24 Ağustos 2016 Çarşamba

BUGÜNLERDE HİÇ TADIM YOK


Evet  bugünlerde  hiç  tadım yok ülkemizin  son zamanlardaki durumu  hergün ölen  insanlar... Kelimeler  yetmiyor  bazen ifadelere.... Bu sabah  bahçemde yaza  veda  edercesine  solmaya  yüz tutmuş bu  çiçek günaydın der gibiydi... Gülümsemeyi güzel şeyleri paylaşmayı şaka yapmayı insanları  mutlu görmeyi özledim...

15 Ağustos 2016 Pazartesi

BALKONDAKİ ÇEKİRGE


Yaradan ne güzel yaratmış seni geçen gün balkonumun camında duran bu güzel çekirge tepkisiz öylece duruyordu. Atahan ile uzun uzun izledik... Bu kareyi de Atahan çekti kollarını bacaklarını inceledik yakından... Her bir uzvu ne güzel yaratılmış...

14 Temmuz 2016 Perşembe

AĞVA ŞİLE GEZİMİZ


Ramazan  bayramında  dokuz günlük tatilden  yararlanamayanlar  grubunda ben de  vardım  arife  yarım gün  çalışıp bayram  bitişi cuma  günü de  çalışıp isyan edenlerden  yani 3,5 gün  resmi  tatil yaptım babalar  gibi :) Bayramın birinci  günü  büyükleri ziyaret faslından  sonra  ikinci  günü  Ağva ve Şile  yapalım hemde  yeni  açılan Gazi  köprüsünü test  edelim dedik...
Biz İstanbul a giderken  İstanbul bize  geliyordu  karşı taraf  trafik  felç :)

Ağva Şile  yolu çok kalabalıktı  ilk önce  Şile  gideriz diye düşünmüştük  ama  oradaki trafiği görünce direk  Ağva ya  geçtik. Göksu  nehrinde  önce  tekne  turu yaptık sonra  Atahan ın  yüksek ısrarlarıyla  birde  deniz bisikletine  bindik sonra  kano yu  gördü  neyse ki vazgeçirdik :) Ağva gerçekten  güzel bir  yer  özellikle  kafayı  dinlemek  isteyenler  için  gerçi biz  çok kalabalık  bir  zamanda  gitmiş olsak  da  doğanın  kucağına  kendinizi atıp  kuş  ve  su  sesleri  ile  huzuru   bulabilirsiniz.




 Doğanın vermiş olduğu  rehavetle kendimize  zor  gelsekde  hareket zamanıydı  ve Şile  ye  geçtik... Şile  deniz  feneri görkemiyle nizamıyla  harika bir  yapı...

Karadeniz'deki kıyı emniyetini sağlayan iki fenerden biri olan Şile Feneri, diğer fenerler gibi, Osmanlı İmparatorluğu zamanında 1859 yılında yaptırılmış. Fener deniz seviyesinden 60 metre yükseklikteki kayalıklar üzerinde 110 cm. kalınlığında kule şeklinde inşa edilmiş. 20 deniz mili görüş mesafesine sahip olan, kurmal sistemli fener, ilk dönemlerde 3 fitilli gaz lambası ile çalışırken, 1968 yılında elektrikle çalışmaya başlamıştır.
Bugün müzeye çevrilen Şile Feneri'nin 150 yıllık bir geçmişi vardır.(kaynak  vikipedi)

Şile Feneri, Kırım Harbi’nde, Karadeniz’den İstanbul Boğazı’na girecek gemilerin yollarını bulabilmeleri için yapılmış fenerlerden biridir. Bu amaçla Boğazlar civarında 1856 yapılan Anadolu Feneri’nden sonra Sultan Abdülaziz tarafından 1858-1859 yılları arasında inşa edilmiştir. Taş kısmını Türk Mimarlar tasarlarken, metal aksamı ve mercek kristal sistemi de Paris’ten bir fabrikadan gelmiştir.
Fener kulesi, yapısının orijinal halini günümüzde de koruyabilmiştir. Sekizgen şeklinde ve 110 cm kalınlığında taştan yapılmış olan kule, gündüz iyi görülebilmesi için siyah ve beyaz enlemesine bantlar çizilerek boyanmıştır. Etrafı çiçeklerle süslü olan fenerin tepesine 72 basamakla çıkılır.
İnşa tarihinde ışık kaynağı olarak 3 fitilli gaz lambası kullanılan fener, 1968 yılında elektriğe çevrilmiştir. Bir dönüşünü 120 saniyede tamamlayan fenerin ışığı, sekiz adet göz biçimli mercekten yayılırken, fenerin çalışması duvar saatlerinde kullanılan sarkaç sistemi ile gerçekleşir ve dişli tertibatı bekçisi tarafından iki saatte bir saat gibi kurulur. Zamanında kullanılan, bugün artık antika değerini almış eşyalar ve gaz lambaları kuleyi daha da ilgi çekici kılar.Şimşekli deniz fenerleri grubunda olan Şile Feneri dakikada 4 defa çakar ve 1000 mumluk elektrik lambası ile aydınlanır. Uluslararası standartlarda birinci sınıf deniz feneri olan Şile Feneri, açık gecelerde yaklaşık olarak 35 mil mesafeye ışığını yayabilir ve açık havada İstanbul Boğazı’ndan görülebilir.( kaynak Şile Belediyesi)






