıya dönüştürdü....
Bu tasarımcıların köpekleri de belli ki çok haylaz:)
17 Haziran 2012 Pazar
MİNİK ADIMLAR
Atahan paşa yürümekle yürümemek arasında gidip geliyor bu günlerde... Yeni yaşı O na çok gerginlik getirmiş olacak ki bu sıralar sürekli bir isyanda... Uyku düzeni bozuldu geceleri kendi kendine uyuyabileyen minik paşama nazar değdi kucağımda uykuya dalmadan yatağına yatırmaz oldum... Son üç gündür yalancı emziğini de emmiyor... Ya parmağını ya da battaniyesinin ucunu emerek uyumaya çalışıyor... Sürekli benim kucağıma gelmek istiyor liste uzayıp gidiyor... Umarım bu huysuzlukları geçicidir....
Bacaklar düşe kalka yürümekten morluk ve çizik içinde:(
Huysuz böceğim benim en sevdiği duş almak olmasına rağmen sonrasında bile mızır mızır...
İkimizinde bittiği anlar... Bu mızmız günler çabuk geçsin lütfen...
16 Haziran 2012 Cumartesi
GÜVEÇTE ALABALIK...
Yoğun çalışma temposu içerisinde vücudun proteine çok ihtiyacı var dengeli beslenelim diyoruz ya işte aynen ondan.... Dün gece rüyamda balık ekmek yiyordum kokusu hala burnumda nasıl bir etki ise biraz da tesadüfen öğle yemeğinde balık vardı.... Hemde ne balık güveçte bol kaşarlı mantarlı alabalık... Yanında bol salata biraz da abartıp lahmacunda ilave ettik:))
Benim balık biraz büyüktü güvece sığmamış...
Öğle arası biraz şekerleme yapacaktım ki imdadıma bol köpüklü bol şekerli Türk kahvesi yetişti...
11 Haziran 2012 Pazartesi
BİR YAŞINDAYIZ...
Nasıl da hızlı geçti bir yıl... 10 Haziran da minik paşam tam 1 yaşına girdi... Dün gibi hatırlıyorum ilk doğduğunda kucağıma alıp koklayıp sevinç gözyaşları döktüğümü... Altıncı aydan sonraki aylar çok çabuk geçti paşa hareketlenince zamanın aktığını anlamadım... Bir yaşına girerken aile arasında minik bir kutlama yapalım dedik... Bir gün önceden pastanın siparişini vermek yeterli oldu....
Pasta Atahan' ın çok ilgisini çekti bitene kadar gözlerini ondan alamadı hatta bir ara pastaya saldırdı H harfi kazaya uğradı :)
Anneanne, babaanne ve dedeler...
Amcamız yengemiz ve vekil hala Ceren...
Dayılar yengeler....
Saat 23.00 de Atahan Paşa' nın artık pili bitmişti bir an önce kendini yatağına atmak istiyordu...
Canım oğlum iyi ki varsın... Seni çok ama çok seviyorum... Yeni yaşın sağlık huzur ve mutluluk getirsin sana...
9 Haziran 2012 Cumartesi
İLGİNÇ OJE
Geçenlerde kozmetik mağazasına gittiğimde dikkatimi magnetic kartıyla birlikte satılan Golden Rose oje dikkatimi çekti... Deniz dalgası gibi tırnaklar çok güzeldi. Hemen aldım tabi ki... Gece Atahan Paşa yı uyuttuktan sonra başladım işe...
Kolay olmadı ama... ilk üç parmaktaki operasyon on beş dakika sürdü neyse ki diğerleri daha seri devam etti. Oje yi tek kat sürüyorsunuz sonra hemen magnetic kartı tırnağınıza 5 cm mesafeden üzerine tutuyorsunuz oje tırnağınızda dalga dalga bir açık bir koyu renk alıyor...
Magnetic kartı faklı açılardan tırnağınaza tutup değişik çizgilerde oluşturabiliyorsunuz... Denemenizi tavsiye ederim
6 Haziran 2012 Çarşamba
ÖĞLE TATİLİ....
Son altı yıldır öğlen açık banka uygulamasıyla çalışmaya devam ederken sendikamız sağolsun artık öğlenleri kapalıyız.... İşimle ilgili hiçbir olaya bu kadar sevindiğimi hatırlamıyorum... Her sabah başlıyoruz bu öğlen ne yapalım diye:) Bugün Çınarcık' a 4 km mesafe uzaklıkta Teşvikiye Köyünde Elif Aile Çay Bahçesi ne gittik... İsmi aile çay bahçesi ama köy kahvaltısından tutunda çeşit çeşit pideler güveçte alabalık, çorbalar, Karadeniz yöresine ait karalahana dolması muhlama liste uzun herşey var...
Siparişler geldiğinde sağnak bir yağmur başladı güneş ve yağmur biraradaydı... İki dağın arasında kalmış bu yer bana hemen Karadenizi Maçka yı hatırlattı... Yağmurun sayesinde ortalığı mis gibi toprak kokusu ve çim kokusu sardı, eh böyle olunca da beyine fazla oksijen gider mide daha çabuk acıkır bizde yeriz:)
Önce salatamız lavaş teryağ ve kaşar peyniri geldi masaya derken....
