25 Eylül 2016 Pazar

YAZ TATİLİNDEN KESİTLER


Bu yıl da her yaz olduğu gibi  yaz tatilimizi Antalya dan yana kullandık. .Her yıl otele giriş yapmadan önce Antalya li dostlarla buluşup hasret giderme faslı yaparız...Eşimin üniversiteden arkadaşı ve ailesi yıllar geçsede dostluklar eskimiyormuş işte size kanıtı....



Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim son üç yıldır otelden yana tercihimiz Limak Lara olarak kullaniyorduk bi yıl Atahan büyüdü biraz daha hareketli bir otel olsun dedik Adalya oteli seçtik... Yahu  adamlar son modern  teknoloji kullanıp hicbir masraftan kacinmadan harika bir otel yapmışlar  (eşim mimar kullanılan malzemelerin kalite ve fiyatlarını ondan biliyorum) ama hizmet sıfır...Bu yaz açılmış bir otel ama personel iptal...Cok komik şeyler geldi başımıza musteri memnuniyeti eksi 10 o derece...Cok ama cok pişmaniz limak a gitmedigimiz içi...Bu arada Adalya otel için tüm şikayetlerimi ve memnuniyetlerimi tek tek tüm tatil sitelerine yazacağım en kisa zamanda...Yahu 5 yıldız in üstünde Otel yapıyorsun Vale hizmetin bile yok ayip ama  birde aracımi otoparkta bulamıyorum  diyorsun bir daha kine kendin parket o zaman diye küstahca bir cevap alıyorsun...Buradan söylüyorum bedava verseler Adalya otele gitmem...Haaa yemekler harika lezzetli temizlik mükemmel olmasada iyi ama hizmet iptal yönetim sorunu olan bir otel benden söylemesi...

Oteli hizmetten dolayi beğenmesek de tatilden keyif almaya baktık sonuçta beyinleri resetlemeye gitmiştik.  Tatilde olmaz sa olmaz şapka ve kahve fotografarim. ...


Yorgunluktan uyuya kalan Atahan dan kareler....




Yemekler tam bana göre hafif Akdeniz mutfağı kebap ve et sevenler pek mutlu değiller orasi da ayrı bir konu tabi...




Anne senin gözlerin güneşte çok mavi oluyor benimkiler ne oluyor Resmimi çek göreyim  fotoğrafı :)

Otel bize kendini affettirmek için meksikasinda italyasına kadar alekarta restaurant da  rezervasyon  yapmalari odaya şampanya göndermeleri ağızlarıyla kuş tutsalar Üzgünüm ...


Bir hafta çabuk geçti gerçi Otelde bol bol Ortadoğulu zengin turistlerle arapça ve Farsçama da yeni kelimeler kattım bir de 2016 2017 haşema modasını öğrendim..BU yaz turistler Avrupa üzerinden değil Ortadoğu üzerindendi çok gelişmiş bir ülke olduk biz  bu yaz bunu gördüm...
Gelmişken ANTALYA EXPO ya gitmeden olmaz tabi ki...Emeği geçen tüm personele sonsuz teşekkürler çok güzel çok beğendim.Botanik bahçeleri çok ama çok güzel keşke biraz daha zaman olsaydı da tamamını gezebilseydik.







Yollar uzun Toros lari arkamizda bırakarak Yalova ya dönme zamanı gelmişti. ..
Dönüş istikametinde olduğumuz için Arife günü yollar bize boştu rahat rahat geldik evimize bulutlar bize eşlik etmişti en guzelinden bayrama yetişip ilk gün vazifelerimizi yerine getirip kalan Tatilin diğer kısmına geçmek lazımdı...Bir sonraki postta Yunanistan bölümü var mutlu  haftalar olsun.....

21 Eylül 2016 Çarşamba

TİMÜS BEZİ NE İŞE YARAR




Tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunan Timüs bezi bağışıklık sistemimizin merkezi. Timüs bezi ne kadar titrerse bağışıklık da o kadar artıyor. Titremesini sağlayan en önemli şeylerden biri ise gülmek.
Genç ve sağlıklı olmak ve kalmak için timüs’ü eşşek sudan gelinceye kadar dövmek lazımmış. Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur. Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir.