Şile  deniz fenerinin karşısında bizi  ihtişamıyla tarihi Şile kalesi  karşılıyor... Günbatımının  tüm güzellikleriyle  bu  kareler  benden  hemde filitresiz... Zaten  çekilen  fotoğraflarda kullanılan filitrelere  karşıyım gerçi bu  benim tercihim doğal  olmalı fotograflar..( gerçi  herne kadar  doğallı savunsam da  zamnında burnuma  yaptırdığım estetiği söylemiyorum bile  ama  o mecburiyettendi  o  diye  hemen  bir  savunma  yapayım :)


Cenevizlilerden kalan limanda Ocaklıada’nın üzerinde yer alan Şile Kalesi ya da Ocaklı Kale’dir. Ocaklı Kale kendisini diğer kalelerden ayrılan silueti ile Şile’yi tanımlayan simgelerin başında gelir.
Beyaz renkli Ahmetli kireç taşları kullanılarak inşa edilmiş olan bu kale 12 metre yüksekliğindedir. Denizden gelebilecek saldırılara karşı koyabilmek amacıyla inşa edilmiş olan kale, bazı araştırmacılara göre Bizans İmparatoru Andronikas tarafından yaptırılmış, zaman içinde Osmanlılar tarafından da kullanılmıştır. Ancak son bulgular ise kalenin 2000 yıl önce Cenevizliler tarafından inşa edildiğini ve Şile’yi egemenliği altına alan diğer uygarlıklarca da kullanıldığını gösterir.
İlk düşünülenin aksine kale bir saldırı değil gözetleme kalesi olarak inşa edilmiştir. 4 katlı yapısı incelendiğinde en altta kilerin bulunduğu, diğer katların da yaklaşık 20 kişilik bir asker grubunu barındırmak için uygun olduğu anlaşılır.Kale çağlar boyunca iki kez tamir görmüştür. Önce Bizanslılar sonra da Osmanlılar kaleyi yine gözetleme amaçlı kullanabilmek için onarımdan geçirmişlerdir. Ancak hazine söylentileri nedeniyle kale definecilerin istilasına uğramış ve bu arada oldukça tahrip edilmiştir.(kaynak Şile Belediyesi )
Tadilat  bitmiş ama  tarih  katledilmiş gittim gördüm  gerçekten  bildiğiniz sünger bob olmuş gerçekten  çok acı  hiçbirşeyin kıymetini bilmiyoruz...Hele  tarihi eserlerimizin hiç...Avrupa  zamanında  bizden  çaldığı tarihi  eserleri  gözü gibi  koruyor biz bizdekileri kırıyor  yok ediyor  hatta  imara açmak için  tamamen  ortadan  kaldırıyoruz...


ilk kez gittiğimiz Şile Ağva da  ne  yenir derseniz bol bol  deniz  ürünü karides özellikle  güveçte  ve  mevsimie göre  balık tabiki ama bunun yanında herçeşit  damak  tadına  hitap  ediyor...Gidilip görülmesi gerekn yerlerden birisi Şile ve Ağva diyorum...

13 Temmuz 2016 Çarşamba

ŞİLE DENİZ FENERİ

Şile Feneri

Mahzun mahzun bakar hep ufuklara, 
İçinde saklayıp gamı, kederi. 
Yine de ısıtır hep gönülleri, 
Çilekeş bir kadın ''Şile Feneri.'' 

Hülyâlar kuruyor girip kuytuya, 
Sırma saçlarını dağıtmış suya. 
Gözünün yaşını karşı kıyıya 
Yolluyor hicranla ''Şile Feneri.'' 

Duyulur Şile'de gündüz ve gece 
Vahşi dalgaların şen kahkahası. 
Kulağa fısıldar usulca hece, 
Hayâllere dalar ''Şile Feneri.'' 

Fesleğen kokusu var perçeminde, 
Bülbüller şakıyor bak lehçesinde. 
Zamanı saklıyor gül bohçasında, 
Bir gize bürünmüş ''Şile Feneri.'' 

Denizinde dimdik yalçın kayalar, 
Yüzünde mehtâbın pembe izleri. 
Rüzgâr suda kıyıları oyalar, 
Gülümsüyor gibi ''Şile Feneri.'' 

Parlıyor tepede o ışık ışık, 
Yedi yabancıyla gönlü barışık. 
Hüzünlü olsa da, sevgiye âşık, 
Huzuru sunuyor ''Şile Feneri.''


Not şairi kim bilmiyorum Bayramda ki 3.5 gunluk Resmi tatilin bir gününde Şile Ağva kaçamaginda Şile deniz feneri yanından birkare fener mi o bir sonraki yazıda. ...

28 Haziran 2016 Salı

ORADAN BURADAN ŞURADAN...



Okuldaki etkinliklerden bir tanesi içerisinde de enerji verici çerezlerle doldurmuşlar hayat  çocuklara  güzel diyorum bazen...Sonra da  aklıma  savaş ortasında  kalan  ülkelerini terketmek zorunca kalan annesiz  babasız sevgisiz tacize maruz  kalan çocuklar geliyor aklıma içim daralıyor nefes alamıyorum... Rabbim sen tüm çocukları  koru...


Bu fotoğrafta  ilkbahardan kalma... Okulda  batman olan Atahan yorgunluktan eve gelince  uyuyup kalmıştı arasıra bu  fotoğrafa bakıp uyuyuan badman olmuşum anne  der ve hep  gülümser...

22 Haziran 2016 Çarşamba

ORGANİK YUMURTALARIMIZ OLDU





Daha  önceden  burada  bahsetmiştim hazır  kümes aldık  içerisine  dört piliç  birde  horoz  aldık pazar  günü  ilk yumurtalarımızı bize  verdiler  sağolsunlar  hergün  yumurtalarımızı  alıyoruz  artık... Harika  bir  duygu artık hergün yumrtalarımız  oluyor  Atahan çok ama  çok  mutlu  hergün  kreşten  geldikten  sonra  gidip folluğa  bakıyoruz  yumurta  var mı yok mu  diye ... Yumurtaları  görünce  bir  sevinç  bir  çığlık... Uzunca  bir süre  yumurta  almayız  artık  doğal  mis  gibi  organik organik takılırız...