Mis gibi köy tereyağsı mısırunu ve telli minsi peyniriyle yapılmış muhlama elbette bakır tavada yapılanı makbuldür... Tavanın dibi gözükmeden güveç içerisinde fokur fokur kaynayan kaşarlı köfteler geldi...
Yanında da mis gibi köy yoğurdu enfes özlemişim inanın bu tadı...
İçtiğimiz sular bile dağ suyu...Birçok ürün hemen yan bahçede yetişiyor gözlerinizle görüyorsunuz zaten... Herşey çok güzeldi.... İşletme sahibi Mustafa Bey ve personeline çok teşekkürler... Şehir hayatından kaçmak isteyenler için güzel bir yer Elif Aile Çay Bahçesi... Gitmenizi tavsiye ederim...Gitmişken ev yapımı tarhana, erişte, tereyağ, peynir, bal, zeytin satın almayı da unutmayın... Lakin vakit kısa olunca çok fazla keyfini çıkartamadık... En kısa sürede haftasonu tekrar gitmek üzere...
4 Haziran 2012 Pazartesi
MİNİK BAHÇEMİZ...
Bahar bir türlü gelemiyor derken sıcaklar aniden bastırdı... Şiddetli yağmurlar biraz ara verince bizim de bahçe düzenlemesi ancak bitti... Gerçi benim emeğim hiç yok, çalışma hayatından ve Atahan paşadan bu işlere pek fırsat kalmıyor... Biraz da hobi meselesi aslında... Sağolsunlar kayınvalidemle kayınpederim bu konuda çok başarılar ellerine sağlık çok da güzel oldular... Koca bir kışın ardından bahçe gerçekten küçük bir cennet köşesi gibi oldu.... Haydi resimlerle bizim minik bahçemizi turlayalım...
Çitlerin arkasında neredeyse kaldırıma sıfır mesafede kendi kendine çıkan bir çiçek her yaz mutlaka bir şekilde kendini gösterir...
Elmalarımız da var....
Mutfağımdan sallan bu çiçekler içinde ayrıca teşekkürler...
Atahan Paşa bu çimlerde dolaşmayı çok seviyor...
İşte benim favori ağacım evin arkasında köşede onu çok seviyorum... Üç yıl önce boyu bir metreyken şimdi aldı başını gidiyor.... Biraz kırpıldı yoksa yıkılacaktı ağırlığını taşıyamıyordu neredeyse...
Hercai menekşeleri, sanki bakan suratlar var karşımda...
Kaya bahçemiz...
İşte bizim minik bahçemiz...
Güneş tam batmak üzereydi resimleri çekerken gün ışığını ayarlamak oldukça zordu...
Verandadan sallanan bu çiçekler rengarenk...
Bu da çocukluktan beri sevdiğim bir çiçek küpeli.... İsmi çok değişik geldiğinden seviyorum:))
Çitlerin arkasında neredeyse kaldırıma sıfır mesafede kendi kendine çıkan bir çiçek her yaz mutlaka bir şekilde kendini gösterir...
Elmalarımız da var....
Mutfağımdan sallan bu çiçekler içinde ayrıca teşekkürler...
Atahan Paşa bu çimlerde dolaşmayı çok seviyor...
Hercai menekşeleri, sanki bakan suratlar var karşımda...
Bahçenin arka duvarını sarmaşık gibi dolamış bu minik çiçekler çok güzel kokuyor ismini bilmiyorum...
Kaya bahçemiz...
Burası da organik tarım bahçemiz... Neler yok ki domates, salatalık, biber (sivri, dolmalık, kırmızı), yeşil soğan, taze fasulye, nane, maydanoz, çilek, böğürtlen, limon, elma, kiraz, Trabzon hurması... Şimdilik aklıma gelenler bunlar...
Bizim kedi Cadı... Takiptedir kendisi her zaman...
1 Haziran 2012 Cuma
ELBİSELER...
Bu yaz düğünler sünnetler oldukça fazla birkaç elbise diktirmem ya da almam gerekli kafamda hala modelleri belirlemiş değilim.... Bu işin içinden nasıl çıkacağım bilmiyorum ama her zaman ki yaptığım yöntemi uygulayacağım galiba :) Zamanın iyice daraldığı bir an gidip beğenip almak yada üç beş gün içinde diktirmek olacak :).... Her zaman da işe yaramış bir proje olarak önceden kendime hiç stres yapmamalıyım diyorum... Yine de tedbiri elden bırakmamak gerek diyerek nette biraz modellere bakmak istedim.... İşte 2012 yazının sade abiye modellerinden bir kaçı...
30 Mayıs 2012 Çarşamba
KAHVE BAHANE...