OJE İLE SÜSLEME


 Son zamankarda yeni bir akım olan oje ile tırnak süsleme olayına ben de dahil oldum...Yaşlılığın belirtileri el üstündeki belirgin damarları görmeyin ama siz emi....

8 Eylül 2016 Perşembe

8 EYLÜL DÜNYA OKUMA YAZMA GÜNÜ

Bugün 8 Eylül Dünya Okuma-Yazma Günü: Türkiye'de 7 milyonu aşkın kişi okuyamıyor...Bu arada migros markette çocukluğumun kitabını buldum nasıl sevindim anlatamam...Belki ileride bulamam diye Atahan için aldım ama yıllar gecti bir ara bende tekrar okumalıyım...




1 Eylül 2016 Perşembe

ANNE BEBEK SALINCAĞI



30Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları için eşimin görev yeri Yalova ili Altınova ilçesindedir biraz erken gidince çay bahçesinde vakit geçirelim dedik hemen icerisinde de çocuk parkı vardı....Biz çaylarımızı yudumlarken Atahan da kaydiraklar arası turnuva yapıyordu... Derken bu salıncak dikkatimi çekti ilk defa biyle bir salıncak görüyordum... Anne bebek salıncağı bir tarafa bebeğinizı oturuyorsunuz ki son derece güvenli derin kemere gereklam kalmıyor yumuşak slikon tarzı bir oturak diğer tarafa anne oturuyor karşılıklı sallaniyorsunuz harika eğlenceli bir alet ve çok da yaratıcı bu güzel davranıştan dolayı Altınova Belediyesi ne teşekkürler...

Bu da aynı günün gecesinden bir kare tam 300 metrelik dev Türk bayrağı...


30 Ağustos 2016 Salı

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN


30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun. Başkomutanımız  Atatürk'ü silah arkadaşlarını  gazilerimzi şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz...NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE

27 Ağustos 2016 Cumartesi

BİRAZ HUZUR LÜTFEN



Bir ekmeği mi paylaşamaz olduk biz insan olarak... Bu hırs bu öfke bu intikam niye...Oysa ki yaradan ne çok nimetler vermiş bize paylaşalım sukredelim diye...İnsanlığımdan utanır oldum artık ülkemde dünya da olup bitenleri gördükten sonra....Daha kaç eve ateş düşecek kaç ana ağlayacak kaç ocak sönecek...Çocuklarımız için gelcegemiz için daha huzurlu bir dünya için lütfen icimizdeki sevgi ve saygıyı öldürmeyelim... Kardeşçe yaşamayı ogrenelim artık güzel umutlarımız yitirmeyelim...Biraz huzur lütfen. ..

24 Ağustos 2016 Çarşamba

BUGÜNLERDE HİÇ TADIM YOK


Evet  bugünlerde  hiç  tadım yok ülkemizin  son zamanlardaki durumu  hergün ölen  insanlar... Kelimeler  yetmiyor  bazen ifadelere.... Bu sabah  bahçemde yaza  veda  edercesine  solmaya  yüz tutmuş bu  çiçek günaydın der gibiydi... Gülümsemeyi güzel şeyleri paylaşmayı şaka yapmayı insanları  mutlu görmeyi özledim...

15 Ağustos 2016 Pazartesi

BALKONDAKİ ÇEKİRGE


Yaradan ne güzel yaratmış seni geçen gün balkonumun camında duran bu güzel çekirge tepkisiz öylece duruyordu. Atahan ile uzun uzun izledik... Bu kareyi de Atahan çekti kollarını bacaklarını inceledik yakından... Her bir uzvu ne güzel yaratılmış...