13 Haziran 2016 Pazartesi

BIR YAŞ DAHA BÜYÜDÜK








Zaman gerçekten şu gibi akıp gidiyor...Giden zamanın önünden koşmaya çalışırken keyif almaya çalışmak en güzeli...Bu yıl ki doğum günü kutlaması için çok ama çok heyecanliydik...Daha 6 öncesinden haziranın 10 u nezaman gelecek demeye başlamıştı minik kuzu... Okulda arkadaşlarıyla küçük bir kutlama yaptık çok ama çok mutluydu kuzum...5. Yılımızı geride bırakırken Atahan  6 oldum nidalari atmaya başlamıştı bile nedense bir yıl önden gitmek istiyor....

5 Haziran 2016 Pazar

2 Haziran 2016 Perşembe

BAHAR DEPRESYONU





Böyle  mor mor  bir  yapıdan bakarken hayata...




Güneş  gibi batmak istiyorum derineeeee en derine...

30 Mayıs 2016 Pazartesi

BURSA HAYVANAT BAHÇESİ



Haftasonu Buradaki spor senliklerimizden ayrıldiktan sonra vakit de erken iken uzun zamandır gitmek isteyip de gidemedigimiz hayvanat bahçesine gittik... Bursa Büyükşehir Belediye  sini gerçekten tebrik ediyorum hayvanat bahçesinin giriş ücreti çok ama çok uygun herkes gelip görsün diye güzel bir uygulama yapmışlar girişte benden tam puan aldı. ..
Bu Kaplan sürekli dönüp dolaniyordu eşim bu kadraji zor yakaladı zira fotoğraf makinasıni yanımıza almayi unutmuşuk... hal böyle olunca is telefonlara düştü tabiki...

23 Mayıs 2016 Pazartesi

BİTKİ ÖZLERİNDEN PARFÜM NASIL YAPILIR







 İtalya  turumuzda Nemi köyü ziyaretimizde gördüm bu  küçük dükkanları... Nemi köyü  dağ çileği meyveleri ve bitkileriyle ünlü bir  köy bitki özlerinden parfümler oda kokuları sabunlar yapıyorlar... Bu küçük dükkana  girince kendimi başka bir boyuta geçmiş gibi hissettim nasıl bir  rahatlama anlatamam...

17 Mayıs 2016 Salı

Çocuklarınız için doğal bir gelecek: KÖY

Yemyeşil bir doğada hayatı keşfederek büyümek çocuklarınızın en doğal hakkı. Yapılan araştırmalara göre doğa ile iç içe büyüyen çocuklar, apartmanların içine sıkışarak yaşayan çocuklara göre pek çok avantaja sahip oluyor.
Philadelphia Çocuk Hastanesi, Gastroenteroloji ve Beslenme Bölümü doktorlarından Dr. Burdette ve Dr. Whitaker,  açık havada zaman geçiren çocukların fiziksel ve zihinsel olarak daha gelişkin olduklarının altını çiziyor. Yale Üniversitesi Doğa Bilimi Profesörlerinden Dr. Kellet ise, açık havada, doğada düzenli olarak zaman geçiren çocukların stressiz ve dikkat süreleri daha uzun çocuklar olduğunu dile getiriyor.
Doğa ile iç içe yaşayan çocuklar için keşfetmek, günlük hayatın bir parçası haline geliyor. Gözlemleme yetileri artan çocuklar araştırmacı, sorgulayan bir karaktere sahip oluyor.
Açık havada zaman geçiren çocuklar üzerine yapılan araştırmalar sonucunda, doğal çevrede düzenli olarak zaman geçiren çocukların daha üretken, stressiz ve dikkat sürelerinin daha uzun olduğunu net bir şekilde ortaya çıkıyor.
Pek çok araştırma, açık havada alınan gün ışığının D vitamini sentezi sağlayan etkisiyle, öğrenmeyi ve üretimi etkilediğini, bağışıklık sistemi için hayati önem taşıdığını, biyolojik saati düzenlediğini ve çocukların daha mutlu olmasını sağladığını gösteriyor.
Doğal çevrede büyüyen çocuklar, diğer çocuklara göre daha girişken ve daha sosyal oluyor. Bu durum ilerleyen yaşlarda çocuğun daha kolay arkadaş edinmesini ve hayata daha sıkı tutunmasını sağlıyor.
Doğanın çocuklara faydası saymakla bitmiyor. Siz de hem çocuğunuzun yemyeşil bir doğa içinde büyüyüp, hayatı daha güzel yaşamasını istiyor hem de geleceği için iyi bir yatırım yapmak istiyorsanız sizi KÖY’e davet ediyoruz.
Şehrin doğası: KÖY
Siyahkalem, Emlak Konut güvencesiyle, yeni ulaşım ve alt yapı yatırımları ile İstanbul’un gün geçtikçe değerlenen bölgesi Zekeriyaköy’de, vazgeçemediğiniz şehir yaşamını, yemyeşil bir doğa içinde KÖY ‘de size sunuyor. İçinde ÇarşıKÖY’ünden spor alanlarına, oyun parklarından okuluna pek çok olanakları barındıran KÖY ’de her zaman hayalini kurduğunuz hayat, uygun ödeme koşullarıyla sizi bekliyor. Siz de hem kendi geleceğiniz hem de çocuğunuzun geleceği için doğru bir yatırım yapın ve KÖY’de yerinizi alın.
Ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

BENİM KADRAJIMDAN




Her zaman fotoğraf makinası yanımda olmuyor ve tüm bu kareler telefonla kaydediliyor... Filtre kullanmıyorum çünkü fotoğrafları orjinal hallerinden bambaşka bir boyuta taşıyor ben hiç sevmiyorum makyajsız olmalı kareler...Işık netlik ne varsa öyle olmalı işte ...