Gerçekten çok doğru... Kızlarla bir kahve içelim diye çıktık yola... Kahve bahane sohbet şahane derler ya işte aynen öyle oldu... Kahveden önce karnımız aç dedik brunch yapalım dedik yaptıkda... Her zaman ki gibi yine yetişemiyorum tabakların bozulmamış şeklinde resim çekmeye:)
Muhabbetin belini kırmıştık artık üstüne bol köpüklü Türk kahvesi ve çifte kavrulmuş lokumlada cilayı yaptık.... Ohhhh sefamız olsun...
29 Mayıs 2012 Salı
VERANDA DA MANGAL KEYFİ
Hafta sonu bahar nezlesi derken biraz daha az hapşırmalı günler geçiriyorum... Kuzenler gitmeden veranda da mangal keyfi yapalım dedik... Sağolsun eşim bu mangal konusunda kendini aştı... Birara ocakbaşı mı açsak diye de düşünmüyor değilim hani :) Bu yetenek boşa gitmesin diye ....
Çok acıkmıştık sofranın devamını çekmeden hemen yemeğe giriştik:)
Bu da bir adet makarna reklamı :)
27 Mayıs 2012 Pazar
BAHAR NEZLESİ...
Bahar geldi ohhhhh ne güzel çiçekler açtı havalar ısındı.... Güzel havalarda dışarı atıyoruz tabi kendimizi ah bir de şu uçuşan polenler olmasa.... Onlarsız olmaz tabi ki ama benim gibi alerjisi olanların kabusu oluyorlar... İki üçgün dür kaşınan ve kızaran gözler, yine kaşınan burun içi boğazlar kulak içleri veeeee arkasından gelen hapşırmalar.... Bugün İstanbul ve Bursa dan gelen kuzenlerle sabah kahvaltısını evin önünde veranda da yaptık sonrada kendimizi sahile attık ve ben iptal olmuştum... Arkası kesilmeyen hapşırmalar, burun akıntıları.... Bu güzel gün resmen zehir gibi oldu...
Akşam eve gelince tavan yapan burun akıntısı ve hapşırmadan yorgun düşmüştüm aklıma daha önceki senelerden yaptığım kür geldi... Mutfağa koştum hemen küçük bir tencerede suyu kaynattım içine yarım avuç papatya attım... Tencerenin kapağını kapatıp beş dakika kaynatıp aldım bir havlu hooop tencerenin başında kafamdan aşağı sallanan havlu ve papatya buğusu....
Beş dakika tencereyle bütünleştim neredeyse buhar cildime de iyi geldi pamuk gibi oldu... Sonra ara verdim bu sırada tencerenin kapağını tekrar kapattım ki yarlı buhar uçup gitmesin çünkü yarım saat sonra tekrar kaynatıp buğuya devam ettim.... Şimdi biraz daha iyiyim ama hala fışırdıyorum:) Yatmadan tekrar yapmalıyım biraz da papatya yanıma alıp yarın iş yerinde de yaparım yoksa bu bahar nezlesinin geçeceği yok... Sinüslerin dolmaması gerek yoksa başağrıları dayanılmaz oluyor.... Üzgünüm ama yağmur yağsın diye dua ediyorum artık bir az da olsa polenleri bastırıyor bende rahat bir nefes alıyorum.... Bahar güzel de bir de nezlesi olmasa...
22 Mayıs 2012 Salı
ARKADAŞLARLA BİR GÜN...
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'ın da iş arkadaşlarımızla birlikte Bursa daydık...Marmara bölge toplantımız nedeniyle Bursa hilton otel 'de aldık soluğu... İş nedeniyle gün içerisinde telefonlaştığımız mailleştiğimiz ama birbirimizi göremediğimiz Marmara bölgedeki tüm şube arkadaşlarla biraraya gelmek gerçekten çok güzeldi...
Toplantı salonu çok büyüktü fotoğraf karesine ancak bu kadarını sığdırabildim...
Çok uğraştım ama parlayan gözlü arkadaşları normal göze çeviremedim birtürlü :)....
İkramlarda çok güzeldi sağolsun arkadaşlar daha fotoğraf çekmemi beklemeden tabaklarda girişime başlamışlardı bile.... Haksız da değiller hani...
14 Mayıs 2012 Pazartesi
KAHVALTI KEYFİ
Bu pazar hem anneleri gününü kutlamak hemde iş arkadaşları ve aileleri ile bir arada olmak adına kahvaltı organizasyonu yaptık... Hava biraz serin olsa da yağmur olmadığı için şanslıydık...Termal e giderken 1979'dan beri Oflu'nun yeri olan Gölova ya gittik... Menü çok çeşitliydi özellikle peynirler tam benim ağız tadıma göreydi...
Manzara harikaydı Termal'in yüksek oksijenli havası oraya kadar geliyordu buna eminim çünkü herkesin iştahı acayip açılmıştı, ekmekler yetişmiyordu bir ara karaborsaya çıkmıştı:))
Atahan sürekli Halil Sezai misali isyandaydı temiz hava minik paşamı da çarptı...
Salıncakta da sohbete öyle bir dalmışım ki bu fotonun çekildiğinden bile haberim olmadı...
Bundan sonraki fotolar Gölova 'nın sitesine aittir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)





