14 Temmuz 2016 Perşembe

AĞVA ŞİLE GEZİMİZ


Ramazan  bayramında  dokuz günlük tatilden  yararlanamayanlar  grubunda ben de  vardım  arife  yarım gün  çalışıp bayram  bitişi cuma  günü de  çalışıp isyan edenlerden  yani 3,5 gün  resmi  tatil yaptım babalar  gibi :) Bayramın birinci  günü  büyükleri ziyaret faslından  sonra  ikinci  günü  Ağva ve Şile  yapalım hemde  yeni  açılan Gazi  köprüsünü test  edelim dedik...
Biz İstanbul a giderken  İstanbul bize  geliyordu  karşı taraf  trafik  felç :)

Ağva Şile  yolu çok kalabalıktı  ilk önce  Şile  gideriz diye düşünmüştük  ama  oradaki trafiği görünce direk  Ağva ya  geçtik. Göksu  nehrinde  önce  tekne  turu yaptık sonra  Atahan ın  yüksek ısrarlarıyla  birde  deniz bisikletine  bindik sonra  kano yu  gördü  neyse ki vazgeçirdik :) Ağva gerçekten  güzel bir  yer  özellikle  kafayı  dinlemek  isteyenler  için  gerçi biz  çok kalabalık  bir  zamanda  gitmiş olsak  da  doğanın  kucağına  kendinizi atıp  kuş  ve  su  sesleri  ile  huzuru   bulabilirsiniz.




 Doğanın vermiş olduğu  rehavetle kendimize  zor  gelsekde  hareket zamanıydı  ve Şile  ye  geçtik... Şile  deniz  feneri görkemiyle nizamıyla  harika bir  yapı...

Karadeniz'deki kıyı emniyetini sağlayan iki fenerden biri olan Şile Feneri, diğer fenerler gibi, Osmanlı İmparatorluğu zamanında 1859 yılında yaptırılmış. Fener deniz seviyesinden 60 metre yükseklikteki kayalıklar üzerinde 110 cm. kalınlığında kule şeklinde inşa edilmiş. 20 deniz mili görüş mesafesine sahip olan, kurmal sistemli fener, ilk dönemlerde 3 fitilli gaz lambası ile çalışırken, 1968 yılında elektrikle çalışmaya başlamıştır.
Bugün müzeye çevrilen Şile Feneri'nin 150 yıllık bir geçmişi vardır.(kaynak  vikipedi)

Şile Feneri, Kırım Harbi’nde, Karadeniz’den İstanbul Boğazı’na girecek gemilerin yollarını bulabilmeleri için yapılmış fenerlerden biridir. Bu amaçla Boğazlar civarında 1856 yapılan Anadolu Feneri’nden sonra Sultan Abdülaziz tarafından 1858-1859 yılları arasında inşa edilmiştir. Taş kısmını Türk Mimarlar tasarlarken, metal aksamı ve mercek kristal sistemi de Paris’ten bir fabrikadan gelmiştir.
Fener kulesi, yapısının orijinal halini günümüzde de koruyabilmiştir. Sekizgen şeklinde ve 110 cm kalınlığında taştan yapılmış olan kule, gündüz iyi görülebilmesi için siyah ve beyaz enlemesine bantlar çizilerek boyanmıştır. Etrafı çiçeklerle süslü olan fenerin tepesine 72 basamakla çıkılır.
İnşa tarihinde ışık kaynağı olarak 3 fitilli gaz lambası kullanılan fener, 1968 yılında elektriğe çevrilmiştir. Bir dönüşünü 120 saniyede tamamlayan fenerin ışığı, sekiz adet göz biçimli mercekten yayılırken, fenerin çalışması duvar saatlerinde kullanılan sarkaç sistemi ile gerçekleşir ve dişli tertibatı bekçisi tarafından iki saatte bir saat gibi kurulur. Zamanında kullanılan, bugün artık antika değerini almış eşyalar ve gaz lambaları kuleyi daha da ilgi çekici kılar.Şimşekli deniz fenerleri grubunda olan Şile Feneri dakikada 4 defa çakar ve 1000 mumluk elektrik lambası ile aydınlanır. Uluslararası standartlarda birinci sınıf deniz feneri olan Şile Feneri, açık gecelerde yaklaşık olarak 35 mil mesafeye ışığını yayabilir ve açık havada İstanbul Boğazı’ndan görülebilir.( kaynak Şile Belediyesi)