11 Mayıs 2016 Çarşamba

UNUTKAN ANNLER


İşten eve bir milyon kafaya  gelip yemek bulaşık çocuğu yıka  kendini  yıka derken çay koyup  dinlenmek için hazırlık yapayım dedim...Rutin  ısıtıcıya  suyu koydum evet  koydum koymasına  da  ısıtıcıyı ocağın üstüne oturttum aradan 3-5 dakika  geçti ve  kendimi söylenirken buldum... 'bir ısıtıcı  kırk saatte kaynatmaz mı  yahu ' Sonra  birden  kafamda  soru işaretlerini dolaşırken  buldum... Acaba neyin kafasını yaşıyordum o an bilemem tabi:)


Hürriyet bumrang aracılığı  sleepy unutkan anneler daha fazla unutmasın diye  harika neşeli bir  ajanda göndermiş bana  ilaç gibi geldi:) Birileri sesimimi duydu  bilinmez ama  anneysen ve birde üstüne çalışan anneysen  bir ajanda  şart...

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Sana ne ifade ettiğini #AnneneHiçSöyledinMi?

Annenizin size olan sevgisini siz de anne olunca gerçekten anlayabilirsiniz... Nestlé İyi Büyüsün İyi Yaşasın Anneler Günü video’sunu izleyerek, siz de annenize olan sevginizi https://www.facebook.com/iyibuyusuniyiyasasin adresinden paylaşabilirsiniz.
Ayrıntılı bilgi almak için www.iyibuyusuniyiyasasin.com adresini ziyaret edebilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Nisan 2016 Salı

HAZIR KÜMES MODELİ



Dedemiz ne  zamandır  bahçeye  kümes tavuk istiyordu... İnternette  biraz araştırma  sonucunda  bu  modeli beğendik...İnternetten  sipariş  verecekken  Yalovada  bu tarz  hazır  kümes  yapan bir yer  bulduk daha  doğrusu  dedemiz  buldu  kümes geldi kondurduk bahçeye...


Tavuklarımız  geldi  daha  doğrusu  piliçlerimiz  geldi horoz  da  gelmek üzere... Tavukları  2 gün  çıkartmayın dediler yerini tanısın bilsin diye  bizde  öyle  yaptık (özgürlüklerini birazcık kısıtladık ama çabuk geçti  )


Atahan çok ama çok sevindi...Hele tavuklarin geldiği gün anne çok heyecanlandım yerimde duramıyorum dedi :))şimdi yumurtlarini bekleme zamanı..



18 Nisan 2016 Pazartesi

BÜYÜK İTALYA TURU 3 ( CASTEL GONDOLFO- NEMİ-POMPEİ-NAPOLİ )


Büyük İtalya turunun birinci bölümünü BURADA ikinci bölümünü ise  BURADA anlatmıştım...Durmak yok yola devam diyoruz ve dağ köylerine doğru geziye devam . ediyoruz...ilk durak Castel Gondolfo 
Castel Gandolfo, İtalya'nın orta kesiminde Lazio (Latium) bölgesine bağlı Roma ilinde köy ve kale.
Albano Gölü kıyısında, Alban Tepelerinde ve Roma'nın 24 km güneydoğusunda yer alır. Eski Alba Longa kentinin yerine kurulduğu sanılmaktadır. Adını, 12. yüzyıldaki Gandolfi düklük ailesine ait bir şatodan almıştır. 1608'de papalığın devredilmez mülkü; Papalık Sarayı'nın inşa edilmesinden sonra da papaların yazlık evi oldu. Yapımına, VIII. Urbanus döneminde (1623-44) başlanan saray, daha sonra VII. AlexanderXIII. Clemens ve IX. Pius dönemlerinde genişletildi. Sekiler biçiminde yapılmış büyüleyici bir parkı ve Roma imparatoru Domitianus'un evinin yıkıntıları üzerine yapılmış Barberini Villası'nı barındıran Castel Gandolfo, Vatikan Devleti'nin bir parçası olarak çeşitli ayrıcalıklardan yararlanır. Papa XIII. Gregorius'un (1572-85) kurduğu ünlü Vatikan Gözlemevi 1936'dan bu yana Barberini Villası'ndadır. Şatonun karşısındaki meydanda Gian Lorenzo Bernini'nin bir yapıtı olan S. Tommaso di Villanova Kilisesi yer alır. Bernini, sarayın yapımında Carlo Maderno ile birlikte çalışmıştır.
1960 Yaz Olimpiyatları'nda kürek yarışmaları Castel Gandolfo köyünde yapılmıştır. Köy, şeftalisi, şarabı ve gölde yakalanan balıklarıyla ünlüdür..(kaynak wikipedia)



İşte papanın yazlık sarayı... Neyse ki biz de henüz bir tane :)

17 Nisan 2016 Pazar

BÜYÜK İTALYA TURU 2 ( FLORANSA-PİSA-SAN GİMİGNANO-SİENA -ROMA)


Büyük İtalya Turunun 1. bölümünü BURADA anlatmıştım...