Şile  deniz fenerinin karşısında bizi  ihtişamıyla tarihi Şile kalesi  karşılıyor... Günbatımının  tüm güzellikleriyle  bu  kareler  benden  hemde filitresiz... Zaten  çekilen  fotoğraflarda kullanılan filitrelere  karşıyım gerçi bu  benim tercihim doğal  olmalı fotograflar..( gerçi  herne kadar  doğallı savunsam da  zamnında burnuma  yaptırdığım estetiği söylemiyorum bile  ama  o mecburiyettendi  o  diye  hemen  bir  savunma  yapayım :)


Cenevizlilerden kalan limanda Ocaklıada’nın üzerinde yer alan Şile Kalesi ya da Ocaklı Kale’dir. Ocaklı Kale kendisini diğer kalelerden ayrılan silueti ile Şile’yi tanımlayan simgelerin başında gelir.
Beyaz renkli Ahmetli kireç taşları kullanılarak inşa edilmiş olan bu kale 12 metre yüksekliğindedir. Denizden gelebilecek saldırılara karşı koyabilmek amacıyla inşa edilmiş olan kale, bazı araştırmacılara göre Bizans İmparatoru Andronikas tarafından yaptırılmış, zaman içinde Osmanlılar tarafından da kullanılmıştır. Ancak son bulgular ise kalenin 2000 yıl önce Cenevizliler tarafından inşa edildiğini ve Şile’yi egemenliği altına alan diğer uygarlıklarca da kullanıldığını gösterir.
İlk düşünülenin aksine kale bir saldırı değil gözetleme kalesi olarak inşa edilmiştir. 4 katlı yapısı incelendiğinde en altta kilerin bulunduğu, diğer katların da yaklaşık 20 kişilik bir asker grubunu barındırmak için uygun olduğu anlaşılır.Kale çağlar boyunca iki kez tamir görmüştür. Önce Bizanslılar sonra da Osmanlılar kaleyi yine gözetleme amaçlı kullanabilmek için onarımdan geçirmişlerdir. Ancak hazine söylentileri nedeniyle kale definecilerin istilasına uğramış ve bu arada oldukça tahrip edilmiştir.(kaynak Şile Belediyesi )
Tadilat  bitmiş ama  tarih  katledilmiş gittim gördüm  gerçekten  bildiğiniz sünger bob olmuş gerçekten  çok acı  hiçbirşeyin kıymetini bilmiyoruz...Hele  tarihi eserlerimizin hiç...Avrupa  zamanında  bizden  çaldığı tarihi  eserleri  gözü gibi  koruyor biz bizdekileri kırıyor  yok ediyor  hatta  imara açmak için  tamamen  ortadan  kaldırıyoruz...


ilk kez gittiğimiz Şile Ağva da  ne  yenir derseniz bol bol  deniz  ürünü karides özellikle  güveçte  ve  mevsimie göre  balık tabiki ama bunun yanında herçeşit  damak  tadına  hitap  ediyor...Gidilip görülmesi gerekn yerlerden birisi Şile ve Ağva diyorum...

13 Temmuz 2016 Çarşamba

ŞİLE DENİZ FENERİ

Şile Feneri

Mahzun mahzun bakar hep ufuklara, 
İçinde saklayıp gamı, kederi. 
Yine de ısıtır hep gönülleri, 
Çilekeş bir kadın ''Şile Feneri.'' 

Hülyâlar kuruyor girip kuytuya, 
Sırma saçlarını dağıtmış suya. 
Gözünün yaşını karşı kıyıya 
Yolluyor hicranla ''Şile Feneri.'' 