Üçüncü günümüzde Rönesansın doğduğu şehire Floransa ya geçtik...
Floransa (İtalyanca: Firenze), İtalya'da bir şehirdir. Kuzey İtalya'daki Toskana bölgesinin başkentidir ve kendi ismini taşıyan ilinmerkezidir. Kısa bir dönem, İtalya Krallığı'na da başkentlik yapmıştır.
Şehir, içinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuştur. Çevresindeki yerleşim alanlarıyla beraber yaklaşık bir milyona yakın nüfusa sahip olan şehir, geçmişte olduğu gibi bugün de İtalya ve Avrupa'nın önemli ticaret merkezlerinden biridir.
Bunun yanı sıra İtalyan Rönesansının doğum yeri olarak bilinen Floransa, kültürü ve mimarisiyle dünyaca ünlü bir turizm kentidir. Şehirde önemli sanat galerileri ve müzeler bulunmaktadır. Leonardo da Vinci ve Michelangelo bu tarihi şehirde yetişmiş dünyaca ünlü sanatçılardır. Yine ünlü yazar ve şair Dante Alighieri bu şehirde yaşamış ve ilham almıştır.
1520’li yıllarda, Nicollo Machiavelli (1469 – 1527) Floransa tarihini ilk defa kitaplarında anlattığı için Floransa’nın tarihi şu an oldukça iyi bilinmektedir. Nicollo Machiavelli, Medici ailesinin özel isteği üzerine “Istorie fiorentine” kitabını yazmış, ardından da 1525 yılında VII. Clemens olarak bilinen Papaz Guilio de Medici’ye bu kapsamlı eserini takdim etmiştir. Machiavelli, henüz gençlik yıllarında ülkesinin tarihi hakkında kitaplar yazmaya başlamıştı ve ilk kitabı Decannale dir. Buna benzer tarihi eserler verdiği için Machiavelli, ilk tarihçilerden birisi olmuştur.(kaynak wikipedia)





Floransa Duomo - Santa Maria del Fiore Katedrali Bu kadedralin en önemli özelliği mimari açıdan o kubbenin o kadar geniş çaplı bir yapıya oturtulması ve kubbenin birleştirilmesi...Uzaktan bakıldığında ince uçlu bir kalemle ve cetvelle çizilmiş gibi dursa  da yaklaşınca harika bir mimari yapı karşınıza çıkıyor...

16 Nisan 2016 Cumartesi

BÜYÜK İTALYA TURU (TORİNO-MİLANO-BERGAMO-VENEDİK) 1


Blog dediğin  günlüktür ama yoğunluktan blog neredeyse amacından uzaklaşır oldu... Ocak şubat mart devre sonu derken eşimle ikimiz beyinleri resetlemek için  bir yurt dışı turu daha  yapalım dedik...Daha  önceki yurtdışı turlarmızı ve  deneyimlerimizi burada , buradaburadahatta burada ve burada anlatmıştım... Tur şirketi olarak  tercihimizi yine prontotour dan yana yaptık ve harika bir rehberle tanışma fırsatını yakaladık...Sabah erkenden ülkeden ayrılıp ilk durak Torino dan başladık tura...

Torino (IPA: [toˈriːno], Piyemonte dilinde: Turin) Kuzey İtalya'da Piyemonte bölgesinin ve kendi ismin taşıyan Torino ili'nin başşehri olup, Alpler ile çevrili olan Po Nehri'nin sol kıyısında konumlanır.
Torino, İtalya'nın kuzey-batısında bulunan bir kentidir. Torino adı Keltcede "dağlar" anlamına gelen Tau sözcüğünden  gelmektedir. İtalyanca'da Torino sözcüğü "küçük Boğa" olarak tercüme edilebildigi için, şehrin flamasında boğa  resmi bulunur.(kaynak wikipedia..



Hani hep bulmacalarda çıkar ya iki harfli İtalya da  bir  nehir işte size Po nehri...


Torino Pallazzo  Madama  arkasinda- ortacağlara  özenti yapilmis  bir şato

12 Nisan 2016 Salı

BAHAR GELMİŞ HOŞ GELMİŞ


Bahar gelmiş hoş gelmiş  gerçi polenlerle aram iyi olmasa da  seviyorum baharı... Gerçi benim favori mevsimim sonbahar olsa da baharı da severim soğuk değil sıcak değil ...Bahar  gelince bizim bahçede işler artar dedemiz çok yoruluyor hal böyle olunca bizim  Atahan kolları sıvadı dedeye yardıma başladı...Bahçede iş çok Atahan ve dedemiz bu bahar çok yorulacak...