Duyulur Şile'de gündüz ve gece 
Vahşi dalgaların şen kahkahası. 
Kulağa fısıldar usulca hece, 
Hayâllere dalar ''Şile Feneri.'' 

Fesleğen kokusu var perçeminde, 
Bülbüller şakıyor bak lehçesinde. 
Zamanı saklıyor gül bohçasında, 
Bir gize bürünmüş ''Şile Feneri.'' 

Denizinde dimdik yalçın kayalar, 
Yüzünde mehtâbın pembe izleri. 
Rüzgâr suda kıyıları oyalar, 
Gülümsüyor gibi ''Şile Feneri.'' 

Parlıyor tepede o ışık ışık, 
Yedi yabancıyla gönlü barışık. 
Hüzünlü olsa da, sevgiye âşık, 
Huzuru sunuyor ''Şile Feneri.''


Not şairi kim bilmiyorum Bayramda ki 3.5 gunluk Resmi tatilin bir gününde Şile Ağva kaçamaginda Şile deniz feneri yanından birkare fener mi o bir sonraki yazıda. ...

28 Haziran 2016 Salı

ORADAN BURADAN ŞURADAN...



Okuldaki etkinliklerden bir tanesi içerisinde de enerji verici çerezlerle doldurmuşlar hayat  çocuklara  güzel diyorum bazen...Sonra da  aklıma  savaş ortasında  kalan  ülkelerini terketmek zorunca kalan annesiz  babasız sevgisiz tacize maruz  kalan çocuklar geliyor aklıma içim daralıyor nefes alamıyorum... Rabbim sen tüm çocukları  koru...


Bu fotoğrafta  ilkbahardan kalma... Okulda  batman olan Atahan yorgunluktan eve gelince  uyuyup kalmıştı arasıra bu  fotoğrafa bakıp uyuyuan badman olmuşum anne  der ve hep  gülümser...

22 Haziran 2016 Çarşamba

ORGANİK YUMURTALARIMIZ OLDU





Daha  önceden  burada  bahsetmiştim hazır  kümes aldık  içerisine  dört piliç  birde  horoz  aldık pazar  günü  ilk yumurtalarımızı bize  verdiler  sağolsunlar  hergün  yumurtalarımızı  alıyoruz  artık... Harika  bir  duygu artık hergün yumrtalarımız  oluyor  Atahan çok ama  çok  mutlu  hergün  kreşten  geldikten  sonra  gidip folluğa  bakıyoruz  yumurta  var mı yok mu  diye ... Yumurtaları  görünce  bir  sevinç  bir  çığlık... Uzunca  bir süre  yumurta  almayız  artık  doğal  mis  gibi  organik organik takılırız...

13 Haziran 2016 Pazartesi

BIR YAŞ DAHA BÜYÜDÜK








Zaman gerçekten şu gibi akıp gidiyor...Giden zamanın önünden koşmaya çalışırken keyif almaya çalışmak en güzeli...Bu yıl ki doğum günü kutlaması için çok ama çok heyecanliydik...Daha 6 öncesinden haziranın 10 u nezaman gelecek demeye başlamıştı minik kuzu... Okulda arkadaşlarıyla küçük bir kutlama yaptık çok ama çok mutluydu kuzum...5. Yılımızı geride bırakırken Atahan  6 oldum nidalari atmaya başlamıştı bile nedense bir yıl önden gitmek istiyor....

5 Haziran 2016 Pazar

2 Haziran 2016 Perşembe

BAHAR DEPRESYONU





Böyle  mor mor  bir  yapıdan bakarken hayata...




Güneş  gibi batmak istiyorum derineeeee en derine...