28 Mart 2016 Pazartesi

Ve Gün Başlar…

Güneş doğar, mis gibi kızımın kokusu ile uyanırım güne ve gün başlar… İşte öyle bir gün yine, keyifle kahvaltımızı yapıp sonrasında keyifli bir gün geçirmek istediğim bir gün bugün.
Olmazsa olmazlarım vardır ama sabahları, yemekle aram çok yoktur benim, yaşamak için yiyenlerdenim ama kahvaltılar hariç;) Günün her öğününü atlayabilirim ya da atıştırmalıklarla geçiştirebilirim sorun yok ama kahvaltı her zaman özene bezene olmalı benim için. Kendime geleceğim ve güne iyi başlayacağım ilk adımdır o çünkü.
Olmazsa olmazlarım; süte kahve kahvaltımda bana eşlik edecek. Ama sütün içerisine kuru türk kahvesi kastım, sütlü kahve bizim oraların deyişi ile, müthiş oluyor, deneyin derim.
Gelelim diğer olmazsa olmazıma; o sütlü kahve içilirken o gazetem okunacak arkadaş. Gazetenin keyfi bambaşkadır benim için. Dokunacağım gazeteme, hissedeceğim elimde, o gazete kokusunu dahi duyacağım. Haberlerle başlayıp hemen sonra ekine geçmeliyim gazetenin. İşte o zaman ikinci sütlü kahvem de eşlik edecek bana, cibelle-green grass çalacak bir yandan, çünkü gazetenin eki ile günlük hayatın stresinden, kaosundan uzaklaşıp, günümü renklendirmeye başlayacağım. Ne okuyorsunuz derseniz Hürriyet Gazetesi Kelebek Eki favorim derim. Neden mi, her gün iki ek şeklinde ve sadece magazin değil içeriği. Yaşama dair keyifli önerileri ve benim merak ettiklerim var içerisinde. Mesela bugünkü ek te, bebeğinizin dönüm noktaları, yaşa göre oyuncak seçimi vardı ki tam benlikti yani, sonrasında iyi yaşamaya dair ipuçlarını okuyup daha bir motive olmalıyım, hemen Osman Müftüoğlunun sağlık ile ilgili yazılarına göz atmalıyım, 4 farklı kafadan 4 farklı sesin çıktığı ve herkesin farklı bir bakış açısı getirdiği kısma 4’lü Konsey’e ise bayıldımm biz üniversitede çok yapardık üç dört arkadaş biraraya gelip bambaşka noktalardan bir konu üzerinde konuşurduk, müthiiiştir tek kelimeyle. Neyse, kaldığımız yerden devam edelim, biraz burçlar okunacak, o burçlar var ya resmen terapi gibi aslında, çok burçlarla ve astroloji ile alakalı biri değilim ama mutlaka okurum Oğlak burcunu, önemli kararlar alacaksınız, hedeflerinizden vazgeçmeyin, hafta ortasında güzel haberler alacaksınız…Sözün özü bana kendimi iyi hissettirir hatta kendi burcumdan hemen sonra eşimin ve kızımın burcunu da okurum:))) İtiraf edin hepimiz yapıyoruz bunu.
Ama favorilerimden birini sona sakladım. Biz bayanların hiç bitmeyecek kıyafet sevdası. Hani dizilerde, tv de denk gelip “Aaa ne güzelmiş, nerden aldı ki, kaç para ki” diye düşündüklerimiz var ya, Sibel Arna sen çok yaşa, hepsini güzel güzel anlatıyor walla.
Bir sabaha başlangıç, daha doğrusu keyifli bir sabaha başlangıç böyle işte, bir sütlü kahveyi ve gazeteyi ne çok anlattım dimi, seviyorum çünkü yazmayı, yazdıkça yaşıyorum sanki o anları. Şimdiyi anlatayım dilerseniz. Kahvem bitti, gazetemi de ekini de okudum keyifle ve bilgisayarımı açtım ve yazıyorum, en sevdiğim şeyi yapıyorum yazıyorum ama kulağımda hala cibelle-green grass;)
Keyifle kalın….
Kaynak: http://www.mavibebegim.com/

Bir boomads advertorial içeriğidir.

8 Mart 2016 Salı

SESSİZ OLUN HERŞEY YOLUNDA


Haftasonu  babamızı  iş yerine fazla mesai için gönderince biz de Atahan ile öğleden sonra kendimizi dışarı attık.... Çocuk parkına giderken kaldırımda Atahan bu minik  salyangozu gördü... Kaldırıma oturduk salyangozu incelemeye başladık... Başındaki antenler sırtındaki kabuk tek tek inceledik...Ne işe yaradığını anlattım...Sonra anne fotoğrafini  çekmek istiyorum dedi ve bol bol çekti. ...




Bunlar da benim çektiklerim....Karınlarını doyurmak için denizin nimetlerinden yararlanmaya çalışan martılar...



Bunlarda baharın gelişini kutlama çalışan harika köpekler nasılda güneşleniyor...Dünyamızda ve ülkemizde hersey o kadar yolunda gidiyor ki ben de insanları bıraktım hayvanlarla ilgileniyorum bu aralar... Bir de bugün dünya kadınlar günüydü değil mi... Kadın erkek eşitliğinin olduğu gün dünya kadınlar gününü kutlamaya gerek kalmayacak ben o günü bekliyorum....Yine hayattan çok şey bekliyorum biliyorum....



29 Şubat 2016 Pazartesi

ŞEKER KIZ KENDİ


Geçen gün arabada lazim olur diye küçük bir yastik arayışına girmisken    kayinvalidemden bu supriz yastik cikti... Nasil sevindim anlatamam hani altin bulmus gibi oldum derler ya iste aynen ondan... üstündeki resim etkilemisti beni.. çocukluğumuzda çok fazla çizgi film karakteri yoktu daha doğrusu çizgi film yoktu...Şeker kız kendi ne çok severdim yahu masumiyet sevgi ne güzeldi...Ne çok severdim sarı saçlarını birde iri kocaman gözlerini.... Zaman nasıl da hızla geçmiş eskiler meğerse ne de güzelmiş...offf tamam yaşlanıyorum kabul...

28 Şubat 2016 Pazar

Anında Beyazlık: IPANA PERFECTION

İLK KULLANIMDAN İTİBAREN BEYAZLATAN DİŞ MACUNU, IPANA PERFECTION!
Türk toplumu genel olarak çayı sever derler ama ben kahveciyim. Sanırım bu alışkanlık bana Amerika’da okula gittiğim dönemlerden yadigar…  Keşke oradan bana kalan kahve değil de, günde iki kez spor yapıyor olma alışkanlığım olsaydı… Ama hep zararlı şeyler keyif verir ya insana, bendeki de o hesap. Güne bir bardak sade neskafe içmeden kesinlikle başlayamıyorum ve en az 5-6 bardak nescafe, 2 fincan da Türk kahvesi içerek günümü tamamlıyorum. Akşama doğru hafif bir kalp çarpıntısı ve lekelenmiş dişlerden nasibimi alıyorum. Bu gidişata bir son vermem lazım biliyorum, en azından sağlığım için… Ama dişlerime gerçekten harika beyazlık sağlayan, lekelerden eser bırakmayan bir çözüm buldum. Yıllardır bu konuda inanın çok diş macunu denedim, bir çoğunun hiç ama hiç faydasını görmedim.. Fakat bu ürün bambaşka.
Son günlerde market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü Perfection’a denk geliyordum. Biliyorsunuz ben de dişlerimin beyazlığına ve mükemmelliğine çok özen gösteririm ve bunun için sürekli yeni ürünleri deniyorum. Her yerde bu kadar görünce ve 3 günde %100’e kadar lekesiz iddiasını duyunca, bir de üzerine diş hekimim bu ürünü kullanmamı önerince hemen aldım. Performansına gerçekten şok oldum, ilk kullanımdan itibaren diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini fark ediyorsunuz.
Beyaz bir gülümseme de aslında sahip olunması gereken en önemli özellik benim için. Yeni İpana Perfection Mucize gibi. Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım. Üstelik beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş minenize hiç bir zarar vermiyor.
Aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da aldım hemen, o  da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre keskin bir ferahlık sağlıyor.
Procter and Gamble’ın dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana, Amerika’da Crest markasıyla pazara sürdüğü ürünün birebir aynısı. Zaten sanırım algı olarak kahve alışkanlığımın oradan kalmış olması ve Crest’in de Amerika’da en çok tercih edilen diş macunu olduğunu biliyor olmam bu ürünü itirazsız tercih etme sebebim oldu.
PERFECTION 3 günde diş yüzeyindeki lekelerin %100’e kadarlık kısmını etkin biçimde çıkarıyor. P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın tam 2 Katını iade ediyor. Beyaz gülüşlere önem verenler bu ürünü deneyin, pişman olmayacaksınız.
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!

Ağız bakımı ile ilgili detayları öğrenmek isterseniz www.agizbakimuzmani.com linki inceleyin derim.
#ipanaperfection #gülüşünügöster
İçerik Kaynak: http://www.melinasmom.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0

Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Şubat 2016 Perşembe

MUZ HAKKINDA BİRBİRİNDEN İLGİNÇ 20 BİLGİ

Dünyada en fazla tüketilen bitkilerden biridir muz. Bazı insanlar tadı ve kokusu için tercih etse de aslında vücut için çok önemli bir besindir.

1. Dünyada her yıl yaklaşık 100 milyonun üzerinde muz tüketiliyor.

Dünyada her yıl yaklaşık 100 milyonun üzerinde muz tüketiliyor. Muz Hakkında Birbirinden İlginç 20 Bilgi Muz Hakkında Birbirinden İlginç 20 Bilgi dunyada her yil yaklasik 100 milyonun uzerinde muz tuketiliyor  mt28wdl1tw

24 Şubat 2016 Çarşamba

60 SANİYEDE UYUTAN FORMÜLÜ BULMUŞLAR







Harvard'lı bir doktor olan Andrew Weil uzun zamandır uyku ve nefes alma teknikleri üstünde çalışıyordu.

Geçtiğimiz günlerde "4-7-8" ya da "Rahatlatıcı Nefes" olarak adlandırılan uyuma tekniğini sosyal medyadan paylaştı ve bu yazıyı hazırlayan kişi olarak ben dahil yüzlerce kişiyi telefon ya da bilgisayarı başında uyutmayı başardı. Uyutamadıkları ise ağır şekilde sersemledi ve uzun süre esnemek durumunda kaldı.

 İşte sizi 60 saniyede uyutacak yöntem...

Dilinizi yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi üst dişlerinizin arka kısmına değecek pozisyonda tutun.

Ağzınızı kapatıp burnunuzdan 4'e kadar yavaş yavaş sayarak nefes alın.

Nefesinizi tutun ve içinizden 7 kere sayın. Nefesinizi verirken 8'e kadar sayın.

Bu işlemi 3 defa daha yapın. Toplamda 76 saniye geçmiş olacak. Çoğu kişi genelde 60. saniyede uyumuş oluyor!

Bu metodu denerken kesinlikle sadece nefes almaya ve metoddaki sayım işlemlerine odaklananın. Uyuyamazsanız Dr. Weil "Bu işi bırakırım" diyerek garanti veriyor.

Sizler için yaptığımız denemede kesinlikçe bu yöntemin sersemletici bir etkisi olduğunu gördük. Uyku inanılmaz bir şekilde kaçınılmaz hale geliyor. Herkese şimdiden tatlı rüyalar...
KAYNAK :  burada

23 Şubat 2016 Salı

ALAÇATI SOKAKLARINDA İLGİNÇ SÜS EŞYALARI


Eski resimlere bakarken yazın Alaçatı  sokaklarında ki fotoğraflarım gözüme  takıldı... Hediyelik eşya  satan küçük dükkanlardaki bu ilginç süs eşyaları çok ama çok güzel görünüyorlar.. Bir anda insanın hepsini  alıp evine yerleştiresi  geliyor ki hiç  bana  göre  değil... Evimde bu  tarz  şeyleri  pek  sevmiyorum genelde  sadelikten yanadır  tercihim.. Ama renkler insanı cezbediyor bazen...