30 Mayıs 2016 Pazartesi

BURSA HAYVANAT BAHÇESİ



Haftasonu Buradaki spor senliklerimizden ayrıldiktan sonra vakit de erken iken uzun zamandır gitmek isteyip de gidemedigimiz hayvanat bahçesine gittik... Bursa Büyükşehir Belediye  sini gerçekten tebrik ediyorum hayvanat bahçesinin giriş ücreti çok ama çok uygun herkes gelip görsün diye güzel bir uygulama yapmışlar girişte benden tam puan aldı. ..
Bu Kaplan sürekli dönüp dolaniyordu eşim bu kadraji zor yakaladı zira fotoğraf makinasıni yanımıza almayi unutmuşuk... hal böyle olunca is telefonlara düştü tabiki...

23 Mayıs 2016 Pazartesi

BİTKİ ÖZLERİNDEN PARFÜM NASIL YAPILIR







 İtalya  turumuzda Nemi köyü ziyaretimizde gördüm bu  küçük dükkanları... Nemi köyü  dağ çileği meyveleri ve bitkileriyle ünlü bir  köy bitki özlerinden parfümler oda kokuları sabunlar yapıyorlar... Bu küçük dükkana  girince kendimi başka bir boyuta geçmiş gibi hissettim nasıl bir  rahatlama anlatamam...

17 Mayıs 2016 Salı

Çocuklarınız için doğal bir gelecek: KÖY

Yemyeşil bir doğada hayatı keşfederek büyümek çocuklarınızın en doğal hakkı. Yapılan araştırmalara göre doğa ile iç içe büyüyen çocuklar, apartmanların içine sıkışarak yaşayan çocuklara göre pek çok avantaja sahip oluyor.
Philadelphia Çocuk Hastanesi, Gastroenteroloji ve Beslenme Bölümü doktorlarından Dr. Burdette ve Dr. Whitaker,  açık havada zaman geçiren çocukların fiziksel ve zihinsel olarak daha gelişkin olduklarının altını çiziyor. Yale Üniversitesi Doğa Bilimi Profesörlerinden Dr. Kellet ise, açık havada, doğada düzenli olarak zaman geçiren çocukların stressiz ve dikkat süreleri daha uzun çocuklar olduğunu dile getiriyor.
Doğa ile iç içe yaşayan çocuklar için keşfetmek, günlük hayatın bir parçası haline geliyor. Gözlemleme yetileri artan çocuklar araştırmacı, sorgulayan bir karaktere sahip oluyor.
Açık havada zaman geçiren çocuklar üzerine yapılan araştırmalar sonucunda, doğal çevrede düzenli olarak zaman geçiren çocukların daha üretken, stressiz ve dikkat sürelerinin daha uzun olduğunu net bir şekilde ortaya çıkıyor.
Pek çok araştırma, açık havada alınan gün ışığının D vitamini sentezi sağlayan etkisiyle, öğrenmeyi ve üretimi etkilediğini, bağışıklık sistemi için hayati önem taşıdığını, biyolojik saati düzenlediğini ve çocukların daha mutlu olmasını sağladığını gösteriyor.
Doğal çevrede büyüyen çocuklar, diğer çocuklara göre daha girişken ve daha sosyal oluyor. Bu durum ilerleyen yaşlarda çocuğun daha kolay arkadaş edinmesini ve hayata daha sıkı tutunmasını sağlıyor.
Doğanın çocuklara faydası saymakla bitmiyor. Siz de hem çocuğunuzun yemyeşil bir doğa içinde büyüyüp, hayatı daha güzel yaşamasını istiyor hem de geleceği için iyi bir yatırım yapmak istiyorsanız sizi KÖY’e davet ediyoruz.
Şehrin doğası: KÖY
Siyahkalem, Emlak Konut güvencesiyle, yeni ulaşım ve alt yapı yatırımları ile İstanbul’un gün geçtikçe değerlenen bölgesi Zekeriyaköy’de, vazgeçemediğiniz şehir yaşamını, yemyeşil bir doğa içinde KÖY ‘de size sunuyor. İçinde ÇarşıKÖY’ünden spor alanlarına, oyun parklarından okuluna pek çok olanakları barındıran KÖY ’de her zaman hayalini kurduğunuz hayat, uygun ödeme koşullarıyla sizi bekliyor. Siz de hem kendi geleceğiniz hem de çocuğunuzun geleceği için doğru bir yatırım yapın ve KÖY’de yerinizi alın.
Ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

BENİM KADRAJIMDAN




Her zaman fotoğraf makinası yanımda olmuyor ve tüm bu kareler telefonla kaydediliyor... Filtre kullanmıyorum çünkü fotoğrafları orjinal hallerinden bambaşka bir boyuta taşıyor ben hiç sevmiyorum makyajsız olmalı kareler...Işık netlik ne varsa öyle olmalı işte ...