Aslında bakınca  bu  baykuş ve  çiçek figürlü  süsler  tam kış bahçemdeki duvara  uygunmuş şimdi fotoğrafa  bakınca  birden çağrışım yaptı ama  iş işten geçti  hayrola...



Melek  kanatlı ayna da  hiç  fena  değil kapı girişine hoş olur ama... Gözleriniz canlansın biraz...








Evimde  süs eşyaları  sevmediğim gibi  takı takmayı da  sevmem  nasıl  bir  cinslik varsa  artık bende:) Ama  bakmaya  izlemeye  doyamam alırım hediye ederim bende  böyle  cins  biriyim işte....

Bu arada bunları yazıyorum ama aklım beynim  başka  yerlerde... Bu ülkede dört şey  olmayacaksın... Kadın, çocuk,  ağaç ve  sokak hayvanı... yoksa  katledilmek için çok müsaitsin demektir....

14 Şubat 2016 Pazar

SAĞLIKLI BESLENME...



Sağlıklı beslenebilmek için herşeyi yaparım diyenlerden misiniz.. Ozaman bu yazı ve fotoğraflar size göre... Evet dengeli beslenmek şart oldu hayatımızda.. o kadar çok GDO lu besin var ki  etrafta ayırt edebilmek sebzeye yönelmek ki onun da en tazesini ve organigini bulabilmek çok zor ken... Geçen gün kuzenim kendi tavuklarinin yumurtasi ndan getirmişti kahvaltı da pisirdim sarısini görmeniz lazımdı nasıl canlı bir sarı işte dedim tam köy yumurtası...Eskiden annem mutfakta tavuk pişirirken düdüklü de saatlerce pişiridi suyundan bol şehriyeli çorba yanında da pilav doyamazdik yemeğe... Şimdilerde öylemi bırak düdüklü tencereyi normal tencerede 15 dk da pişiyor...Artik o tavuklari yetiştirirken ne yediriyorlarsa  gerisini siz düşünün...Bizler biraz daha şanslıyiz şimdiki nesile göre....


Ülkemizde maalesef yanlış yönetilen tarım ve hayvancılık politikaları nedeniyle sağlıksız bireyler olarak yol almaya çalışıyoruz..Hatırlar mısınız bilmem ama ilkokuldayken sosyal bilgiler dersinde  TÜRKİYE  den şöyle bahsedilirdi... 
Türkiye tarim ve hayvancılık konusunda kendi kendine yetebilen ülkedir...Artik yıllardır böyle bir  ülke olmadığımız için dışa bağımlı bir ülke olarak yol alıyoruz... Ne acı ki samanı bile dışarıdan alan bir ülke olduk... Kırık tohumlar sayesinde üretilen bir üründen  seneye  de devam ettiren bir tarım olusmuyor . Oluşmasın ki seneye yine tohum satın almadan üretim yapamayalim...




Çocuklarımızın geleceği için sizde birseyler yapabilirsiniz aslında yediğiniz her meyve ve Sebzenin çekirdeklerini kurulup saksınıza bahcenize pikniğe gittiğinizde ormana ekin gitsin meyve vermez belki aşılanmadığı için ama en azından doğaya bir katkı sağlamış olursunuz...
Saglikli mutlu haftaniz olsun....

9 Şubat 2016 Salı

GAGOZ İÇEN VAR MI ?


Gagoz ile  ilk tanışmam Bursa da oldu. Waffle  yemek için oturduğumuz  bir  cafe de  masanın  üstüne  ikram  için koymuşlardı... İlgimi  çekti  üzerindekileri okuyunca  da  başladım  gülmeye ....

İçindekiler : Doğala özdeş karizma, renkli menkli bir hayat, cool kızlar dünyayı kurtaran adamlar...Matrak asit içerir. Tek yan etkisi geğirtir... Tikilerin ulaşamayacağı yerlerde saklayınız....  Gagoz bir Feza markasıdır...

Tadı  nasıl  mı ? içmedim ki :)


28 Ocak 2016 Perşembe

EVDE WAFFLE NASIL YAPILIR

 

Dışarıda  yediğimiz harika lezzetli waffle ları istediğimiz zaman evde  nasıl  yapabilir diye  düşüneneler bu  yazı  size  gelsin  yeter ki evde  gerekli malzeme  ve  araç  olsun... Waffle ın marketlerde  satılan  hazır  karışımı var  ondan bir tane edinin üzerindeki tarife  göre süt  ve  yumurta ilave  edin tam kıvamında  waffle hamurunu elde ediyorsunuz. Yok ben evde waffle hamurunu kendim hazırlarım derseniz onun tarifini bilmiyorum (bakınız  google amca )


Sonra  bir adet  waffle makinesine  ihtiyacınız  var  dökümü iyi olanlardan alın yoksa  hamurlar  elinizde  patlar  bizzat  test ettim  Korkmaz lar  a ait  bu  waffle makinesi  harika  yakmıyor  yapıştırmıyor ...


Önce waffle  makinenizi iyice ısıtın  her yerine fırça  yardımıyla  tereyağ sürün  sonra  karışımı dökün....


Waffle ı kimi  kuru  sever  kimi biraz  daha yumuşak arzunuza göre  pişirin  süsleme  için  kivi çilek  muz  nutella ve  çikolata  sosu  kullanabilirsiniz...


Pişen waffle  hamurunun üstüne  imce  bir tabaka şeklinde  nutallayı  sürün  sonra  muz ve  kivi ile  süsleyin en  üste  de  fındık fıstık ooooo sonra  gelsin kaloriler  gitsin egzersizler...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...