11 Mayıs 2016 Çarşamba

UNUTKAN ANNLER


İşten eve bir milyon kafaya  gelip yemek bulaşık çocuğu yıka  kendini  yıka derken çay koyup  dinlenmek için hazırlık yapayım dedim...Rutin  ısıtıcıya  suyu koydum evet  koydum koymasına  da  ısıtıcıyı ocağın üstüne oturttum aradan 3-5 dakika  geçti ve  kendimi söylenirken buldum... 'bir ısıtıcı  kırk saatte kaynatmaz mı  yahu ' Sonra  birden  kafamda  soru işaretlerini dolaşırken  buldum... Acaba neyin kafasını yaşıyordum o an bilemem tabi:)


Hürriyet bumrang aracılığı  sleepy unutkan anneler daha fazla unutmasın diye  harika neşeli bir  ajanda göndermiş bana  ilaç gibi geldi:) Birileri sesimimi duydu  bilinmez ama  anneysen ve birde üstüne çalışan anneysen  bir ajanda  şart...

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Sana ne ifade ettiğini #AnneneHiçSöyledinMi?

Annenizin size olan sevgisini siz de anne olunca gerçekten anlayabilirsiniz... Nestlé İyi Büyüsün İyi Yaşasın Anneler Günü video’sunu izleyerek, siz de annenize olan sevginizi https://www.facebook.com/iyibuyusuniyiyasasin adresinden paylaşabilirsiniz.
Ayrıntılı bilgi almak için www.iyibuyusuniyiyasasin.com adresini ziyaret edebilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Nisan 2016 Salı

HAZIR KÜMES MODELİ



Dedemiz ne  zamandır  bahçeye  kümes tavuk istiyordu... İnternette  biraz araştırma  sonucunda  bu  modeli beğendik...İnternetten  sipariş  verecekken  Yalovada  bu tarz  hazır  kümes  yapan bir yer  bulduk daha  doğrusu  dedemiz  buldu  kümes geldi kondurduk bahçeye...


Tavuklarımız  geldi  daha  doğrusu  piliçlerimiz  geldi horoz  da  gelmek üzere... Tavukları  2 gün  çıkartmayın dediler yerini tanısın bilsin diye  bizde  öyle  yaptık (özgürlüklerini birazcık kısıtladık ama çabuk geçti  )


Atahan çok ama çok sevindi...Hele tavuklarin geldiği gün anne çok heyecanlandım yerimde duramıyorum dedi :))şimdi yumurtlarini bekleme zamanı..



18 Nisan 2016 Pazartesi

BÜYÜK İTALYA TURU 3 ( CASTEL GONDOLFO- NEMİ-POMPEİ-NAPOLİ )


Büyük İtalya turunun birinci bölümünü BURADA ikinci bölümünü ise  BURADA anlatmıştım...Durmak yok yola devam diyoruz ve dağ köylerine doğru geziye devam . ediyoruz...ilk durak Castel Gondolfo 
Castel Gandolfo, İtalya'nın orta kesiminde Lazio (Latium) bölgesine bağlı Roma ilinde köy ve kale.
Albano Gölü kıyısında, Alban Tepelerinde ve Roma'nın 24 km güneydoğusunda yer alır. Eski Alba Longa kentinin yerine kurulduğu sanılmaktadır. Adını, 12. yüzyıldaki Gandolfi düklük ailesine ait bir şatodan almıştır. 1608'de papalığın devredilmez mülkü; Papalık Sarayı'nın inşa edilmesinden sonra da papaların yazlık evi oldu. Yapımına, VIII. Urbanus döneminde (1623-44) başlanan saray, daha sonra VII. AlexanderXIII. Clemens ve IX. Pius dönemlerinde genişletildi. Sekiler biçiminde yapılmış büyüleyici bir parkı ve Roma imparatoru Domitianus'un evinin yıkıntıları üzerine yapılmış Barberini Villası'nı barındıran Castel Gandolfo, Vatikan Devleti'nin bir parçası olarak çeşitli ayrıcalıklardan yararlanır. Papa XIII. Gregorius'un (1572-85) kurduğu ünlü Vatikan Gözlemevi 1936'dan bu yana Barberini Villası'ndadır. Şatonun karşısındaki meydanda Gian Lorenzo Bernini'nin bir yapıtı olan S. Tommaso di Villanova Kilisesi yer alır. Bernini, sarayın yapımında Carlo Maderno ile birlikte çalışmıştır.
1960 Yaz Olimpiyatları'nda kürek yarışmaları Castel Gandolfo köyünde yapılmıştır. Köy, şeftalisi, şarabı ve gölde yakalanan balıklarıyla ünlüdür..(kaynak wikipedia)



İşte papanın yazlık sarayı... Neyse ki biz de henüz bir tane :)

17 Nisan 2016 Pazar

BÜYÜK İTALYA TURU 2 ( FLORANSA-PİSA-SAN GİMİGNANO-SİENA -ROMA)


Büyük İtalya Turunun 1. bölümünü BURADA anlatmıştım...

Üçüncü günümüzde Rönesansın doğduğu şehire Floransa ya geçtik...
Floransa (İtalyanca: Firenze), İtalya'da bir şehirdir. Kuzey İtalya'daki Toskana bölgesinin başkentidir ve kendi ismini taşıyan ilinmerkezidir. Kısa bir dönem, İtalya Krallığı'na da başkentlik yapmıştır.
Şehir, içinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuştur. Çevresindeki yerleşim alanlarıyla beraber yaklaşık bir milyona yakın nüfusa sahip olan şehir, geçmişte olduğu gibi bugün de İtalya ve Avrupa'nın önemli ticaret merkezlerinden biridir.
Bunun yanı sıra İtalyan Rönesansının doğum yeri olarak bilinen Floransa, kültürü ve mimarisiyle dünyaca ünlü bir turizm kentidir. Şehirde önemli sanat galerileri ve müzeler bulunmaktadır. Leonardo da Vinci ve Michelangelo bu tarihi şehirde yetişmiş dünyaca ünlü sanatçılardır. Yine ünlü yazar ve şair Dante Alighieri bu şehirde yaşamış ve ilham almıştır.
1520’li yıllarda, Nicollo Machiavelli (1469 – 1527) Floransa tarihini ilk defa kitaplarında anlattığı için Floransa’nın tarihi şu an oldukça iyi bilinmektedir. Nicollo Machiavelli, Medici ailesinin özel isteği üzerine “Istorie fiorentine” kitabını yazmış, ardından da 1525 yılında VII. Clemens olarak bilinen Papaz Guilio de Medici’ye bu kapsamlı eserini takdim etmiştir. Machiavelli, henüz gençlik yıllarında ülkesinin tarihi hakkında kitaplar yazmaya başlamıştı ve ilk kitabı Decannale dir. Buna benzer tarihi eserler verdiği için Machiavelli, ilk tarihçilerden birisi olmuştur.(kaynak wikipedia)





Floransa Duomo - Santa Maria del Fiore Katedrali Bu kadedralin en önemli özelliği mimari açıdan o kubbenin o kadar geniş çaplı bir yapıya oturtulması ve kubbenin birleştirilmesi...Uzaktan bakıldığında ince uçlu bir kalemle ve cetvelle çizilmiş gibi dursa  da yaklaşınca harika bir mimari yapı karşınıza çıkıyor...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...